banner114

Yeni sezona en erken hazırlanan ve bu anlamda da spor kamuoyunun lig başlamadan favori olarak gösterdiği Trabzonspor

Milli ara sonrası Galatasaray ile oynanan derbi maçı çok farklı gelişmeleri de beraberinde getirdi. Aslında sezon öncesinde Başkan Ahmet Ağaoğlu’nun takımın sürekli olarak şampiyonlukta favori olarak gösterilmesine temkinli yaklaşımı çok önemliydi. “Favori değil ancak iddialıyız” sözlerini dün gibi hatırlıyoruz. Bu sözleri İstanbul Riva’daki kamp sürecinde kendisini ziyaretimizde bizlere iletmişti. Ve bize göre de çok doğru bir yaklaşımdı bu.

Belki de ligin çok şeye gebe olduğunu en iyi bilen isimlerden birisi Başkan Ahmet Ağaoğlu. Zira özellikle son 3 sezonda ligde neler yaşandığını görüp şahit olduk. Türkiye liglerinde sahada oynanan futbola futbolcuların mücadelesi dışında o kadar çok şey etki ediyor ki… Saymakla bitmez belki. Ancak en bilinenleri hakemler… Trabzonspor geçtiğimiz sezonlarda olduğu gibi görünen o ki bu sezon da hakem hatalarıyla çok canı yanacak kulüplerin başında gelecek.

Yine bunları en iyi bilen isim az önce de söylediğimiz gibi Başkan Ahmet Ağaoğlu ve sezon öncesi sarf ettiği sözleri, bugün haklılığını bir kez daha gözler önüne sermiş oldu. Adına ‘Temkinli konuşmak’ desek de gerçekte bunun adı “Gerçekleri bilip konuşmak” bize göre.

Taraftar Ömür’den ne istiyor?

Abdülkadir Ömür’ün Galatasaray karşılaşmasında yaşadığı kolay değildi elbette. Taraftarın sahaya atlayarak Abdülkadir Ömür’ün yanına gittiği ve onunla diyalogda bulunduğu o anları kare kare görüntüleyenlerden birisi olarak;

O fotoğrafa daha sonra defalarca baktıktan sonra şu yorumu yaptım.

Evet gerçekten yaşananlar kolay değildi. Ancak o taraftar neyi kabullenememişti? Neden Abdülkadir Ömür?

Abdülkadir Ömür bu şehrin evladı… Bu şehrin yetiştirdiği genç bir yetenek. Daha düne kadar o taraftarlar değil miydi ona ‘Yerli Messi’ benzetmesi yapan.

Sahadaki futbolculara baktığımız zaman, evet çoğu yabancı oyuncu. Ancak Abdülkadir bizim çocuğumuz.

Hani günlük yaşantımızda çok da istemediğimiz bir hareket ya da sözle karşılaştığımız zaman büyüklerimiz “Nazı sana geçti” diye bizi teselli etmek ister ya!

İşte ben de o benzetmeyi yaptım fotoğrafa tekrar bakınca.

Çünkü taraftarın Abdülkadir’e sadece “Neden oynamıyorsun? şeklindeki sitemli sözleri de bunu anlatmıyor muydu?

Nazı Abdülkadir’e geçmişti ve sitemini de ona yapmıştı. Çünkü ondan beklentisi çoktu, tıpkı diğer taraftarlar gibi.

Çünkü Abdülkadir Ömür bir dünya yıldızı adayıydı ve sahadaki Abdülkadir o olamazdı.

Çünkü Abdülkadir Ömür bu takımın en büyük umuduydu ve takımı da taşıyacak isimlerden ilk sırada gelenlerden birisiydi.

Genç taraftarın öfkesi, sitemi bunaydı ve o anda da onun nazı Abdülkadir’e geçmişti.

Buraya kadar her şey tamam…

Ancak Abdülkadir’in oyundan çıkışı esnasında edilen küfürlerin, hakaretlerin ise hiçbir açıklaması olamaz.

Kimse de bunu yapmaya kalkmasın.

Zira kulağımıza gelen ve edildiği iddia edilen ağır küfürlerin ise cezasız kalmaması gerekiyor.

Sonuçta futbol adı itibariyle bir oyun.

Bir oyun için kimsenin bir başkasının manevi değerlerine küfür ve hakaret etmeye hakkı yoktur.

Biz işin bu tarafındayız.

Muslera’yı alkışlamak

Trabzonspor Galatasaray maçında bizim beklediğimiz Muslera’ya alkışlı bir jestti.

Neden mi?

Aslında bunun cevabını herkes çok iyi biliyor.

Milli Takım’da Uğurcan Altay kıyaslamasının yapıldığı dönemlerde cesurca sosyal medya hesabından Uğurcan’ın fotoğrafı ile “En iyisi” ve Milli Takım’ın Hollanda’yı 4-2 yendiği maç sonrası da “Tebrikler koca adam” şeklindeki paylaşımı ile gündem olmuştu. Ve iki kaleci arasında çok güzel bir diyalog olduğuna şahit olduğumuz maç önceleri ve sonralarında taraftarın tavır ve tepkisine bir anlam veremediğimizi yinelemek istedik.

En azından Muslera sahaya çıktığı zaman alkışlı bir jest beklerdik.

