banner114
banner146
banner122

İnsanoğlu kendisinde bulundurduğu niteliklerle adeta bir istisnalar yığınıdır. Diğer canlılarda bulunamayan bir çok özelliğe sahiptir.  Örneğin; insan akıl sahibidir, bu yüzden sahtekarlık yapabilir. Ayrıca insan diğer canlılar gibi boyunduruk altına alınamaz, insan özgür bir varlıktır, bu yüzden bir başkasını köleleştirebilir.  Sonra insan ırkının duyguları vardır, bir başkasını rahatlıkla incitebilir. İnanma kabiliyeti de vardır insanın, kendi doğrusu uğruna binlerce masum katledebilir. Akıl sahibi olmasının bir gereği olarak insan ırkı çokta güzel alet kullanır, kitle imha silahlarını tasarlayarak bunu tüm canlılara kanıtlamıştır. Bu ve daha nice istisnai özelliği bünyesinde barındırarak, kendisini diğer tüm canlılardan ayırabilen insanoğlu hiç şüphe yok ki kainatın en değerli ve en gelişmiş canlısıdır.

Yaşadığımız dünya, varlığını sürdürebilmek için birtakım kanunlara sahiptir. Mesela; Newton'un evrensel kütle çekim kanunu... Bu kanuna göre; maddesi, kütlesi ne olursa olsun iki obje birbirlerine çekim kuvveti uygular. Ya da Termodinamik Kanunlarından;  ''Enerji yoktan var edilemez, var olan enerji yok edilemez, sadece bir şekilden diğerine dönüşür.'' Yahut ''Arşimet Prensibi'' diye bildiğimiz ''suyun kaldırma kuvveti'' bahsi geçen kanunlardan bazılarıdır. Bu kanunlar sayesinde evren kendi işleyişini sürdürmekte, canlılar hayatlarını idame ettirmektedir. Kanunların olmadığı yerde sistemden, sistemin olmadığı yerde dengeden söz edilemez.  Dengenin olmadığı yerde ise kaos vardır.

Ne tuhaftır ki yaşadığımız sistemde ''denge'' bir bakıma ''zıtlıkların'' varlığına bağlıdır. Birbirlerinin düşmanı olan tüm zıtlıklar aynı zamanda birbirlerinin varlığını sağlarlar. Adeta birbirlerine karşı olan tüm farklılıkları ve zıtlıkları onları hayatta tutar. Gece olmadan, gündüzün ışığı manasız; çirkin olmadan güzel iltifatsız; biber olmadan şeker tatsız, ölüm olmadan hayat anlamsız kalır. Yaşamın, zıttıyla bu denli uyum içerisinde olduğu yerde, varlıkta zıttııyla kaim olur elbette.

Güneş son kızıllığını ufkun üzerinden çektiğinde vazifeyi karanlık devralır, beslenmek için geceyi bekleyen canlılar artık güne başlamıştır.  En tatlı hatıralarımızın tozlu sayfalarında en acı hatıralarımızı barındırır, en zor anlarımızda en ümit dolu türkülerimizi mırıldanırız. Doğumu da ölümü de gözyaşları ile karşılar, ancak yaşlarımızı zıt duygularla akıtırız. Sıcak sobanın etrafında  bir araya geliriz, gecenin ayazında da ısınmak için aynı battaniyenin altına gireriz. Sıcakta soğuğa, soğukta sıcağa hasret besler; kışın baharı, baharda kışı özleriz... Zıttımıza aşık olur, bize benzeyenden çokta haz etmeyiz. İşte zıtlıkların bu uyumundan varlık kaim olur, bizden olmayan ayakta olabilmemizin en temel kaynağını oluşturur.

Ancak yeryüzünün istisnası olmayı alışkanlık haline getiren insanoğlu için durum biraz farklıdır. O zıttıyla uyum içinde olmaktansa düşman olmayı, zıttıyla var olmaktansa yok olmayı tercih etmiş, aynadaki yansımasını yok etmek için önce kendi bedenini dar ağacına çekmiştir. Sağdakiler sol yanını; soldakiler sağ yanını unutunca,  uçsuz bucaksız tüm caddeler bir gecede çıkmaz sokak olmuş, pusula zıt kutbu olmadan doğru yön diye karanlığa yönelmiş... Kim haklı? Karar vermek için kılıçlar kınından çıkınca, herkes haksız olmuş olacak ki kılıç herkesi kesmiş. Kışçılar, yazın güneşine dayanamayıp kavrulmuş; yazcılarda, kışın ayazına yenik düşüp donmuş.

Mevlânâ'nın da dediği gibi;

Her yaratılan çift, birbirine zıt yaratılmış ve aralarına çekicilik konmuştur. Zıtların uyumundan hayat doğar. Zıtların çatışması ölümdür.

Yani varlık zıttıyla kaim, ''zıtlaşma'' ile kaotiktir.

Bizler farklı fikirlerin olmasını zenginlik sayıyor sonra da bizim fikrimizi benimsemeyen kim varsa zemmediyoruz. Çok kültürlü olmayı bereket sayıyor, ama eski köye yeni adet kabul etmiyoruz. Bizler en çok kendimizi çoğaltmak, aciz benliklerimizi tanrının konumunda görmek istiyoruz. Bu yüzden de zıtlarımız ile var olmayı değil zıtlıklarımızla yok olmayı tercih ediyoruz.

Pusulamızın yeniden doğru yönü gösterdiği günlerde buluşmak dileğiyle kalın sağlıcakla..                                   

Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın; Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın!.. Necip Fazıl Kısakürek

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.