banner114
banner146

10 Ocak, ‘Çalışan Gazeteciler Günü’nün’ toplumun önem ve değer verdiği bir gün olduğunu gözlemliyoruz. Çok çeşitli kesimler ve pek çok kişi bugün dolayısıyla ya kutlama mesajı gönderdi, ya bizzat ziyaret etti veya sokakta karşılaştığında ‘Gününüz kutlu olsun’ dedi.

Anneler Gününde anneler… Babalar Gününde babalar ne kadar heyecanlanır bilmiyoruz. Lakin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde hiç ama hiç heyecanlanmadığımızı söylemeliyiz. Bize yöneltilen tebrik mesajlarında en anlamlı olanların ise sokakta karşılaştığımız okurlarımız veya tanıyan vatandaşlarımızın tebrikleri olduğunu söylemeliyiz. Onların samimi olan nazarında gerçekten gazeteciyiz. Kendini topluma feda eden meslek erbabıyız. Peki ya diğerleri!... 10 Ocak Gazeteciler günü dolayısıyla nutuk irad eden devletlüler!.. Devletlü adayı siyasetçiler!.. Onlar, dostlar alışverişte görsün misali kutlayanlar. Kendi söylediklerine kendileri de inanmayanlar. Methiye dizdiğinizde tebrik eden, eleştiri yaptığınızda selam vermeyen pragmatistler.  Bu tiplere göre gazeteci elbette eleştirebilir! Lakin kendilerini değil!.. Gazeteci elbette onore edebilir ve övgü dizebilir. Ama kendilerini… Yani kendilerine demokrat ve kendileri için yaşayanlar.

***

Gazetecilik artık kabuk değiştiriyor. Yazılı basın artık yerini internet medyasına terk ediyor. Toplumu artık en etkin güç olarak sosyal medya yönlendiriyor. Bu etki veya yönlendirme sağlıklı olmayabilir. Artık sosyal medyada yer tutan her birey bir anlamda gazeteci. Pasif de olsa gazeteci. Zira haber üretiyor, yorum yapıyorlar. Etkilendikleri gibi yazılarıyla etkileyebiliyorlar da… Yazılı medyada veya internet medyasında 500 bin kişinin okuduğu bir haberi veya bir şikayeti, herhangi birisi attığı bir twitle 1 milyon kişiye ulaştırabiliyor. Halbuki bu kişi gazeteci de değildir. Ama artık iletişim, gazeteciliği tasfiye ediyor.

Öyleyse gazeteciyi sosyal medya fenomeninden ayıracak bir özellik olmalı. Doğru haber… Gerçekçi analiz… Ayrıntılı ve doyurucu bilgi… Bu anlamda gazeteci artık yeni keyfiyetlerle donanmalıdır. Gazetecilik mesleği ile sosyal medya fenomenliğinin aynı şey olmadığını gazeteci ispat etmelidir. Elbette ki bunu yine sosyal medyada ama bir gazeteci vizyonuyla yürütmelidir. Gazeteci iletişimin gücüne yenilmemelidir.

***

Gelelim 10 Ocak Gazeteciler Günü dolayısıyla gazetelerin ahvaline… Yerel gazetecilik baharını ve yazını AK Parti iktidarında yaşadı. Ne yazık ki kışını da bu dönemde yaşıyor. 22 yaşında bir gazete olarak, 2002 öncesi zorlukları iyi hatırlıyoruz. Hemen her şehirde sadece 1-2 gazete vardı. Ofset baskı yapabilen gazete yok gibiydi. Bir diğer ifadeyle çok sayıda muhabir çalıştıran gazete parmakla gösterilirdi. AK Parti iktidarının 2003-2004 yıllarında resmi ilanlara yaptığı zam oranları, resmi ilanları gazetelerin üçüncü sırada da olsa gelir kaynağı haline getirdi. Zira bu tarihe kadar resmi ilan gelirleri çok önemsizdi. 1- Tiraj geliri… 2-Reklam geliri… 3-Resmi ilan geliri… Resmi ilan gelirinde yapılan artış, 2004 yılında yerel basını patlattı. Hiç günlük gazetesi olmayan çok sayıda vilayet günlük gazeteye kavuştu. 2-3 gazetesi olan vilayetlerde günlük gazete sayısı ikiye-üçe katlandı. Bu süreç bir müddet böyle devam etti. Buna ‘resmi ilan gazeteciliği’ dönemi de diyebiliriz. Ancak 2007-2008 yılından sonra… Yani Basın İlan Kurumunun Şubelerinin tüm Anadolu’ya yayılmasından sonra gazeteciliğe hem kalite geldi hem de gazetecilik yaz mevsimini yaşadı. Ekonomin de iyi olmasıyla bu dönemin 10 yıl sürdüğünü söyleyebiliriz. Bir yandan değişen çağın getirdiği internet gazeteciliği… Diğer yandan hükümetin kağıt politikası (Kağıt fabrikalarını özelleştirip yerine villa yapılmasına göz yumulması) gazeteciliği ölümcül noktaya iteledi. Artık sonbahar dönemi baş gösterdi. Çöken ekonomi, pandemi ve doların kesin hakimiyeti gazeteleri mezarlığın kenarına kadar getirdi.

Yazılı yerel medya veya genel basın artık ya mezarlığa sürüklenip bitecek veya mezarlığın kenarında biraz daha öleceği zamanı bekleyecek.

10 Ocak 2022 tarihinde demek istiyoruz ki ölümü bekleyen gazeteciliğin bitişini kutluyoruz. Galiba bunu şimdilik yalnızca gazeteciler biliyor. Bakalım gazeteler kışı atlatıp baharı görebilecek mi? Ya da gazeteler için bir daha bahar geri gelecek mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.