banner114
banner146
banner122

2020 yılı, insanlığın covid hastalığı ile tanıştığı ve muzdarip olduğu bir yıl oldu. Covid yüz yüze her türlü insani ilişkiyi tehdit ediyor. Eğitimden çalışma hayatına, eğlenceden aile yaşamanı kadar. Yangına dönüşen ikinci dalganın hafta içi belirli saatlerde, hafta sonu tam gün sokağa çıkma yasaklarıyla kısmen hafiflediğini görüyoruz. Salgınla mücadelenin temel argümanının sorumlu davranmak olduğunu bir kez daha anlıyoruz.

Hastalık, dünyanın geçici olduğuna vurgu yapar. İnsana dünyada bir misafir olduğunu hatırlatır. Bize “senin vücudun taştan, demirden değil, bozulmaya ve çürümeye çok yatkın etten, kemikten ve kandandır” der. Gözle göremediğimiz çok küçük varlıklar karşısında bile aciz kalabileceğimizi gösterir. Bir yandan “her derdin devası vardır, ara ve bul” derken, diğer taraftan yolumuzun üzerine ölümün pusu attığını bildirir. Öldüremediğimiz ölümün nefesini hissettirir.

Hastalık dünya lezzetlerini acılaştırır. Tat alamaz, kokusunu duyamaz, lezzetini hissedemez olursun. Elin kalkmaz, gözün bakmaz, vücudun doğrulamaz. Bir anda dünya keyfi adına ne varsa, yok olur. Sıhhatin ne büyük bir nimet olduğuna idrak kapısını açar. Açlık olmadan yemenin lezzeti olmayacağı gibi, hastalık olmadan sıhhatin ehemmiyeti anlaşılmaz. Meğerse, tat almak, koku almak, lezzeti duymak ne kadar önemliymiş öğrenilir. Bir nefes, bir bardak su, bir lokma ekmek, bir bakış, bir tatlı söz, kalkmak ve yürümek…

Hastalıktan uyandığımızda korkunç bir rüyadan uyanmış gibi değil, büyük ve zor bir imtihanın bir dar boğazından geçtiğimizi fark edip öğrendiklerimizi hayata geçirsek, belki yeni darboğazlara hazır oluruz.

Hastalıktan şikâyet etmek, hastalığın beden ve ruhumuza yüklediği yükü ağırlaştırır. Birde evham yol bulursa, hastalık, hastanın ruhunu bedeninden önce öldürür. Hastalık, hayatın gerçeklerinden biridir. Başa gelmesin diye makul tedbirler alınır. Fakat bazı şeyler vardır, insan istemezse de yaşanır. Hasta olunca, hastalıkla mücadelenin birinci şartı, onu kabullenmektir. Neden ben? Sorusu, senin hasta olmanın en temel gerekçesidir.  Çünkü sen insansın ve insanlar hasta olur, bu kadar…

Geçmiş günleri düşündüğünde ne zaman keyifli bir şey yaşamışsan ve bitmişse o günler için “ah” çekersin, geçen sıkıntılı günleri içinse “oh” edip şükredersin. Buda geçer “ya hu” deyip sabretmek, ruhundaki hastalığı tedavi eder. Merdane musibetteki sabrı yüklen ki ruhun kurtulsun.

Hastalık karşısında kendini bırakmayıp, inancını koruduğunda ruhunun kazanacağı güç, tıpta plasebo etkisi denilen etkiyle hastalığın daha hafif ve hızlı geçmesine katkı yapar. Canın sıkıldığında, moralin bozulduğunda bedeninin güçsüzleştiğini ve hareket etmek istemediğini hissedersin veya sevindiğinde ayakların seni havaya atar. Hastalıkta da durum aynıdır.

Hastalık hata ve sevapların anlaşılmasının bir yoludur. Ders alacak hayat öğretmenlerinin başında gelir. Dünyayı, hayatı, yapıp-ettiklerimizi yeniden değerlendirmeye, gözden geçirmeye projeksiyon tutar. Tövbe kapıları sonuna kadar açılır. Günahların dökülmesine vesiledir. Temizlenmek ve hayatı doğru anlamlandırmak için fırsattır.

Covid-19 musibeti bütün dünyanın başına geldi. Ağlamak sızlamak nafile... Çaresini arayacağız. Doğru şekilde arayanların çareye yakınlaştıkları da aşikâr. Diğer taraftan, hastalığın bize dünyayı ve hayatı muhasebe etmek için verdiği fırsatı kaçırmayacağız.

Açlıktan ölürken “Allah’a her şeyi anlatacağım” diyen küçük yürekleri, karaya vuran minik cesetleri, gökleri ağlattıran, yeri sallandıran medeniyet adı altında işlenen zulümleri ve bize düşen hisseleri… Umumi musibetler, umumi yanlışların bir sonucudur. Umumi yanlıştan dönmeyi gerektirir. Bugün hastalık, yarın başka bir dert olur. Umumi demek, her ferdin kendince katkısı var olan demektir. Ya yaparak ya onaylayarak ya da susarak…

2020 insanlık olarak bu zorlu sınavı geçtiğimiz bir yıl olarak biter, İnşallah…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Harun Baş 3 hafta önce

Amin Sayın hocam İnşaAllah. Elinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş