banner114

Son dönemde sıkça ifade edilen bir kelime olan afiliasyon, Latince kökenlidir. Evlat edinme, sahiplenme, birlikte iş görme ve kurumlar arası işbirliği anlamında kullanılır. Konuyla ilgili yönetmelik düzenlemesinde Sağlık Bakanlığı, afiliasyon yerine “birlikte kullanımı ve işbirliği” kavramını tercih etmiştir.

Sağlık Bakanlığı ve Üniversitelerin, hastaneleri birlikte kullanması ve işbirliği yapması ilk 2010 yapılan yasal düzenlemeyle başladı. Sakarya Üniversitesiyle başlayan süreç, günümüzde 24 işbirliğine ulaştı. Sağlık Bakanlığı yönetmeliği Mart 2020’de güncelledi.

Yeni tıp fakültelerinin açılmasıyla birlikte, ildeki Sağlık Bakanlığı hastaneleriyle işbirliğine gidildi.  Böylece afiliasyon uygulamaları giderek yaygınlaştı. Genel uygulamada, üniversiteler tıp fakülteleriyle Sağlık Bakanlığının hastanesine afiliye oluyorlar. Fakat bir üniversite kendi hastanesini Sağlık Bakanlığı ile ortak kullanıma açarak tersine afilasyonu gerçekleştirdi. Bu gün vakıf üniversitelerinde tıp eğitimi için hastaneler işbirliğine gitmesi, afiliasyon anlayışını özel sektörde de yaygınlaştırdı.

Normalde hastaneler sağlık hizmeti sunar. İşin içine tıp eğitimi girdiğinde süreç daha karmaşıklaşır. Hastanenin işleyişine tıp eğitimi ve bilimsel bilgi üretimi fonksiyonları da eklenir. Eğitim ve araştırma hastanelerinin tam entegrasyon modelinde bu üç fonksiyon aynı üst yönetim ve lider tarafından yönetilir. Üniversitelerin kendi hastaneleri buna örnektir. Afiliasyonda tıp eğitimi ve bilimsel bilgi üretimi üniversite yönetiminde, sağlık hizmeti sunumu Hastane Başhekiminin yönetiminde, fonksiyonel entegrasyonla gerçekleşir.

Tam entegrasyonda hastanede tıp eğitimi ve bilimsel bilgi üretimi avantajlı görünürken, fonksiyonel entegrasyonda sağlık hizmeti sunumu ön plandadır. Afiliasyonda, sözleşme protokollerinin ölçülü hazırlanması bu iki yönü dengelemeyi başarabilir.

Her ne kadar hazırlanmış yasal düzenlemeler afiliasyonu, tıp ve dişhekimliği fakültelerine vurgu yaparak üniversitelerin kurumsal bütünlüğü üzerinden ifade etse dahi, uygulamada, istisnalar hariç, tıp fakültesi öğretim üyelerini kapsamaktadır. Hâlbuki bir hemşirelik, sağlık yönetimi, diyetisyenlik, fizyoterapistlik,  laboratuvar bölümleri öğretim üyeleri hastanenin ilgili birimlerine çok olumlu katkı yapma potansiyeline sahiptir. Ayrıca ihtiyacımız olan yükseköğretim-sektör işbirliğini geliştirmenin bir aracı olur.

Son yönetmelikte “bireysel sözleşme yapılabilir” ifadesi, metin içerisinde sanki istisna gibi duruyorken, 2020 yılsonunda genel uygulama olarak tıp fakültesi öğretim üyelerinin önüne geldi. Bu sözleşme metinleri fiilen afiliasyonu Sağlık Bakanlığı-Üniversite işbirliği olmaktan, hastane-hekim öğretim üyesi işbirliğine dönüştürdü.

Sözleşme metinleri, bireysel performans taahhüdü içeriyor. Bazı hastane yönetimleri, tıp fakültesi klinisyen öğretim üyelerinden, kurumdaki öğretim üyesi olmayan hekimler gibi, %100 performans taahhüdü istedi. Oysa hekimin performansı gelen hastaya bağlıdır. Bu şartlar altında sözleşme imzalayan klinisyen öğretim üyelerinin eğitim ve bilimsel bilgi üretme sorumluluklarını nasıl yerine getirecekleri sorgulandı. Bu performans taahhüdü ile klinisyen veya hekim olmayan tıp fakültesi öğretim üyeleri, afiliasyonun dışında kaldılar. Sağlık Bakanlığı daha öncede, afiliye hastaneden afiliasyonun tarafı olan üniversitenin bilimsel araştırma fonuna aktarılan ödeneği kesmişti.

Ayrıca bireysel sözleşmelerde, tıp fakültesi öğretim üyelerinin bireysel performanslarının ölçülmesi kriterlerine bilimsel yayın ve eğitim hedefleri de konuldu. Bu hamleyle Sağlık Bakanlığı afiliye hastanelerde, fonksiyonel entegrasyonu değil de tam entegrasyonu hedeflemiş görünüyor.

Afiliasyon bütün dünyada yapılan bir uygulama, kaynak verimliliği artırıyor, işbirliği kültürünü geliştiriyor, sözleşme protokolleri dengeli olduğunda…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.