TRABZON Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Yusuf Turgut dün nihayet bize cevap vermiş. Tutarsız, seviyesiz, ilkeli duruşumuzu mikro milliyetçiliğe taşıyan, eleştirileri düşmanlık gibi algılayan bir tavır sergilemiş. En başından tekrar ediyoruz.

Yusuf Turgut’la hiçbir meselemiz yoktur. Bizim de üyesi olduğumuz Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığı’na yasal ve ahlaki olmayan yollardan ve antidemokrat bir tavırla oturmuştur. Bunu kabul etmedik, etmeyeceğiz. Kendi mesleki sorunumuzu ve onurumuzu savunamaz ve oldu bittiyi kabullenirsek biz nasıl gazeteci olacağız? Mesele Yusuf Turgut’un da içinde olduğu eski yönetimin Kolektif mensubu bir militan öğrenciye ödül verip/verdirip, törende günebakış’a hakaret ettirmeleriyle başlamış ve Cemiyet seçiminde ahlaki olmayan biçimde sonuçlanmıştır. . Gelelim muhabbete…

***

Yusuf Turgut diyor ki; Mesele Cemiyet seçimi yada başkanlığım değil.

Ali Öztürk diyor ki; ‘Mesele tam da Cemiyet seçimi ve senin o makamı işgal etmendir.

Bunun dışında seninle ya da sıraladığın isimlerle hiçbir sorunum yoktur. Benim ve 93 gazetecinin iradesini yasal olmayan yoldan kadük ettin. Bunu hazmetmemizi beklememelisin.

Yusuf Turgut diyor ki; ‘Beni STK’lar, bürokratlar ve siyasetçiler teşvik etti. Adaylıktan kaçacak yerim olmadığı için girdim.’

Ali Öztürk diyor ki; ‘İyi ama Yusuf Turgut… O isteyenler o kullanamıyor ki. Oy kullanan gazeteciler ise sana (88), rakibine (93) oy verdi. Yani gazeteciler seni başkan seçmedi.

Yusuf Turgut diyor ki; ‘Seçim sonrasında tüzüğün verdiği yetkiyi kullandığımız için Ali Öztürk rahatsız oldu’

Ali Öztürk diyor ki; ‘Doğru söylemiyorsun Yusuf Turgut. Şayet seçimden sen (5) yöneticinle, Tekin Atay (4) yöneticisiyle çıksaydı belki senin (88) oyuna rağmen başkanlığını tüzüğe bağlar hazmedebilirdim. Lakin Tekin Atay (5) sen (4) yöneticinle seçildin. Sonra devreye birileri girip Tekin Atay’ın listesinden (89) oyla seçilen Nedim Mollaveisoğlu’nu istifa ettirdi. Bu da olabilir! Dahası; Divan Kurulu seçilmiş olmasına rağmen Mollaveisoğlu’nun ne aldığı oya yer verdi ne istifa dilekçesine… O’nun yerine senin listenden 87 oy alan ismi yönetime çıkardı.

Senin listeni (5) yapıp önünü açtı! Sen şimdi bu gayri hukuki ve gayri ahlaki zemin üzerinde oturuyorsun. Yani sen 5 kişiyle seçilmedin. Tüzüğe bile sığınamazsın.

Yusuf Turgut diyor ki; ‘Ali Öztürk Erdem Şen ile, İbrahim Usta ile, Yusuf Turgut ile, Ahmet Sarı ile meselesi var. Tesadüf mü?’

Ali Öztürk diyor ki; ‘Ey Yusuf Turgut… Mikro milliyetçiliğe sığınacak kadar aciz bir adam olmamalıydın. Yukarıdaki arkadaşların hiçbiri ile meselem yok ve olamaz. Eğer onları eleştirmişsem onların bulunduğu makamlarla ilgilidir. 30 yıllık bir gazeteci bunu nasıl yorumlayamaz. Erdem Şen’den daha fazla İbrahim Sağıroğlu’nu eleştirdim. Ben şimdi İbrahim Bey’e düşman mıyım? İbrahim Usta benim eski yol arkadaşımdır. 28 Şubat sürecinde mücadele arkadaşımdır. Lakin bana göre Trabzonspor olayında TFF yöneticiliği uğruna Trabzonspor’u mahvetmekte pay sahibidir. Eleştirdim, darıldı ve yollarımız ayrıldı. Bu düşmanlık mı oldu? Sen de Murat Taşkın da düşmanım değilsiniz. Ama siz düşman gibi görerek Kolektif kızına ödül verip hakaret ettirdiyseniz o da sizin meseleniz. O ödülü geri almak yerine benimle kavga yolunu seçtiyseniz siz kötü niyetlisiniz. Ahmet Sarı ile arkadaş olamadık. Hayata farklı bakıyoruz. O’nun yolu ona, benimki bana… Ama asla düşmanım değildir. Can dostum, tam 42 yıllık arkadaşım Şeref Malkoç’u niye yazmıyorsun. Malkoç ne kadar Arsinli ise, ben de o kadar Arsinliyim. Mehmet Cirav’ı, Bahattin Gürsoy’u, Kamuran Akçay’ı niye yazmıyorsun?

