banner114

Bugün 28 Şubat… Bugün seçilmiş bir iktidarın tam 23 yıl önce post modern bir darbe yöntemiyle iktidardan uzaklaştırılmasının yıldönümü… Darbe post modern bir darbeydi. Generaller bu kez ülkenin en önde gelen 5 sivil toplum örgütünü adeta çeteye dönüştürdü. Beşli çete olarak nitelendirilen TOBB, Türk-İş DİSK, TESK ve TİSK’ten oluşan grup darbenin önünde yürüdü. Askerler ise arkadan destek verdi.

Bir ülke düşününüz. Sivil toplum örgütleri demokrasinin yanında değil, karşısında yer aldı. Ülkenin en etkin STK’ları askerle beraber darbe yaptı. Yapılan darbeyi desteklemek bile başka bir şey!.. Beşli çete açık açık darbeye ön ayak oldu. Yalnız STK’lar değil… Medya da darbeyi destekledi. Hürriyet-Milliyet-Sabah-Akşam-Cumhuriyet ve diğerlerinin manşetleri tamamen post modern darbenin taraflarıydı.

***

Kime karşı?.. Hükümetin şahsında doğrudan halka karşı… Generaller 60 milyon nüfusun (1997 nüfusu) fazla olduğunu, gerekirse birkaç milyonun kırılabileceğini söylerken medya destek manşetleri atıyordu. Paşalar bakanları, albaylar başbakanı aşağılarken STK’lar alkışlıyordu. Bütün bunlara rağmen ‘Direnen Adam’ı korkutamadılar. Başbakan Prof. Dr. Necmettin Erbakan onları öfkesiyle ve hışmıyla değil, beyefendiliği ve edebiyle ezdi geçti. Ama kendisine kurulan siyasi oyunu göremedi. Yılların siyasetçisi Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in halk iradesinden yana olacağını zannetti. Halbuki Demirel darbecilerle çoktan iş birliği yapmış ve hükümeti düşürmeyi planlamıştı. ‘Kan dökülmesini engelledim’ gerekçesinin arkasına sığınarak post modern darbeyi hayata geçirdi. Zulüm dönemini başlattı.

***

Artık milletin çocukları kendi üniversitelerine başörtülü giremiyordu. Başörtüsü yasağı İmam Hatip Liselerine kadar inmişti. Yetmedi, İmam Hatip mezunları üniversitelere alınmadı. Kamu kurumundakiler atılma noktasına geldi. Dindar subaylar ordudan atılarak FETÖ’cü subayların önü açıldı. Anneler, askerdeki evlatlarını ziyaret edemiyordu. Bir cadı avı sürecine girilmişti.

28 Şubat Post Modern Darbesi, ABD ve İsrail’in bir organizasyonuydu. En çok FETÖ’nün işine yaradı. İmam Hatiplere zaten düşman olan FETÖ lideri, başörtüsü meselesine de füruat (teferruat-önemsiz) diyerek darbecilere göz kırpmıştı. Zaten ABD ve İsrail arkasındaydı ve artık önü açılacaktı. Artık ‘İslam’ denince örnek olarak FETÖ hareketi sunulacaktı. Öyle de oldu.

***

28 Şubat Post Modern Darbe süreci yalnız Ankara ve İstanbul’u etkilemedi. Anadolu’nun her yerinde zulüm kol geziyordu. Yaşadığımız Trabzon’dan birkaç örnek verelim.

KTÜ’de başörtüsü yasağı acımasızca uygulandı. Dönemin Rektörü Prof.Dr. Türkay Tüdeş mescitlere varana kadar kapattı. Akademisyenler uzaklaştırıldı, kadro verilmedi. Valiliğin yetkileri Emniyet Müdürlüklerinde Batı Çalışma Gurubu’nun belirlediği şube müdürlerine verildi. Şube Müdürü imzasıyla Emniyetin antetli kağıtlarına raporlar tutulup savcılıklara veriliyordu. Adalet Bakanı, Hikmet Sami Türk’tü ve adalet mekanizması buna göre dizayn edilmişti.

Yazdıklarımızı bizzat yaşadık. Trabzon Emniyeti’nde BÇG temsilcisi bir şube müdürünün raporu üzerine önce Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusu yapıldı. Gökkuşağı Radyo TV isimli bir radyo televizyonumuz vardı. Dönemin Valisi rahmetli İsmet Gürbüz Civelek’le görüşüp şikayetçi olduk. “Sayın Valim!.. Emniyet Müdürü ve Vali varken bir şube müdürü, antetli kağıda nasıl imza atar ve savcılığa gönderir?” diye sorduk. Aldığımız cevap her şeyi açıklıyordu. “Ali Bey, belki de benim hakkımda da rapor tutuldu. Bir darbe sürecinden geçiyoruz.” Sonra Erzurum DGM… Başörtüsü özgürlüğünü savunmaktan bölücülük suçu çıkarmaya çalıştılar. 1 yıl sonra beraat ettiğimizde TV ve radyoyu da devretmek zorunda kalmıştık.

***

Bugün 23 yıl sonra gelinen noktaya dair birkaç not düşmek istiyoruz. 28 Şubat Darbesi AK Parti’nin kurucu kadrolarını, çocuklarını da kapsadı. AK Parti ruhunun mayalandığı kadrolar tamamen mağdur konumdaydı. Ancak bugün baktığımızda AK Parti’nin 28 Şubat Darbesi’nden yeterince hesap sormadığını söyleyebiliriz. Dahası, 28 Şubat’ı destekleyen bazı kadrolarla yan yana geldiğini bile gözlemleyebiliriz. Her geçen yıl AK Parti 28 Şubat’ı biraz daha önemsemez görünüyor. Analizini yapmadık. İlk defa bu denli hissediyoruz. AK Parti’nin varlığını 28 Şubat’a borçlu olduğunu biliyoruz. Lakin bu borç kaderin bir çizgisidir ve AK Parti’yi kendine mahkûm etmemelidir. 28 Şubat bir darbe olarak 15 Temmuz kadar hain bir kalkışmadır ve unutulmamalıdır. Kaldı ki, 15 Temmuz’un kilometre taşları 28 Şubat’la birlikte dizilmeye başlanmıştır. 28 Şubat asla unutulmamalı, tavsatılmamalıdır. Bugün kaybedilen dava ruhundan bahsediyorsak, 28 Şubat’ın aslında her şeye rağmen amacına ulaştığını iddia edebiliriz. Artık gelinen noktayı tartışmanın zamanıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108