Bunu yapacak olanlar da taraftar gruplarıydı.

Ancak ısınmak için önce kalecilerin çıktığı o anlardaki ıslıklar ve ‘yuh’ sesleri bizi şaşırttı desek yeridir.

Oysa Trabzonspor taraftarı kendine yakışanı yapıp gerektiğinde jestini de yapabilmeli…

Bu kültürü yaşamalı ve yaşatmalı.

Trabzonspor’a ve taraftarına yakışan da budur.

Ve oynanan son Galatarasay maçı sonrası Muslera’nın Trabzonsporlu futbolcularla sahadan ayrılırken verdiği fotoğraflar çok önemliydi.

Taraftarın önemi

Trabzonspor taraftarının yıllardan beri en belirgin özelliğidir takım gol atınca coşarlar, 30- bilemediniz 40 saniye sonra susarlar.

Özellikle iç saha maçlarında Trabzonlu Gençler, Vakfıkebirliler ve Çılgınlar taraftar grupları başta olmak üzere takıma verdikleri katkı ve destek kesinlikle göz ardı edilemez. Gözlemlediğimiz bu taraftar gruplarının desteği ile takım adeta ateşleniyor. Ancak bazı maçlar oluyor ki sahada takım kötü olunca taraftar da ona ayak uyduruyor. Galatasaray karşılaşması öncesinde Vakfıkebirliler Grubu’nun açtığı o muhteşem bayrak eşliğindeki tezahüratları, Trabzonlu Gençler ve Çılgınlar Grubu’nun futbolcuları motive etmek için maç öncesi tezahüratları inanılmazdı…

Ancak gelin görün ki maç esnasında takım 2-0 geriye düştükten sonra taraftar da adeta yoktu. Bir ara “Sen şampiyon olmasan da…” tezahüratlarını işitince inanamadık…

Daha neredesiniz, yolun başında…

Takım için önemli olan galipken verilen destek değil, mağlup durumdayken takımı ateşleyecek desteği vermektir.

Dedik ya takım kötü olunca taraftar da ne yazık ki ona ayak uyduruyor!

Bu alışkanlığı kırma zamanı… Çünkü bu sezon kolay geçmeyecek… Takımın en büyük itici gücü de taraftarı…

Bu tespitimizi doğrulayan en önemli gösterge de futbolcuların sürekli olarak taraftarı motive etmek için ellerini havaya kaldırıp onlara mesaj vermesi.

Bunu en çok Nwakaeme, Bakasetas ve Hamsik yapıyor.

Taraftar da bunu çok iyi biliyor zaten…

Futbolcu sizi ayağa kaldırmadan siz ayağa kalkın ve takımınızı ateşleyin…

Çünkü bu taraftarın görevi.

Galatasaray maçında taraftarın önemini bir kez daha görmüş olduk.

Ah Şenol hocam!

A Milli Futbol Takımı Teknik Direktörlüğü görevi sona eren Şenol Güneş’le ilgili birkaç sözü bir tespitimizle dile getirmek istedik.

Türk Milli Takımı’na tarihinde Dünya 3.lüğünü kazandıran isim olsa da…

Milli Takım onunla büyük başarılara imza atmış olsa da…

Milli Takım’da her dönem başarı hikayeleri yazsa da…

Bir türlü sevemediler…

Bir türlü kabullenemediler…

En önemlisi de…

Bir türlü hazmedemediler…

Kim mi?

Elbette İstanbul’daki medyanın dinozorları…

Onlar kendilerini çok iyi bilirler.

Bazıları açıkça kinlerini dile getirmekten hiç çekinmedi.

Milli Takım’ı en başarılı noktaya taşıdığında bile bir bahane, uydurma bir gerekçe ortaya atmaktan utanmadı.

Utanmadı diyoruz çünkü başarıya rağmen onu gölgelemeye çalışmanın başka bir tanımlaması olamaz.

Şenol Güneş Milli Takım’la başarı yakaladığı zaman bile fitne hesaplarını hiç bitirmediler.
Her zaman bir hesap peşinde oldular.

Olmadı…

Şenol Güneş hocamız o dinozorlarla daha fazla mücadele edemedi…

Çünkü orası öyle bir yapı ki!

Karar mercii olarak  kendilerini gördükleri için olmasını istedikleri şey gerçekleşene kadar sizi rahat bırakmazlar.

Hele bir de Trabzonlu olunca Şenol Güneş…

Yıpratması, onu yıkması daha kolay olmalıydı onlar için.

Ancak bizim tek üzüntümüz o ki, Şenol Hocam kendi şehrinin medyası ile hiçbir zaman sıcak ilişkiler içinde olmaması.

Sadece kendisine yakın bulduğu 3-5 ismin dışında bütün kapılarını herkese kapatması.

Oysa… Evet oysa bu şehrin çocuğu olarak sana sahip çıkacak ilk insanlar yine bu şehrin basınıdır, medyasıdır.

Şenol hocamız bunu hiç sağlamadı.

Ben konuyu tek bir cümle ile özetlemek istiyorum;

Şenol Güneş Trabzon medyasına karşı takındığı tutumu, İstanbul medyasından daha ağır bir şekilde görmüştür.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.