Sevgili Yusuf Turgut… Eyüp Aşık’a 28 Şubat’ta ağır eleştiriler yönelttiğimde ve aynı süreçte Hasan Güven’le ilgili bir haksız habere yer verdiğimde Çaykaralılar Derneği de bizi ziyaret etmiş ve sanki Çaykaralılara karşıyız havası estirmişti. Trabzon eski Milletvekili Kemalettin Göktaş’ı ve eski Bakan Erdoğan Bayraktar’ı eleştirdiğimizde senin gibi bazı kafalar, ‘Of düşmanı’ demişlerdi. Aynı dönemde Trabzonspor eski Başkanı Sadri Şener’i ve KTÜ Rektör adayı Orhan Aydın’ı eleştirdiğimizde yine birileri Tonya düşmanı demişlerdi. Ama gün geldi Hacıosmanoğlu’na karşı Sadri Bey’i savunduk. Süleyman Soylu da Oflu, Süleyman Baykal da… Bunlar aydın olma iddiası taşıyan bir gazeteciye yakışmıyor.

Lakin ne yazık ki sen galiba busun… Hani Ramada’da Rize için de bir sözün vardı ya!... Demek şuuraltında bunlarla yaşıyorsun.

Yusuf Turgut diyor ki; “Ali Öztürk her yeri ben yöneteceğim’ diyor. Bir şehri yönetecekse siyasete girsin. (Sonra ANAP, DYP, MHP ve AK Parti örneklerini veriyor)

Ali Öztürk diyor ki; ‘Sevgili Yusuf Turgut… Sözü saygı gören, önemsenen gazeteci ile ihtiras sahibini karıştırmışsın. Bu yaklaşımın benden çok o partilerin eski yöneticilerine hakarettir. Bak sana ne diyorum… Bir tek eski il başkanıyla bile röportaj yapıp, ‘Ali Öztürk bizi yönetmek istedi’ bizden şu çıkarı vardı, şunu istedi’ diye röportaj yayınla bu kalemi bırakırım. Azer Benli, Şeref Malkoç, Muhammet Öztürk, Muhammet Balta, Ali Rıza Akdeniz, Ahmet Metin Genç, Adnan Günnar ve aklınıza kim geliyorsa… Ben, siyaseti yönetenlerle sadece kent için, ilkeler bağlamında gazeteci-siyasetçi ilişkisi kurdum ve yerine göre kavga ettim.

Yusuf Turgut… Yukarıdaki isimlere rahmetle andığım bir güzel insanın ismini ilave yapmadım. Osman Aslan… O’nunla yaptığımız çalışmayı ve yerine göre kavgayı da kolayına diğer il başkanlarıyla yapmadık. Hikaye şu: ‘Gaziantepspor maçından dönüyoruz. Uzakta genç bir futbolcu başımdan aşağı dikilip dikkatle bana baktı. Durup baktı ve uzaklaşmadı. Ben bakışa merakla cevap verince. ‘Ben Osman Aslan’ın oğluyum… Trabzonspor U 21’de kaleci antrenörüyüm. Babam senden o kadar çok bahsetti, o kadar iyi bahsetti ki sana merhaba demek istedim’ dedi. Gözlerim yaşardı, kalkıp çocuğa sarıldım ve ağladım. Mesele yönetmek, yönetilmek değil, bir kent için, ahlak ve ilke için yol arkadaşlığı yapma meselesi. Biz Osman Aslan’la ve diğerleriyle böyle çalıştık. (O güzel insanı bugün rahmetle anıyoruz) Senin pencerenden, ‘yönetmek olarak görünüyorsa gözlük tak. Tabi bu yaştan sonra fayda ederse!...

Yusuf Turgut diyor ki; “Cemiyet seçimlerinden 2 gün önceki ödül töreninde kürsüden İletişim Fakültesi öğrencisi kız için ‘Tüzükte var mı da ona ödül verdiniz?’ diyeceksiniz, 5 gün sonra aynı tüzükle seçilen isime gaspçı diyeceksiniz!..’

Ali Öztürk diyor ki; “Yusuf Turgut, yalan değil, yanlış yazıyorsun. Ben ödül töreninde yoktum ve kürsüden konuşma yapmadım. Kongre salonunda konuşma yaptım ve tüzüğe yaptığınız ilaveyi eleştirdim. Ayrıca, sen tüzüğe falan sığınma. Tüzükte, ‘Başkanı yönetimin çoğunluğu seçer’ diyor. Sen çoğunluğu alamadın ki!....Nedim Mollaveisoğlu’nun düşürülüşü hukuki değil. Sen 4 kişiyle seçildin ve divan raporuyla yasal olmayan biçimde 5’e çıkarıldın.

(Dernekler Müdürlüğü’nün bu önemli ayrıntıyı tespit edeceğine inanıyoruz. Tabi o zaman senin tavrını merak ediyoruz.)

