banner114

17 Temmuzda yazmışız.
"Bir Derenin Hatıra Defteri"
Hani kısa bir süre önce metrekareye 220 kg civarında yağış düşmüştü ya...
Heyelanlar ve seller hepimizi derinden sarsmıştı.
2020’de yine aynı günlerde düşen yağmur ve ardından yaşananlar için...
"Yine Rize, Yine Sel" başlığını atmak istemiştim fakat son anda değiştirmiştim fikrimi...
Derelerin başına gelenlerin not edildiği bir başlık çıkmıştı ortaya...
                ***
"Türkiye’nin en çok yağmur alan ili..."
İlkokulda öğretilir.
Ortaokul ve lisede ise aklımızın bir köşesinde kayıtlıdır öylece...
Üniversite desen zaten ezberimizde...
Sonra iş hayatı başlar ki bir koşturmacadır gider...
Görevde yükseliriz, makamdayız artık.
Kim bilir belki de ülkemizin en çok yağış alan ilerinden birinde...
Afet anında elimiz ayağımıza dolanır.
Bölge gerçeğini sular seller gibi öğrensek ne olur?
Yarışmalarda bilsek, orada burada söylesek...
Rakamlar versek, grafiklerle izah etsek...
Sınıfta kalınmıştır bir kere...
Yıllardır sağından solundan sıkıştırılmıştır dere...
Olur olmaz yerlere binalar kondurulmuş...
Geçmişte yaşanan acılar unutulmuş...
Üstümüzde dolaşan kara bulutlara teslim olunmuştur.
Olanlar olmuştur yani...
            ***
Birbirinden farklı farklı yedi bölge...
Bölgeler içinde benzerler, benzemezler...
Yapmamız gerekenler ise ortada...
Her ile Turizm Master Planı hazırlarcasına...
Gözden geçirilen, güncellenen Afet Master Planı...
Her ilçe ve köyün de bilmem kaç yıllık geçmişinden başlayarak başına gelenler...
Yapılanlar, yapılması gerekenler...
Hani bütün yolların kesileceğini düşünerek...
Mahalle Arama Kurtarma Timlerinden...
Arama Kurtarma Ekipmanlarına kadar kılı kırk yararcasına bir plan...
Yani şöyle...
Biz tedbirimizi alalım...
Eskiler, "eşeğimizi sağlam kazığa bağlayalım" derlerdi ya...
İşte öyle bir şey...
Allah korusun, büyük afetlerde zaten yapılacak bir şey yok...
Fakat unutmayalım ki deresi deli, denizi deli...
Ve üstüne üstlük yağmuru deli kıyılarda yaşıyorsanız tedbirinizi de alacaksınız.
Kurban Bayramında bir kez daha gördük ki "yağmur hem bereket hem de afet"...
O zaman?
Her ile güncellenmiş ve belirli aralıklarla tatbikatları yapılmış Afet Master Planı...
                  ***
Tamam, bu kıyılar cennet...
Fakat cennette yaşamanın bir bedeli olmalı.
Mademki tedbir almazsak yağmur, bereket olmaktan çıkıp, afete dönüşüyor.
Ve bu durum her an tekrarlanabiliyor.
O zaman bizler de denizin kıyısına...
Derenin yatağına daha fazla dikkat etmeliyiz.
Heyelan bölgelerine...
Yüzlerce yıllık afet bilgileri önümüzde...
İhtimaller ortada, senaryolar...
              ***
Yine bu köşede...
17 Temmuz yazımızı şöyle bitirmişiz.
Adı üzerinde "dere yatağı"...
Derenin yattığı, aktığı yer.
Senin benim yatağım değil yani...
Ezelden ebede bu böyle.
Milyonlarca yıldır aktığı yerden akıyor dere.
Sonra sen geliyorsun ve "biraz şuradan, biraz da buradan" diyerek...
Senin olmayan yatağa yerleşiyorsun.
Evler, fabrikalar...
Gün geliyor, sahibi büyük bir gürültüyle geri dönüyor ki yatağında yabancılar...
Uyandırmıyor bile...
Artık çok geç
...
               ***
Afetleri, daha az zararla atlatmak mümkün...
Bu konudaki çalışmalarıyla ünlü Japonları takip etmek yeterli...
Tedbirleri almalı, tatbikatları tekrarlamalı.
Yoksa "afet", halk dilindeki karşılığı kadar "güzel" olamıyor bazen.
Önüne katıyor, silip süpürüyor, suya çamura karıştırıyor.
Pek çok şeyi yaptık, bunu da yapabiliriz.
Çünkü tedbir almazsak...
Eşeğimizi sağlam kazığa bağlamazsak...
Afet, ölüm kalım gibi bir şey.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.