banner114

Türk siyaseti için önemli bir isimdi…

Her şeyden önce müthiş bir vatanseverdi…

Milliydi, hep milli olması hasebiyle gündemde oldu, gündemler oluşturdu.

Yaptığı dini sohbetlerle kitleler tarafından kabul görüp, o kitlelerin gönüllerine girmeyi başardı.

Açıkçası çok renkliydi…

Açıkçası her canlı gibi o da faniydi.

Ve geldi, Türk siyasetine söylemleriyle önemli izler bıraktı.

Ve gelip geçti…

Kahrolası bir virüs onu aramızdan çekip aldı.

Evet Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Haydar Baş, her canlının tadacak olduğu ölümü tadarak bu fani dünyadan ebedi yaşayacak olduğumuz dünyaya göç eyledi…

Allah’tan kendisine rahmet diliyorum..

Mekanı cennet bahçeleri olsun…

Sevenlerine ise sabırlar niyaz ediyorum…

BİR DURUN NE OLUR?

Akıl tutulması mı yaşanıyor?

Veya insanlar aklını mı kaybettiler?

Veya bunun adı meydan okumak mı?

Veya yel değirmenleri ile savaşıldığı gibi Koronavirüsle de sokakta, caddelerde savaşmaya mı çalışılıyor?

Ya da neyin kafasını yaşıyorsunuz?

İnanın anlamakta zorluk çekiyoruz.

Yahu arkadaş ne yapmak istiyorsunuz?

Derdiniz, sıkıntınız amacınız nedir?

Allah aşkına neden evlerinizde kendinizi izole etmiyorsunuz?

Her gün vaka ve ölüm sayısı artarak devam ediyor.

Nerede duracağını kimse kestiremiyor!

Yahu arkadaş Allah aşkına ne olur?

Birkaç gün evlerinizden dışarı çıkmayın.

Siz hala yaşananları farkında değil misiniz?

Realite kendimizi izole etmedikten sonra, virüsün önünü kesmemiz mümkün değil.

Virüsle mücadele etmemiz ise böyle devam etmesi halinde bırakın günleri aylar sürecek gibi

Yapmayın etmeyin…

Bir durun ya Allah aşkına bir durun.

Nedir ya, dalgamı geçiyorsunuz?

Belirli bir kesim var. Mübarekler sanki özel yaratıklar, özel oldukları için bunlara virüs bulaşmayacak!

Halbuki, karşımızdaki düşmanın nereden geleceği belli değil.

Belli olmadığı için kimin ne olduğu olacağı da belli değil.

Bu işte uzman olan bir doktorumuz, vaka sayısının 500 bin ila bir milyon arasında olduğunu söylüyor..

İşte onun için diyorum ki, düşmanın nereden geleceği belli değil.

Biraz sabır gösterip iki hafta evlerden çıkılmasa ülke olarak bu virüs illetiyle mücadelede epey yol kat etmiş olacağız.

YAZIK GÜNAH DEĞİL Mİ?

Olaya bir de şu pencereden bakalım.

Koronavirüs ülkemizde görülmeye başlandığının haftası bir dizi önlem alındı.

Okulların tatil edilmesinden tutun, dükkanların, cafelerin, çay ocaklarının, lokantaların kapanmasına kadar binlerce iş yeri kepenk kapatmak zorunda kaldılar.

Kapatma nedenleri ise virüsle iyi mücadele etmek ve en kısa sürede virüsü kontrol altına almaktı.

Bu iş yerleri kapanalı neredeyse bir aya yakın zaman oldu.

Hala daha ne zaman açılacakları da belli değil.

Bakın o işyerlerinde çalışan binlerce kişi…

O iş yerlerinin sahipleri bir o kadar daha kişi…

Bu kişilere bağlı bir o kadar kat be kat fazlası bakmakla yükümlü oldukları bireyler var.

O sokakta cirit atıp, virüsün kontrol altına alınmasını uzatan zatlar, dışarı çıkarken hiç mi vicdanınız sızlamıyor.

Virüsün kontrolü ne kadar uzarsa o işsiz insanların ve iş yerini kapatmak zorunda kalan insanların yaşamları çok daha zorlaşacaktır.

Eğer ki, virüsün beli erkenden kırılabilirse, en azıdan o insanlarımızın yaşadığı mağduriyetler bitmiş olup, acıklı bir yaşam öyküsü yazmaktan kurtulmuş olacaklar.

Bizim isyanımız bunadır.

Bizim isyanımız ekmek kaygısı yaşayan insanlarımızın düştüğü durumadır.

Bizim isyanımız kendini bilmezlerin yarattığı sıkıntıdan dolayı onlaradır?

Bizim isyanımız evine bir parça ekmek getirmek için ölümü göze alanların çalışmak zorunda olduklarınadır.

KİM AK KİM KARA?

Kimse bir yerlerine süs takıp hikaye okumasın!

Kime şimdi kalkıp da lafontenden masallar anlatmaya çalışmasın!

Büyük fotoğraf ortada.

O fotoğrafta olanların hepsinin o gece neler yaptığı, neler yazdığı da ortadadır!

Çünkü hepsi kayıtlarda var.

