banner114

Bugünlerde ‘Corona’ ile yatıp kalkınca...

Aklımızda fikrimizde... Televizyon, telefon, sohbet...

Ne edersen et, “Corona” aşağı, “Corona” yukarı...

Virüsten, evde kalsak da mı saklansak yoksa parka bahçeye mi çıksak?

Köyüne dönen, inzivaya çekilen pek çok arkadaşımız var.

Yerli Robinson Corona olarak ıssız adalara düşürmüşler kendilerini.

Bu konuda hassas davranmayanları, kendini sokağa atan ya da misafir karşılayanları “adam öldürmeye tam teşebbüs”le yargılayanlar bile oluyor aralarında.

Bulaşma bulaştırma kardeşim. Otur oturduğun yerde...

Derken ‘Corona’dan ‘Burina’ aşamasına geçtim nedense...

***

Cevat Şakir Kabaağaçlı... Yakın akraba gibi de hissetmedim değil.

Hepimiz Halikarnas Balıkçısı olarak tanıyoruz Büyük Usta’yı.

Öyle çok yönlü ki… Yazar, gazeteci, şair, rehber, araştırmacı…

İlk romanından bahsetmeden önce biyografisine bir göz atalım.

Kim bilir, sınavlarda ya da yarışma programlarında yeniden çıkabilir karşımıza.

***

1890’da Girit’te doğmuş. Hani şimdilerde Libya ile aramızda çizilen kıta sahanlığı sayesinde kıyılarından teğet geçtiğimiz adada… Babası, Girit ve Atina’da sefirlik yapan Mehmet Şakir Paşa… Annesi Giritli Sare İsmet Hanım…

Adını, II. Abdülhamit Dönemi Sadrazamı olan amcası Cevat Şakir Paşa’dan almış. İstanbul Büyükada Mahalle Mektebi, Robert Kolej derken Oxford Üniversitesi Tarih Bölümü… Ardından kısa bir İtalya macerası ve babasının Afyon’daki Kabaağaçlı Çiftliği… Yıl 1914… Dünyanın bir yangın yerine dönüştüğü günlerde Cevat Şakir’i de çok zor günler beklemektedir. Babasıyla bir tartışma anında olanlar olur.

Mehmet Şakir Paşa, oğlu Cevat Şakir’in tabancasından çıkan kurşunla vurulunca… 15 yıl kürek cezasına çarptırılır yazarımız.

Yedi yıl yatar, verem hastalığından ötürü tahliye edilir ve İstanbul’a döner.

Tercümeler yapar, yazılar yayınlar, resim yapar, karikatür çizer…

1925’te başı bir kez daha belaya girer. Sen misin “Hapishanede İdama Mahkûm Olanlar Bile Bile Asılmaya Nasıl Giderler” diye yazı yazan?

İstanbul İstiklal Mahkemesi tarafından ‘askeri isyana teşvik edici yazı yazmaktan’ suçlu bulunur. İdamla yargılanır ve sonunda üç yıl kalebentlik cezası alarak Bodrum’a sürgün edilir.

***

Aslında edebiyata sürgün gibi bir şeydir yaşadığı...

Seni, yatmaya değil de yazmaya gönderiyoruz Bodrum'a.”

Bodrum’da 25 yıl kalan Cevat Şakir, ilçenin Antik Dönemdeki adını alır. ‘Halikarnas Balıkçısı’dır artık. Balıkçı, bahçıvan, öğretmen ve yazar olarak Bodrum’un güzelleşmesi için büyük çaba harcar. II. Dünya Savaşı’nın ardından çok sevdiği Bodrum’dan ayrılmak zorunda kalır.

Evini, teknesini satar. Ceplerine doldurduğu tohumları Bodrum’un dört bir yanına serptikten sonra 1947 yılında İzmir’e yerleşir.

***

İzmir’de yazar ve rehber olarak hayatını sürdürse de Bodrum’dan kopamaz.

Denizci dostlarını ziyaret eder, diktiği fidanları…

Artık ülke düzeyinde deniz hikâyeleriyle tanınmaktadır.

Kültür Bakanlığı’nca 1971’de ‘Devlet Kültür Armağanı’ verilir.

Mavi Yolculuk fikri ona aittir, uygulaması da…

***

İlk romanı Aganta Burina Burinata’nın ardından…

Uluç Reis, Ötelerin Çocuğu, Turgut Reis, Deniz Gurbetçileri ve Bulamaç’ı yayınlar.

Hikâye, anı eserleri ve denemelerle Türk Edebiyatına altın harflerle adını yazdırır.

13 Ekim 1973’te hayatını kaybeden Halikarnas Balıkçısı, vasiyeti üzerine Bodrum’a gömülür.

***

Aganta” bir denizcilik terimi… “Tut, zaptet” anlamına geliyor.

Burina ve burinata” ise serenlerin üstündeki yelkenlerin adı…

Aganta burina burinata" gemi kalkmadan önce verilen son komut. Bir deniz çocuğu, ilk romanına “yelkenler fora" dercesine bir komutla başlamış.  

Denizcilerin yaşadığı zorlukları ve güzellikleri anlatmış.

Mahmut, babasının denizci olmasına izin vermediği, denizci bir ailenin çocuğudur.

Deniz sevgisiyle doludur ve tüm engellemelere karşı koyar. Fakat denizlere sonsuza kadar veda etmesi karşılığında köyün zenginlerinden Zeynel Ağa’nın kızıyla evlendirilir. Denizden uzak bu sakin hayata fazla dayanamaz Mahmut.

Ailesini ve tüm zenginlikleri bir kenara bırakarak denizi tercih eder.

***

Roman, 1985’te Parmak Damgası adlı dizi olarak yansır ekranlara…

Okan Uysaler, Zuhal Olcay ve Aytaç Arman oynamıştı başrollerde…

Bir kıyı kasabasında balıkçılıkla uğraşan ve vurgun yiyen insanların dramını anlatıyordu.

***

Bizlere denizi ve denizcileri sevdiren bir yazardı.

Adından ziyade Halikarnas Balıkçısı olarak tanıdık O’nu…

İnsan, sürüldüğü bir yeri ancak bu kadar güzelleştirebilir.

Değer katabilir, eserlerinde yaşatabilir.

Çok özel eşyalarını Bodrum Deniz Müzesi’nde görebilirsiniz.

Bence Corona günlerinde en iyi okunacak kitaplardan biri…

Aganta Burina Burinata

Hem de doğum gününe (17 Nisan) kadar bitirebilirsiniz.

Virüsü, edebiyat için bize altın tepside sunulmuş bir fırsat sayalım. Büyük Usta’nın anılarından oluşan Mavi Sürgün’ü de unutmayalım.

Okuyalım okuyalım okuyalım.

Yokuşbaşı’na geldiğinde
Bodrum’u göreceksin
Sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin
Senden öncekiler de böyleydiler
Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner121