Zaman gece ve gündüzün dönmesiyle yaşanmışlıkları ipe dizerek, bizim için anlamlı kılar. Zaman sadece içine atıldığımız ve bizi ileriye doğru taşıyan bir nehir değil, kendi bedenimiz içinde de akan bir çağlayandır. Kendini bilen kalbinin ritmi gibi tık tık atan bedensel saatini de duyabilir, belki de kalp atışları onun ritmidir.

Her insan için zamanın yönetilmesi önemli olmakla beraber, çalışan, üreten ve yönetenler için çok daha önemlidir. Teorik olarak mümkün görülse de asla geri döndürülmeyen zaman, yönetim dünyasında israf edilen en büyük sermayedir. “Acelemiz yok ne zaman olsa olur” söylemi gamsızların, “Ağır çek kürekleri mehtap uyanmasın” nakaratı sevdiğine kavuşup, onla geçirdiği zamanı çoğaltmak isteyenlerin işine yarar.

Zamanı verimli kılmanın yolu, zamanı dilimlemektir. Dünyanın dönüş ritmine göre gün en az beşe bölünür. Günün ağarması, güneşin tepeye varması, güneşin batıma yönelmesi, alaca akşam karanlığı, günün gecenin karanlığına terk edilmesi… Her biri beden saatimizde, dünyada ve evrende önemli başlangıç ve değişimlere işaret eder. Hayatımızı bu bölümleme içinde planlayabilmek, zamanın yönetilmesinde önemli bir adımdır. Birde geceyi ikiye bölebiliyorsak, çok şey kazanırız. Her bölümde kendine uygun iş ve aktiviteleri yaparsak, bu günümüz dolu, geçmiş sermayemiz birikmiş, gelecekte güçlü teklifler sahibi olabiliriz.

Yöneticiler günü beşe bölümlemeyle yetinemezler, bunun dışında çalışma saatlerini on beş veya otuz dakikalık sürelere bölmelidirler. İşleri; acil ve önemli, acil değil ama önemli, acil ama önemli değil, hem acil hem de önemli değil diye sınıflamaları gerekir. Ayrıca işleri yapılması kolay ve zor işler olarak vasıflandırmak gerekir.

Acil ve önemli işler; verilmiş ve zamanı gelmiş sözler, işleyişi aksatan sorunlar, zamanı gelmiş toplantılar, projeler ve aniden ortaya çıkan büyük sorunlar (krizler) örnek verilebilir. Bu kısım yaşamsaldır, savsaklanmaya gelmez, mutlak yapılmalıdır. Aksi durumda kaybının telafisi ya mümkün değil, ya da aşırı maliyetlidir. 

Acil olmayan ama önemli olan işler; kişisel, mesleki ve entelektüel gelişim faaliyetleri, mesela kitap okuma, araştırma yapma, tefekkür etme, iş geliştirme çalışmaları, hazırlıklar, strateji geliştirme ve planlamalar, tedbirler alma gibi birinci kısmın iş yükünü azaltan ve müdahale gücünü artıran kalite işlerdir. Bu işleri zamanın içine yaymak ve planlı şekilde sürdürmek gerekir.

Acil ama önemli olmayan işler; gelen telefonlara cevap verme, kendi görev ve sorumluluğun dışındaki, bizi ilgilendirmeyen ve irademizin sonuca tesir etmediği veya sonuç alınması mümkün olmayan işlerdir. Mesela akşamki maçı siyasinin konuşmasını yorumlamak gibi… Afaki konular ve işlerdir. Bu alan çok aldatıcıdır. Önemli işler yaptığımız hissini bizde oluştursa da sonuç ya yoktur, ya da gereksizdir.

Hem acil hem de önemsiz olan işler; telefon muhabbetleri, televizyon, internet, cep telefonu sörfleri, politika, spor çekişmeleri, ülkeyi, devleti, kurumu, kurtarma sohbetleri, hayal kurmalar, kişileri çekiştirme ve dedikodu gibi şeylerdir. Bu hane tam bir israf ve iflas işleriyle doludur. Hem dünya hem de ahiret sermayesini götürür.

İşleri oluşturduğumuz bu dört bölümün içine yerleştirirken, yanlarına zor veya kolay işaretlerini ve alacakları zamanı yazalım. Sonra bu işleri zaman çizelgemize zor işlerin arasına kolay işleri serpiştirerek yerleştirelim. Günün ilk saatleri en verimli çalışacak saatlerdir, özellikle zihinsel ve dikkat isteyen işleri bu zamanlara, görüşme işlerini öğleden sonraya koyabiliriz. Kesinlikle masamız veya odamızda zamanın değerini hatırlatan bir sözü gelenlerin dikkatini çekecek bir şekilde bulunduralım. Gereksiz uzayan görüşmelerde konuşma arasında gerekirse, bir sonraki işimizi ve zamanını ifade edelim.

Unutmayalım, zaman içini doldurdukça genişler, bir saate dünyanın işini sığdıra biliriz. Verimli kullandığımız zamanın %20’sinde önemli işlerimizin %80’ini yapabiliriz (Pareto yasası). İşimize, ailemize, dostlarımıza, kendimize yetecek kadar çok zaman bize verilmiştir, yeter ki zamanı kullanmayı bilelim.

Zamanın yetersizliğinden şikâyet eden ya düzensiz veya tembeldir. Uzun yaşamak süre değil, yaşamımızın içine ne sığdırdığımızdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108