banner114

Çırpınırdın Karadeniz’in şairi...

Azerbaycan Milli Marşı’nın da…

Kafkasya’nın hem Mehmet Akif’i…

Hem de Ziya Gökalp’i…

Bugünlerde Ermeni çeteleri tarafından sürekli bombalanan…

Türkiye-Azerbaycan arasındaki kara ve demiryoluyla…

Boru hatlarının geçtiği Gence’de 1892’de doğmuş.

Yedi yaşında Gence’deki Şah Abbas Medresesi’ndedir.

Kur’an-ı Kerim’le birlikte Arapça, Farsça ve Rusçayı öğrenir.

Edebiyatla ilgilenir ve ilk şiirlerini burada kaleme alır.

Derken Balkan Savaşı patlar.

Kafkas Gönüllü Kıtası içinde önce İstanbul’a, ardından da cepheye gider.

Birinci Dünya Savaşı yıllarında Batum’dadır Ahmet Cevad.

Ve Gence’de…

Bugünlerde Türk Dünyasının ortak marşı haline gelen şiiri de bu kentte yazar.

Çırpınırdın Karadeniz.”

Ünlü besteci Üzeyir Hacıbeyli de besteleyince…

Türk coğrafyasında adeta bir marşa dönüşür.

Artvin, Rize, Trabzon ve Erzurum'da da bulunur.

Ermeni katliamına maruz kalanlara yardım amacıyla ‘Kardeş Kömeği’ (Kardeş Yardımı) adlı faaliyetlere katılır.

Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu

Önce Gence’ye, ardından da Bakü’ye girerken…

En öndekiler arasındadır Ahmet Cevad.

Fakat fazla sürmez, Bolşevikler 28 Nisan 1920’de Bakü’yü işgal ettiklerinde…

Hedef haline gelir; tutuklama, sürgün, hapis…

Bir açığını bulamazlar, affedilir.

Osmanlı Devleti’nin topraklarının paylaşılması onu çok üzmüştür.

Anadolu başsız kalmış, İstanbul işgal edilmiştir.

Duygu yüklü şiirler yazar.

Fikirlerini sembollere yükler.

Edebiyat Cemiyeti Başkanlığı yapar.

Fakat Ahmet Cevad, her an gizli polisin takibindedir.

Tüm baskılara rağmen edebiyatla, eğitimle iç içe olur.

İnkılâp ve Medeniyet Dergisi’nin genel yayın müdürlüğü…

Okul ve Enstitülerde Azerbaycan Türkçesi ve Edebiyat Öğretmenliği yapar.

Ahmet Cevad, Türkiye’de şiirleri yayınlanınca…

Halkın yakından tanıdığı biri olunca iftira ve karalamaların dozu gün geçtikçe artar.

45 yıllık ömrünü, millet ve memleket sevdasıyla sarıp sarmalamış.

Yeri gelmiş eli kalem tutmuş, şiir yazmış.

Yeri gelmiş cepheye koşan gönüllü olmuş.

Shakespeare’den, Puşkin’den tercümeler yapmış Ahmet Cevad.

Stalin’in, “Büyük Temizlik” adlı tasfiye hareketi sırasında…

Karşı devrimcilik’le suçlanır ve tutuklanır.

13 Ekim 1937’de kurşuna dizilir.

Eşi Şükriye Hanım da diğer vatanperverlerin eşleriyle birlikte Sibirya’ya sürgün edilir.

Hayvan taşınan tren vagonlarına doldurularak...

Günlerce aç susuz bırakılırlar.

O kadar ki...

Kendi kanlarını içerek hayatta kalırlar.

Stalin'in ölümünden sonra...

1955 yılında tüm suçlamaların asılsız olduğuna, beraatine karar verilir.

Ve itibarı iade edilir.

Ahmet Cevad’la birlikte otuz bine yakın vatanperverin ölüm fermanını imzalayan Azerbaycan Komünist Partisi Birinci Sekreteri Mir Cafer Bağırov ise… Bir yıl sonra ‘vatana ihanet’ suçundan kurşuna dizilir.

Nur içinde yat, mekânın cennet olsun…

Ben, çiğnenen bir ülkenin hak bağıran sesiyem” diyordun.

Seni, Çırpınırdın Karadeniz‘le hatırlayacağız.

Azerbaycan Milli Marşı’yla…

Onca coşkulu sözün ve dik duruşunla…

Şehit edilmeden önce yazdığın…

Arkadaşlarından biri ziyaretine geldiğinde…

Ağaçlara bakarım, ben söyleyeyim, sen dinle, ama bunu ezberle… Bugünler gelip geçecek, güzel günler, hürriyet dolu günler geldiğinde bunu yazıya döker, oğluma ulaştırırsın ve yayınlatarak milletime hediye edersin” dediğin…

Susmaram” adlı son şiirinle…

Ne kadar ki hakimlik var, mahkumluk var, ben varam

Zûlme garşı isyankaram, ezilsem de susmaram

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.