banner114
banner146
banner122

Kader öyle tevafuklarla doludur ki, insanoğlu bu tevafuklardan ibretler ve dersler çıkarsın diye!. Kaderi mutlak Allah'ın elindedir. İnsanoğlu sadece imtihandadır. Tercih ettiği istikamet ya hakka hizmete ya da bâtıl'ın çirkefliğine götürür.

27-28 şubat, yakın tarihimizde çoğumuzun yaşadığı ve hafızamıza kazıdığı iki önemli gün. 28 Şubat 1997, millete savaş açan bir vesayet grubunun ülkenin ve milletin ufkuna kara bir bulut gibi  çöktüğü, sosyal, siyasal ve ekonomik olarak milletin belinin kırılmaya çalışıldığı, kısa ama kabus gibi geçen bir tarihin başlangıcı. Demokrasinin alaşağı edildiği, inançlarından dolayı insanların zulüm gördüğü, meşru, seçilmiş bir başbakana ve hükümete karşı insanlık dışı muamelelerin reva görüldüğü, Kur'an Kurslarının ve imam hatiplerin kapatıldığı, eğitim sisteminin alabora edildiği, ekonominin bozulduğu ve talan edildiği, askerin önünde, adları sözde STK olan 5'li çetenin zavallılıktan ellerini alkış diye patlattıkları, karanlık günlerin başlangıç tarihi 28 şubat. 1000 yıl sürecek diye millete hüküm ferma eden ve kendini kudretli sanan, her fani gibi kaderi mutlak karşısında zayıf ve zavallı olan zevat, milletin sillesiyle hak ile yeksan oldular. Onların sun'i kudretini gerçek sanan bazı zavallılar, milletin temsilcilerine, "Size iktidar mı verirler yürüyün gidin" diyecek kadar korkak, pısırık bir o kadar da gücün tapıcısı oldular. 28 Şubat, hakikatin ve millet iradesinin değil gücün peşinde olanların  gerçek yüzlerini milletimize gösteren bir aynadır.

27 Şubat, bütün zulüm ve ötekileştirmelere karşı, hayatı boyunca hem dünyadaki hem de Türkiye’deki vesayet odaklarına direnen, milli duruşundan ve hakikat aşkından asla geri adım atmayan, büyük ilim adamlığı yanında, siyasi mücadelesi boyunca sadece iktidar arayışı içinde olmayıp, bu ülkenin yarınları için şuurlu ve iman esaslarını ölçü alan büyük bir nesli yetiştiren Prof. Dr Necmettin Erbakan’ın vefat tarihi.

Bu tarihleri yan yana getiren Kaderi mutlak, muhakkak ki bize önemli dersler veriyor. Bu iki günün yakın tarihteki yaşanmışlıkları üzerinden almamız gereken ibretler var elbette.

Bir yanda, ülkeyi ve milleti 28 Şubat karanlığında boğmak isteyenlerin anılışları, diğer yanda bu karanlık odakların zulmüne uğramış ama hakikat ve adalet mücadelesinden ödün vermemiş bir dava ve millet aşığının ölüm yıldönümünde milletçe anılışı!. Bu iki mukayese ders olarak yeter de artar bile.

Bu vesile ile, ölüm yıldönümünde, muhterem hocamızı rahmetle anıyorum.

28 Şubat karanlığını bu millete reva görenleri ve onlara alkış tutanları bir kez daha tel'in ediyorum. O karanlık günlerde, siyaset yapan ve kudretinden dolayı zalimlere ses çıkaramayanların da gerçek manada pişman olmalarını ve tövbe etmelerini diliyorum. Keşke pişmanlıklarını ifade edebilseler. Güç ve kudret sahibinin Kıvrıkoğlu değil Allah olduğunu ve tercih gücünün millet olduğunu ikrar edebilseler.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.