banner114

Halk arasında yaygın  bir söylem vardır.”Bir musibet bin nasihatten daha iyidir.”Yılbaşından buyana dünya bir “KORONA” virüsü korkusu ile uğraşıyor.31 Aralıkta Çin,27 Ocakta Fransa,İran  İtalya ve daha sonra tüm Avrupa bu virüsle uğraşmaya başladı.Bu tarih itibariyle bilanço 200.000 hasta ve 8000 ölüm.ANTARTİKA kıtası hariç tüm kıtalara yayılmış.Trafik kazalarına,kaza kurşunlarına,orman yangını ve kadın cinayetlerine fazla önem vermeyen toplumumuz “Korona “virüs karşısında aniden alarma geçti.Bu bir milli duyarlılıktır.Hayra alamettir.Millet için gelişmedir.Böylece  zor günlerde milletçe kaynaşma ve bütünleşme sağlanmış oluyor.

Nitekim salgının Çin’den ülkemize  sıçramasından önce devlet ve milletçe aldığımız önlemler neticesinde şu ana kadar en az zarara uğrayan ülke olduk.Bu tamamen alınan tedbirler ve halkın bu tedbirlere riayeti sayesinde olmuştur.Buna mecburduk.Zira bizlerin Türkiye’den başka gidebileceğimiz yerimiz yok.Aynı gemi içindeyiz.Batarsak birlikte batacağız.Onun için birlikte yaşamayı öğrenmek zorundayız.Dünyanın süper devletlerinin her biri dünyayı bir anda yok edecek silahlara sahip.Kıtalar arası balistik füzeleri var.Gerek ABD ve gerekse AB ülkeleri sanayileri gelişmiş en zengin ülkeler.Dünyaya ferman okuyorlar.Ama gözle görülmeyecek kadar bir “virüs” le mücadelede aciz kalıyorlar.İşte bu mazlumun ahını almaktan kaynaklanıyor.Irak’ta ,Suriye’de günahsız olarak öldürülen milyonlarca çocuk,kadın ,genç ihtiyarın ahı yerle gök arasında kalmadı.İlahi nizamı sağlayan bir güç vardır.Savaş nedeni ile topraklarından göçe zorlanan insanların Avrupa’ya gitmek için gayret sarfederken  Akdeniz’de sulara döküldüler.Bu kış şartlarında memleketlerinde göçe zorlanan 5-6 milyon sığınmacı derme çatma çadırlar altında aç ve susuz hayat mücadelesi verirken kendilerini medeni  sayan Avrupa ülkeleri bu sığınmacılar kapılarını kapatıp tel örgülerle sardılar.Ama Türkiye 6 yıldan beri bunların bir kısmını bağrına basıp ihtiyaçlarını karşılarken,diğer kısmını güvenli bölgede barındırmaya çalışıyor.İşte Osmanlı kültür ve terbiyesi bu.Türkiye sığınağı ve barınağı olmayan mazlumlara el atmıştır.

Yaklaşık üç aydan beri olup bitenler bilimin üstünlüğünü bir defa daha kanıtladı.Tüm insanlar zengin fakir,güçlü güçsüz,herkesin eşit olduğunu görmüş oldu.Tedbirin önemini  ve elimizde olduğunu  anlamış olduk.Türkiye’nin  güçlü bir sağlık hizmeti olduğu görüldü.İnsan için güçlü bir bağışıklık nasıl gerekiyorsa devletler için de gerekli.Devlet için bağışıklığın yolu eğitimden geçer.Paniğe kapılmadan önlemlerimizi alacağız.Zira etrafta dolaşan  “virüs” değil,insanlardır.

Dünyanın en büyük 10 ilaç şirketi Türkiye’de çalışıyor.Yerli ilaç şirketi sayısı 350.Yabancı firma sayısı 128.Ülkemizde sermaye ve teknoloji eksikliği nedeniyle ilaç sanayimiz gelişememiş olduğu için  ilaç sanayimiz yabancılara bağlıdır.Gönül ister ki savunma sanayisinde olduğu gibi yerli ilaç sanayinde de hamle yapıp dışa bağımlılığı azaltmak olmalıdır.Taşıma su ile değirmen dönmüyor.

Türkiye’de yalan ve uydurma haberle halkı telaşa kaptırıp ,korku salmak isteyenlerle mücadele etmek hepimizin görevidir.Bu aynı zamanda virüsle mücadele etmek kadar önemlidir.İnanıyoruz ki Türkiye bu virüs salgınını en az zararla atlatan ülke olacaktır.Yeter ki mücadelede devlete yardımcı olalım.

ahmetaksoy6161@gmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108