banner114
banner146
banner122

28 Şubat Postmodern Darbesi tek başına seçilmiş meşru hükümetin devrilmesiyle izah edilemez. Ankara elbette darbenin merkeziydi ve en ağır baskıları yaşadı. Ancak gerek Refah-Yol Hükümeti sürecinde ve özellikle ondan sonra vesayetin kurdurduğu darbe hükümetleri döneminde Anadolu’da Müslümanlar yoğun ve ağır baskılarla karşılaştı. Yani, darbenin zulmü Refah-Yol Hükümetinin yıkılmasından sonra kurulan ANA SOL-M ve ANA SOL M-D dönemlerinde daha yoğun yaşandı. Tüm Anadolu illerinde insanlar fişlendi. Darbeye karşı direnen yerel basın ağır baskı altına alındı. Her eve ya imam hatip ya başörtüsü ya Kuran Kursu ateşi düştü. Geriye dönüp baktığımızda o zulüm sürecinde Gökkuşağı Radyo TV Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olarak sonuna kadar tüm benliğimiz ile dik durmamızı sağlayan Allah’a hamdediyoruz.

Trabzon’un nefesi olduk. Din ve vicdan özgürlüğünü bir ilke ve bir ahlak olarak tavizsiz savunduk. Fişlendik, tehdit edildik. Erzurum DGM’ye gönderildik yine taviz vermedik. Darbe süreci belki bizi radyo televizyonumuzu elden çıkarmaya zorladı ve başarılı da oldu ama sorumluluğumuzu sonuna kadar yerine getirdik.

1999 yılında siyasi baskılar bir yana, ekonomik baskılara daha fazla dayanamayarak radyo televizyonumuzu sattık. O süreçte Batı Çalışma Grubu’nun başta emniyet-valilik ve adliye olmak üzere hemen tüm kurumları nasıl vesayet altına aldığını… Somut olarak yaşadığımız pek çok örneği anlatmayacağız. Sadece tek bir örnek vererek dönemin vahametini anlatmaya çalışacağız.

Bizi Erzurum DGM’ye sevk eden mahkeme dosyasında bir evrak… Emniyet Müdürlüğü antetli ancak Emniyet Müdürü’nün imzası olmayan bir evrak. Savcılığa atfen yazılı ve ağır siyasi iddialar içeriyor. Hakkımızda hiçbir belge yok. Sadece yayınlarımızdan bölümler. İmza bir şube müdürüne ait… Dönemin Valisi merhum İsmet Gürbüz Civelek’i ziyaret ederek evrakı götürdük Soruşturma açılmasını bekleyerek; “Bu nasıl olabilir?” dedik. Cevap kısa ve net: “Bu bir BÇG raporu. Belki de benim için de hazırlanmıştır. Yapacağımız bir şey yok “ İşte böyle bir dönem…

Yeri gelmişken bir virgül koyarak devam etmek istiyoruz. Dün sosyalist bir yazar 28 Şubat sürecinde sosyalistlerin darbeye karşı durduğunu iddia eden bir yazı kaleme aldı. Hayır, doğru değildi. Sosyalist bazı aydınlar hakikaten bizim gibi direndi. Lakin bunlar istisna idi. Sosyalist partilerin tamamı ve kitleleri ya darbeye destek verdi ya kenardan izledi.

O süreçte dindarlar en fazla ÖDP’nin tutumunu merak etmiş ‘acaba?’ demişti. ÖDP de tavır almadı, alamadı. Yalnızca ‘Ne şeriat ne darbe’ diyerek vaziyeti idare etti. Yani ÖDP de Rafah-Yol Hükümetinin şeriat getirmek istediğini ileri sürerek meşru hükümetin gönderilmesini istedi. 28 Şubat, dilinden demokrasi ifadesini düşürmeyen sosyalistler için kötü bir sınavdı. Demokrasiyi yalnızca kendileri için istedikleri, kendilerine dokunmayan bir darbeye bile sessiz kalabilecekleri ortaya çıkmıştı.

28 Şubat Postmodern Darbe sürecine burada nokta koyarak biraz da bugünkü tablodan bakıp o mücadeleyi yorumlamak istiyoruz.

  1. 28 Şubat Darbesi inançlı-dindar insanları hedef aldı. Başörtüsü-İmam Hatipler ve Kuran kursları üzerinden yüründü. Kamuoyu önüne daha çok başörtüsü zulmü geldi. Sonuçta galip gelen başörtüsü ve İmam Hatipliler oldu. Galip gelen Allah oldu.
  2. 28 Şubat Darbesine ‘Başörtüsü onurumuzdur’ diyerek direnen o kızlarımız acaba nereye gitti? ‘Okulumu kapattırmam’ diyen İmam Hatipliler bugün nereye kayboldu?
  3. Bir zamanlar tanklara, zırhlılara ve generallere karşı savunulan ve ‘Onur’ olarak sıfat bulan başörtüsüne bugün ne oldu? Direnen İmam Hatiplerin yerine nasıl bir İmam Hatip anlayışı ikame edildi.
  4. Cevabını yalnızca ve yine soru sorarak aramak istiyoruz. 28 Şubat’ta din ve vicdan özgürlüğü için mücadele eden… Başındaki örtüyü ‘onurum’ diye sahiplenip ailesine bile direnip okulunu terk eden kızlarımız… Kapatılmak istenen okulu için sabah namazı dualarına çıkan ve hak arayan İmam Hatipli arkadaşlarımız… Bu mücadeleniz bugünler için miydi? Nefeslerinizle ve gözyaşlarınızla erittiğiniz buzdağının oluşturduğu bugünkü bataklık için miydi?
  5. AK Parti’nin iktidar olduğu 2002 yılında “Hak şerleri hayreyledi.. Zannetme ki gayreyledi… Gördün mü Mevla  neyledi? Neylerse güzel eyledi” dizeleriyle şükrümüzü ifade ediyorduk. Peki ya bugün? Kendi ellerimizle oluşturduğumuz bugün İbrahim Hakkı Hazretlerinin bu duasını yine terennüm edebilir miyiz?

Tankın, topun, tüfeğin yapamadığını bize kendimiz yaptık? Bu ne çetin bir imtihandı. Sanki imtihanı veremedik.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Tura Saka 1 ay önce

ali bey kardeşim, eline yüreğine sağlık. o ağladığımız, üzüldüğümüz günleri çok güzel özetledin. şu an neredeyizi çok iyi analiz etmek lazım. selem ve dua ile...