banner114
banner146

Başlık, birbirleriyle çok alakasız gibi görünüyor. Ancak, bir sarmal gibi içi içe geçen iki konu.

Lafı fazla dolandırmadan başlayalım…

Trabzonspor; Nwakeme’nin ayrılışından sonra, yeni kanat oyuncusuna kavuştu:  Trezeguet.  Asıl bölgesi sol kanat olsa da ters kanat ve on numara pozisyonunda da oynayabilen Mısırlı oyuncu, dört yıllık sözleşmeye geçen gün imza attı. Abdullah Avcının da,  Nwakeme’nin gidişi sonrası, çok istediği oyuncuya dört sene boyunca 6.200 Euro garanti para ödenecek. Aston Villa’ya bonservis bedeli olarak da dört eşit taksitte, birer milyon Euro ödenecek. Bence, bu kalitedeki bir oyuncu için çok maliyetli bir transfer değil.

Bordo-Mavi’li takımın bu sezon, olmazsa olmaz, hedefi Şampiyonlar Liginde gruplara kalmak. Bu yüzden de bu lig ayarında bir takım kurulmak zorunda. Şu ana kadar, takımın iskeletinin bozulmaması avantaj. Türkiye Ligi bilen Trezeguet transferi bu açıdan tam biçilmiş kaftan. Mısırlı oyuncu, Kasımpaşa’da oynadıkları dönemde Diagne’yi parlatan isim. Kolay adam eksiltebilen, her iki kanatta da oynayabilen, “baklava dizilişte” klasik on numarada oynayabilen Trezeguet’in yararlı olacağını düşünüyorum.

Ancak, Günebakış Gazetesi Spor Yazarı olarak ben, bu oyuncuyu çıplak gözle seyredemeyeceğim.

Çünkü… 

AKREDİTASYON.

Ülkemizde, spor basını çalışanları (muhabir, foto-muhabiri, yazar, yorumcu) tüm branşlardaki müsabakaları seyredebilmek için, akredite olmak zorundalar. Akreditasyon işlemlerini de Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) yapıyor ki; doğrusu da bu. Ancak TSYD, her sene akreditasyon şartlarını daha da zorlaştırarak, yerel ve bölgesel gazete çalışanlarının akreditasyon isteklerinin önünde adeta set oluyor.

 TSYD, bu sezon öncesi il temsilciliklerine gönderdiği yazı da, akreditasyon başvurusu için Basın Kartı, Basın Kartı olmayan medya çalışanları için de SGK dökümü istemiş. Buraya kadar da bir nebze olsun anlaşılabilir. Ancak TSYD akreditasyon başvurusu yapacak, basın çalışanının başka hiçbir işte çalışmayacağını şart koşmuş!!!  İşin sıkıntılı kısmı burası işte…

Ülkemiz, ne yazık ki, okuma fakiri. Özellikle gazete satışları iyice diplerde. Hal böyle olunca, hele ki reklam geliri de yoksa,  gazetelerin ayakta kalma şansı neredeyse yok. Bu ulusal basında da, yerel basında da böyle…

Özellikle spor yazarları veya yorumcuları,  yazı veyahut program başına ücret alıyor. Yani basın kuruluşu “kurum dışından hizmet” alıyor. Örneğin; ünlü spor yorumcusu, Ömer Üründül  başarılı bir iş insanı. Kendine ait bir firması var.

İşin özü; spor yazarlarının veya yorumcularının birçoğunun SGK dökümünde bir başka iş gözükür. Olmaması da imkânsızdır bu ekonomik şartlarda. Ancak TSYD, anlaşılması güç bir kararla, akreditasyon için başka bir iş yapmama şartı getiriyor. Benim gibi, başka bir yapan yazarın ya da yorumcunun başvurusu kabul etmiyor.

AMAÇ ÜZÜM YEMEK DEĞİL, BAĞCI DÖVMEK.

İstenirse kolaylıkla aşılabilecek bir konu bu. TSYD yine, yorumcu veya yazara SGK şartı koysun. Ancak, SGK dökümünde ikinci bir işi de kabul etsin. Örneğin, akredite olmak isteyen basın mensubu için, ayda en az 6 yazı ya da programa çıkma zorunluluğu getirsin. Basın mensubunun bağlı olduğu gazete, radyo veyahut televizyon da, çalışanına çalıştığı gün kadar sigorta yapsın. Yasa açısından da engel yok üstelik. Basın çalışanı iletişim fakültesi mezunu ise, başvuru şartlarını bir parça daha esnetsin…

Amaç, üzüm yemekse her yol Trabzon…

1990’ların başından beri hem yazılı basında hem radyo kanallarında muhabir, editör, istihbarat şefi, haber müdürü olarak çalıştım. Ses getiren röportajlar yaptım. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümünü, onur derecesi, ile bitirdim. Kader, profesyonel olarak, ekmeğimi başka bir iş üzerinden kazanmamı uygun gördü. İşte bu yüzden, TSYD Organizasyon Müdürlüğünce akreditasyon başvurum kabul edilmiyor…

Ancak aynı kurum (TSYD), geçen sezon akreditasyon başvurumu kabul etmiş ve sürekli akreditasyon kartı vermişti. Hoş TSYD Organizasyon Müdürlüğü beni her maça akredite yapmadığı gibi; maç sonu yapılan basın toplantılarında ”uygunsuz soru sorduğumu” öne sürerek akreditasyonumu keyfi bir kararla iptal etmişti. Keyfi çünkü derneklerde cezalara disiplin kurulları karar verir. Bense cezamı, hakkımda TSYD tarafından açılan hiçbir disiplin soruşturması olmadan, savunmam istenmeden, TSYD Organizasyon Müdürünün Whatsapp mesajı ile öğrendim.

Mahkeme kadıya mülk değil. Kurumlar kalıcı, kişiler geçici…

Yine de TSYD’nin akreditasyon şartı yanlış ve gerçeklerden uzak. Spor sezonu başlamadan, bu hatalı karardan dönülmesi, elzemdir.

Hoş, bu saatten sonra, TSYD Organizasyon Müdürlüğü benim akreditasyon başvurumu, ağzımla kuş tutsam dahi, kabul etmez J Umarım televizyondan seyretmeme de engel koymazlar. Yoksa Trabzonspor’un yeni sol açığı Trezeguet’in performansını nasıl aktarabilirim sizlere?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sedat 1 gün önce

Biz 40 kişiyiz birbirimizi biliriz! TSYD sana akreditasyon vermeyerek çok doğru iş yapmış.