Kolektifi 5 yıl önce övmeme gelince… Demokratik bir öğrenci hareketi olarak doğan Kolektifin son 4 yılda nerelere savrulduğunu internetten gir ve oku. O şimdi terör örgütlerine kaynak gibi. Bana Kolektife verdiğiniz ödülü savunma.

Yusuf Turgut diyor ki; Hak etmediğim yere gelmem.

Ali Öztürk diyor ki; Hak etmedin ki, gazeteciler getirmedi. Başkanlıkta (88) oy aldın. Yönetime sen dahil 4 isim girdiniz. Rakibiniz (93) oy aldı ve yönetime 5 isim soktu. Seçimle olamadığın yerde işgalci olarak oturuyorsun.

Yusuf Turgut diyor ki; Hukuka saygılıyım. Hukuk ne derse onu yapacağız.

Ali Öztürk diyor ki; İbrahim Hacıosmanoğlu da senin gibi yaptı.

Bak Trabzonspor nerelerde… Gel demokrat ol ve İl Dernekler Müdürlüğü’nün raporuna bakarak karar ver. Zira rapora göre hukuka gidilecek. Gel TGC’nin mahkeme kapılarına taşınmasına vesile olma. Yeniden kongreye gir, seçil öyle gel.

Yusuf Turgut diyor ki; “Bir haftadır arayanlar, çok sayıda iddiadan söz etti. Onları bugün yazmadım. Bundan sonra da yazmayacağım.”

Ali Öztürk diyor ki; Zaten sen böyle bir adamsın! Yaz Yusuf Turgut, yaz!.. Benim abdestimden, yaşantımdan şüphem yok. Alnım açık, yüzüm ak. Kim ne iddia etmişse, iddia sahibinin adını da kaydederek yaz. İftira etme ama…Bak, ‘Belge iste’ demiyorum. İddia sahibinin ismini vererek yaz. Meseleyi kişiselliğe dökmeyeceğim. Ben senin başkan olmadığına inanıyorum. Onu yazdım, yazmaya devam edeceğim. Sen benim oyuma ipotek koydun ve üstüne oturdun. Bunu kabul etmeyeceğim. Mesele bu. Niçin anlamıyorsun?

Yusuf Turgut diyor ki, “Basın kavgalarından hem kent, hem camia yoruldu” Dur artık Ali Öztürk’ diyoruz.

Ali Öztürk diyor ki; “Bu bir basın kavgası değil. İlkeler ve irademizin gasbına karşı mücadele. Bu kavgayı vermeyen gazeteci bu kentin hukukunu da savunamaz. Ben böyle bakıyorum ve camianın iradesi tecelli edene kadar da yazacağım. Yani hukuki sonucun çıkmasına kadar. Sen de öyle demiyor musun?

Bak ne güzel oldu. Toplumu daha da aydınlattık.

MURAT TAŞKIN’IN AYNASI

Gazeteciler Cemiyeti seçimleri bu kentte bir gerçeği ortaya çıkardı. Statükocu bir ekip antidemokratik yöntemlerle de olsa Cemiyet’i ellerinde tutup varlık gösterisi yapıyorlar. İletişim Fakültesi’ndeki Kolektifle iletişime geçip ödül verip günebakış’a hakaret ettiriyorlar.

Kolektif kızına ödül senaryosunun baş aktörü Murat Taşkın cumartesi bir yazı yazmış. Aynaya bakmasını tavsiye ettiğimiz Murat, aynada masum bir Kolektif kızı görüp, verdiği veya verdirdiği ödülün arkasında durmuş. Masumiyetini savunmak için de bizim 2011 yılında yani tam 5 yıl önce üniversitedeki gayrimeşru harçlara direnen Kolektif grubuna yazdığımız olumlu yazıyı örnek göstermiş. Murat Taşrın… Doğrudur, o yıllar Kolektifin öne çıktığı ve ‘masum üniversite eylemleri’ görüntüsündeki yıllardı. Ancak daha sonra bu gruptan kimlerin çıktığı, bazı odakların bu çocukları nasıl kullandığını internete girersen görürsün. Bir örgütün adeta altyapısı olmuşlar.

Masum ve demokratik bir öğrenci hareketi olarak görüp desteklediğimiz Kolektifi şimdi de desteklemeli miyiz? Yoksa günebakış’a hakaret ettiğinde senin gibi kulaklarımızı tıkamalı mıyız? Ahlak fukarası değiliz ve hukukumuzu sonuna kadar ararız. Üstelik senin kişisel egon adına yürüttüğün bir rezalet karşısında…

O ödülü o militandan geri almaya yanaşmadın. günebakış’a olan düşmanlığından olduğunu biliyoruz. Ama hiç olmazsa sana bir daha Kolektife ödül verdirmeyeceğiz. Bize karşı yaptığınız/yaptırdığınızı bundan böyle başkasına yapamayacaksınız. Ayrıca TGC tarihine de o öğretim üyesiyle birlikte Kolektife ödül veren gazeteci olarak geçeceksin. Seni rahatsız edecekse….

 

Yarın, Şenol Güneş’in Trabzon ziyaretini yorumlayacağız...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.