Evirip kıvırmanın bu saatten sonra hiçbir hükmü yoktur.

Haniya doktor diyor ya, ‘Ne yersen ye…’ diye, Yaşanan hikaye de aynen böyle…

Ha bundan sonramı ne yapılmalı?

Bundan sonra o büyük fotoğrafa bakıp, Trabzon siyasetinde yeniden yol haritası yapılmalı.

Bundan sonra o büyük fotoğrafa bakıp, kimlerle yol ve dava arkadaşlığı yapılmalı diye karar verilmeli.

Bundan sonra o büyük fotoğrafa bakıp, Trabzon siyasetine yeni şekil verilmeli.

Bundan sonra o büyük fotoğrafa bakıp, Trabzon siyasetinde önümüzdeki süreçte siyasi figürler kim olmalı diye karar verilmeli.

O büyük fotoğrafa kim mi bakacak?

Tabi ki İçişleri Bakanı Süleyman Soylu.

O büyük fotoğrafa bakıp kim karar verecek.

Tabi ki İçişleri bakanı Süleyman Soylu.

Bakan Soylu’nun yaptığı istifa hamlesi, Trabzon siyasetinde Soylu’nun kendisi için kim ak kim kara olduğunu açık seçik göstermiştir.

Güzel ve anlamlı bir sözdür, “Her şey zamanında…”

KİMSE RENGİNİ BELLİ ETMEZKEN(!!!)

İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu belki de, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en başarılı İçişleri Bakanı…

Bir bakıyorsun Gabar’da Mehmetçiğe moral ziyaretinde, bir bakıyorsun Tekirdağ’ın bir köyünde vatandaşların dertlerini dinliyor.

 Bir yandan da terör örgütlerine göz açtırmıyor.

Yapılan yoğun operasyonlar nedeniyle yurt içinde ilk defa PKK’lı sayısının 400’ün altına indiği söyleniyor. Tabiri caizse operasyondan operasyona koşuyor. İlk defa bir İçişleri Bakanı sorunları yerinde görüp, çözüme kavuşturmak için ilden ile mekik dokuyor.

Sayın Soylu, hiç tereddütsüz en çok seyahat eden bakan.

Terör örgütü PKK ile FETÖ’nün yurtdışı yayın organlarının Sayın Soylu’ya her fırsatta kin ve nefret kusmalarının nedeni de bu…

Bu kadar başarılı olan ve halk tarafından oldukça çok sevilen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun istifa girişimi hepimiz için gerçekten de büyük bir sürpriz oldu.

Tabi bu istifa olayı duyulur duyulmaz sosyal medyada bir anda hengame koptu!

Bakan Soylu’ya istifasını geri alması için destek mesajları yağdı.

Bu anlamda da Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç hemen, “Bir yere gidemezsin bu aziz milletin size ihtiyacı var” şeklinde paylaşımlar yaparak Süleyman Soylu’ya desteğini belirtti.

Soylu’nun istifa kararını açıklamasından sonra, Trabzon’da hatta Türkiye’nin birçok yerinde belediye başkanları paylaşım yapmazken, Ahmet Metin Genç hiç düşünmeden tavrını ve farkını ortaya koydu.

KORONA VİRÜS SALGINI VE BELEDİYELER

Koronavirüs salgını 2020 yılının en önemli gündem maddesi olacak. Hatta belki de sonuçları itibarıyla 21. yüzyılda tarihte derin izler bırakan ve mevcut siyasi ve ekonomik sistemleri tartışmaya açarak bunların değişime zorlayan bir vaka olarak anılacak. Bu süreçte diğer ülkeler gibi Türkiye Cumhuriyeti de çeşitli önlemler alarak salgının en hafif şekilde atlatılması için canla başla mücadele ediyor. Avrupa’da Almanya’dan sonra en az ölümün yaşandığı ikinci ülke Türkiye…

Bu başarının altında hiç şüphesiz ki, bütün bakanlıkların yanı sıra belediyelerin yapmış olduğu çalışmaların da büyük etkisi var. Bu anlamda Ortahisar Belediyesi’nin korona virüsle salgınıyla ilgili yaptığı çalışmaların müstesna bir yeri olduğunu düşünüyorum. Karadeniz bölgesinde salgınla ilgili ilk önlem alan belediyelerden bir tanesi… Oluşturulan Ortahisar Vefa Grubu, 65 yaş ve üstünün sokağa çıkma yasağından sonra vatandaşların ilaç, gıda, maaş çekimi, alışveriş vb. her türlü ihtiyacının karşılanması için seferber oldu. Sokak, kaldırım ve meydanların ilaçlı suyla yıkanmasından tutun da kamu kurum ve kuruluşlarının dezenfekte edilmesi ve pazar yerlerine varıncaya kadar hiçbir ortak kullanım alanının ihmal edilmemesi gerçekten de Ortahisar Belediyesi’nin bu konuya ne kadar çok önem verdiğinin göstergesi… Çöp konteynırları bile her ihtimale karşı dezenfekte edilerek ilaçlı suyla yıkanıyor. Diğer yandan sokağa çıkma yasağı nedeniyle yiyecek bulmakta zorluk çeken sokak hayvanları için düzenli olarak mama ve su bırakılıyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.