Geçtiğimiz hafta sonu Bakkalım AŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mehmet Tayfun Ataman’la konuştuk.  Hakikaten Trabzon’un ya da küçük ve orta ölçekli kentlerin çok ciddi sorunlarla karşı karşıya olduklarına dair farklı boyutlara vakıf olduk. Ataman ve arkadaşları yerel olanı korumak adına çok büyük bir mücadele verdi. Mahalle bakkalını büyük marketler zincirlerinin ellerinden kurtarabilmek için mükemmel bir proje geliştirdiler. Bakkalım AŞ bu bağlamda Türkiye’de örnek teşkil edecek, ödüle layık bir projedir. Buna rağmen Trabzon’un günde ortalama 10 milyon lirasının ve pazar payının yüzde 60’ının İstanbul merkezli büyük marketlere gittiğini öğrendik.

Lütfen meseleyi küçümsemeyelim. Yaşadığımız kenti fakirleştiren çok ciddi bir mesele ile karşı karşıyayız. Gelişmeleri bire bir yaşayan Ataman’a öteye beriye çekmeden gerçeği konuştu. “Büyük şirketler ve zincir marketler Trabzon’u fakirleştiriyorlar” dedi. “Nasıl olur?” sorusuna meydan vermeden sözlerine devam ediyor: “Zincir marketlere verilen paralar ve orada yapılan alışverişlerin karşılığı Trabzon’da kalmıyor. Belki istihdam yarattıklarını düşünebilirsiniz. Ama gerçek öyle değil. O zincir marketler belki üç beş kişi çalıştırıyor ama onlarca bakkalı kapatarak istihdam bağlamında da zarar veriyorlar.” Ataman, tehlikenin büyüğünün yolda olduğuna işaret ediyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor: “Şimdi bu zincir marketler mahalle aralarında küçük marketçiklere yönelmişler. Bunun mutlaka önlenmesi lazım.” Serbest piyasa ekonomisinde kim daha kaliteli ve daha ucuz mal satıyorsa vatandaş ona yöneliyor. O zaman bakkalda kendini yenilemeli diyoruz. Ataman, her şeyi ile yorumumuza katılıyor. “Evet, bakkal kendini mutlaka yenilemeli. Vatandaş ilgi ve Güleryüz bekliyor. Ancak bu marketlerin hiçbiri bakkaldan daha kaliteli veya ucuz mal satmıyor. Belki sadece daha çok çeşit satıyor.”

Çözüm olarak ne yapılmalı? Bize göre çözüm vatandaşın elinde. Eski TESOB Başkanı Halil İbrahim Kalfaoğlu, bu marketleri kent içine kurdurmamak için amansız mücadele vermişti. İyi hatırlıyoruz Kalfaoğlu’na serbest piyasa ekonomisi adına karşı çıkılmıştı. Şimdi ise daha vahim bir tablo ile karşılaşacağız. Artık mahalle aralarında bile zincir marketlerin şubelerini bulacağız. Bu vahim bir tablodur. Öyle istihdamla izah edilecek bir durum değildir. Asgari ücretle çalıştıracakları bir kişi onların olsun. Ancak yaşadığımız kenti daha fazla fakirleştirmelerine izin vermemeliyiz. Bu marketlerin mahalle aralarına mini şubeler açmalarını engelleyemeyiz. Ancak onlardan alışveriş yapmayarak geri püskürtebiliriz. Yaşadığımız kenti seviyorsak, satın aldığımız malın vergisinin bu şehre ve bu şehirde harcanmasını istiyorsak, yerlinin de yerlisine yönelmeliyiz. Yereli güçlendirmeliyiz. Mahalle bakkalını kesinlikle zincir marketlere tercih etmeliyiz. Bu arada TESOB Başkanından, mahallelere girmeye çalışan zincir marketlere karşı bir proje üretmesini bekliyoruz. Trabzon yerel medyası olarak yerelin arkasında duracağız. Ayda 10 milyon liramız şirketlerin İstanbul’daki merkezlerine gidiyor. Bu rakam yılda 350 milyon lira yapar. Trabzon’u gerçekten seviyorsak… Yaşadığımız kenti gerçekten geliştirmek istiyorsak bunu fiilen göstermeliyiz.

Yaşadığımız kenti sözde değil, özde sevdiğimize önce kendimiz inanmalıyız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108