banner114

Mahalle aralarında... Dere boylarında...
Ekilmemiş bir tarla, bina kondurulmamış bir arsa görmeyelim.
Ya taşlarla ya da direklerle başlardık işe.
Elimizde yüzümüzde ve dizlerimizdeki yara izleri o günlerden kalma.
En güzel hatıralarımız, ölmeyen arkadaşlıklarımız...
Sevinç çığlıklarımız, yorgunluklarımız, hastalıklarımız…

***
Futbol sahaları... Bir zamanlar tarla, bağlık bahçelik olan futbol sahaları...
Ziraat için bankalardan kredi alınan bereketli topraklar…
Gün geldi stadyumlara dönüştü, arenalara...
Zaman değişti ama zemin değişmedi. Toprak ve çim. Yine ziraatle ilgili yani.
Sırf bu iş için personel çalıştırılıyor. Teknisyenler, mühendisler...
Kenarında köşesinde domates, biber, patlıcanlar boy vermese de...

Hasat dediğiniz şey, ‘gol’den başka bir şey değil.

Bir de baraj var tabi. Bazen kıl payı kurulduğunuz oluyor. Bazen de altında kaldığınız.
***
Toprak var, baraj var.

İlaçlama, gübreleme, havalandırma, ara ekim, sulama, çim biçme...
Dört dörtlük bir zirai faaliyet… Ve adına “yeşil saha” denilen bir yerden bahsediyoruz.
O zaman niçin Ziraat devreye girmesin? Bunda anlaşılmayacak ne var? Hem bu çalışmalar dört yıldır sürdürülüyor. “Kulüplerin borçları yapılandırılacak” diye.
Sanki birdenbire gündeme getirilmiş gibi yorumlar
havada uçuşuyor.

***
Sakatlanmaya yol açabilecek bir mücadele ve hile düzeni üzerine kuruluymuş.

Yazılıp çizilenlere bakılırsa ‘spor’ bile değilmiş ama seviyoruz futbolu.

Futbolla yatıp kalkan bir milletiz. Mağlup olduğumuzda yemeden içmeden kesiliriz.

İngiltere gibi pek çok ülkede yaşanan durum, bizde de yaşansın ister miyiz?

Ülkenin köklü takımları, iyi yönetilmiyorlar, borç batağında diye bir alt lige mi düşürülsünler? Bence bir şans daha verilmeli, sondan bir önceki şans.

Bir düşünelim, ‘Dört Büyükler’ olmasa Süper Lig’in ne değeri kalır ki?

Borçlar, son beş yılda katlanarak artmış. Yalnızca dört büyüklerin borcu 7 milyar TL’yi aşmış. Niçin ve nasıl borçlandıklarının hesabını sormanın zamanı değil.

Yapmamız gereken, önümüzdeki maçlara bakmak…

Bir de hesapsız kitapsız iş yapmamak…

Futbolcu, antrenör, menajer denilen şeytan üçgeninde dikkatli olmak…

***

Bunun bir yapılandırma olduğu anlatılıyor.
Kulüplerimizi FIFA'nın kıskacından kurtaracak bir yapılandırma.

31 Ocak 2019 tarihine kadar kulüpler borçlarını bankaya bildirecek.

Bankalar da kulüplerin borcunu yapılandıracak, durum bundan ibaret…

Türkiye Bankalar Birliği, yaptığı açıklamada konuya açıklık getirdi.

Bu çalışma ile kulüplerin geçmişten gelen ve geleceği de etkileyen borçlarının yeniden vadelendirilmesi amaçlanmaktadır. Sıkı mali kriterler getiren bu çalışma futbol kulüplerine yeni kredi kullandırılması anlamına gelmemektedir.” 

Artık bundan böyle top kulüp yönetimlerinde...
On bir kişi yeşil sahada koştururken onlar da kuruşun hesabını yaparlar herhalde.

Dünyanın gözden düşen topçularına milyonlarca Euro ödemezler.

Altyapıdan yetişen gençlerin önünü kesmezler.
Aksi takdirde işleri daha da zorlaşacak.
Bir yandan FIFA, diğer yandan banka kıskacı altında kalacaklar.

Yine har vurup harman savururlarsa…
Ya bankanın takımı olacaklar ya da kapılarına kilit vuracaklar.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108