banner114
banner146

Bir tezimizi ısrarla yineliyoruz. Önümüzdeki dönem iktidarda kim olursa olsun LGBT konusu Türkiye’de planlı biçimde mücadele edilecek bir alan olacaktır. İstanbul Sözleşmesiyle Türk aile yapısını yıkıp bir milleti bu yolla yok etmek isteyen Siyonizmin hedefi yalnız Türkiye değil. LGBT’yi İslam dünyasına kabul ettirmek istiyor. Lut Kavminin yeni versiyonları hortladı diyebiliriz. Bugün bu konuya tekrar neden girdik? İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e soruyorlar, “Başbakan olunca yapacağınız ilk icraat nedir?” diye. Akşener tıpkı CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu gibi cevap veriyor. “İlk imzamızı İstanbul Sözleşmesini geri getirmek için atacağız.” Aşkener, elbette ki, “LGBT’yi serbest bırakacağız!..” “Türk aile yapısının canına ot tıkayacağız” demiyor, diyemez de. Zira, İstanbul Sözleşmesini uygulamanın bu anlama geldiğini milliyetçilerin önemli bir kesimi henüz bilmiyor.

FETÖ 15 Temmuz Darbesini yaptığında en büyük amaç İslam’ı iğfal edip yeni bir İslam üretmekti. Hıristiyan ve Yahudileri de cennete sokan bir İslam. İğfal edilmiş  İslam’ın en büyük yıkım ayaklarından biri de LGBT hadisesi olacaktı. Yanlış anlaşılmasın. Bu benzetmeyi Meral hanımın söylediğiyle örtüştürmek için yapmıyoruz. Sadece 15 Temmuz’da başarısız olan Siyonizmin, amacından şaşmadığını, şimdi de LGBT üzerinden yeni bir saldırıya hazırlandığını söylüyoruz. Bunun için mücadeleye hazır olunmalı. STK’lar LGBT belasına karşı özellikle genç nesilleri bilgilendirmek amacıyla konferanslar düzenlemeli. Önce bu sinsi proje iyi öğrenilmeli.

Komplo teorisi üretmiyoruz. Lakin bir gerçeği de söylemeden geçemeyeceğiz. Gerek Kılıçdaroğlu ve gerekse Akşener ilk hedeflerinin İstanbul Sözleşmesini hayata geçirmek olduğunu açıkladı. Bu söylemlerden sonra Milli Gençlik sokağa inmeye hazırlansın. Zira sokaklarda yalnız çok renkliler yürümeyecek. Sokaklarda artık Türk aile yapısını korumak ve Lut Kavminin çocuklarına karşı çıkmak için de yürüyenler görülecek. Şimdiden hatırlatmak istedik.

***

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı artık gizli saklı değil, açık açık konuşuluyor. Bugünün ekonomik şartları anketlerde Kılıçdaroğlu’nu bile Erdoğan'ın önünde gösterince CHP “Bu iş bitti” zannediyor. İYİ Parti ise daha temkinli. Derin bir güç Kılıçdaroğlu’nu aday yaptırmak istemiyor. Zira her şeye rağmen Kılıçdaroğlu, Tayyip Erdoğan’a karşı kaybedebilir. Bunun için de aynı güçler anketlerde İYİ Parti’yi neredeyse ‘ana muhalefet partisi’ yerine getirmek istiyor. Böyle bir şey pek mümkün gözükmüyor. Şimdi bir gerçeği dillendirelim. Kılıçdaroğlu, İYİ Parti’ye rağmen adaylığını ilan edebilir. Zira bir önceki dönemde Meral Hanım da CHP’nin tavrına rağmen adaylıktan çekilmemişti. Esas soru şu; “Kılıçdaroğlu, İYİ Parti’ye rağmen HDP’nin de gizli desteğini alarak adaylığını ilan ederse İYİ Parti tabanı kime oy verir?” Cevap net; "Kılıçdaroğlu’na verir." Meral hanım karşı çıksa bile Kılıçdaroğlu’na verir. Bu yaklaşımımıza bir ilave daha yapmak istiyoruz. İYİ Parti tabanının büyük bir bölümü CHP tabanıyla aynileşti. Yerine göre tercihini Meral Hanım'dan yana değil, CHP’den yana kullanacak kadar aynileşti. Sonuç olarak süreç Meral Akşener’in tavrına rağmen Kemal Kılıçdaroğlu’nun lehine işliyor.

***

Ankara’da eski Türkiye’nin alışkanlığını gündeme getirmek isteyen güçler bazı Cemevlerine planlı provokasyon düzenlediler. Eski Türkiye’yi bilenler hatırlarlar. Bu ülkede ne zaman demokratik değerler için bir kavşak dönülecek olsa gündem değiştirmek için büyük provokasyonlar yapılırdı. Uğur Mumcu’lar, Bahriye Üçok’lar, Necip Hablemitoğulları hep bu tür dönüşümlerin kurbanı olmuştur. Şimdiki provokasyon ise yine o eski alışkanlıklardan biri. Halbuki köprünün altından çok sular aktı. Devir çok değişti. Türkiye bir daha Alevi-Sunni çatışmasının içine sürüklenmez. Hele hele dün Alevi-Sunni çatışmasının içinde olanlar bugün birlikte hareket edebiliyorlarsa. İkinci boyut ise aslen Alevi olan Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı bir provokasyon olarak nitelendirilebilir. Ancak İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş veya Mehmet Ağar’lar değil. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu. 30 yıldır yakalanmayan o eski zanlılara karşı yeni provokatörleri 30 saatte yakaladı. Ve herkese Türkiye’nin o eski Türkiye olmadığını hatırlattı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.