Jules Verne’in kahramanı Phileas Fogg, 80 günde dünyanın çevresini dolaşabileceğine dair “21 Aralık Cumartesi günü beni burada bekleyin” diyerek Londra Kulübü’nde tüm serveti üzerine bahse girdiğinde takvimler 1872’yi göstermekteydi.

Michael Anderson tarafından sinemaya uyarlanıp Oscar aldığında ise 1957’yi…                          

Phileas Fogg, "80 Günde Devri Alem" macerasına Londra’dan başlamıştı.                            

Jules Verne’in doğum yerinden dolayı Paris’ten devam ettirip, Mısır, Hindistan, Hong Kong, Japonya ve Amerika üzerinden yeniden İngiltere’ye dönmüştü.                                                                          

Biz de "80 Yılda Devri Alem" (1937-2017) diyelim.

ine Paris’ten başlayarak İstanbul, Tahran ve Bağdat yolculuğuna çıkalım.

Fontainbleau Şatosu...

 Paris yakınlarında yedi asır önce inşa edilen, av partileri, şölenler ve diplomatik davetlerle adından söz ettiren şato, Rönesans'ın etkisiyle yeniden düzenlenerek bugünkü halini almış. "Ekmek yoksa pasta yesinler" sözüyle tanınan Kraliçe Marie Antoinette, "Türk Odası" bile yaptırmış şatoya... 1927'de müze olmuş ve günümüzde 10 Euro ödeyerek gezebiliyorsunuz. Fransa Cumhurbaşkanları konuklarını burada ağırlamaya devam etmişler, Napolyon'un çalışma odasında...

İşte bu Fontainbleau Şatosunu gören Osmanlı'nın Paris Elçisi Yirmisekiz Çelebi Mehmet Efendi’nin​ planlarıyla Kâğıthane'de at ve okçuluk yarışlarının yapıldığı alanda hummalı bir çalışma başlatılmış. İrili ufaklı yüz civarında köşk ve kasırla donatıldığından ‘Sadabat’ denilerek (Sad: Farsça 100) dünyanın her yerinde konuşulur olmuş.

Nedim gibi dönemin önemli şairleri de şiirleriyle tarihe kayıt düşmüşler. 

Gidelim servi revanım yürü Sadabad'a”…

Osmanlılar, Fransızların Fontainbleau Şatosundan ilham alarak Sadabat Köşkü’nü yapınca İran Şahları da Elburz'un eteklerinde aynı konseptte Sadabat Sarayı’nı inşa etmişler.
Bu köşklerle saraylar imparatorların, sultan ve şahların yazlık dinlenme mekânı olduğu kadar yabancı konukların karşılandığı, toplantıların gerçekleştirildiği, imzaların atıldığı yerler olmuş.

Balkan Antantı ile Batı sınırlarını güvence altına alan Türkiye, İtalya'nın Afrika ve Asya'da yayılma siyaseti gütmesi üzerine tedbir almakta gecikmez. Cenevre'de hazırlanan antlaşma taslağı, 8 Temmuz 1937'de Tahran'da Sadabat Sarayında Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanarak kurulur Sadabat Paktı. Taraflar; dostluk ilişkilerini geliştirmeyi, iç işlerine karışmamayı, toprak bütünlüğüne saygı göstermeyi kabul ederler.
24 Şubat 1955'te ise Bağdat Paktı imzalanır.
Antlaşma sonrası İmamı Azam'ın kabrini ziyaret eden dönemin Başbakanı Adnan Menderes, "Elbette bir daha Osmanlı İmparatorluğu kurulamaz ama günümüzün imkân ve şartları içinde bu coğrafyadaki ülkeler niçin bir araya gelmenin çarelerini aramasın, bir yolunu bulmasın" der, Sanayi Bakanı Sebati Ataman'a…                                                  

 Komşu ülkeleri yakınlaştıran ve işbirliği yolunu açan yeni bir antlaşmadır fakat beklenmedik gelişmeler de yaşanır. Başbakan Adnan Menderes'in uçağı Londra'da düşer (17 Şubat 1959), Moskova'ya gezi planlamasının ardından Türkiye'de ve Irak'ta darbe olur.
1937'den 2017'ye…                                                                                                                                     

 “80 Yılda Devri Alem”.

Bahisler yine Londra Kulübü’nde oynanıyor.

Kartlar da aynı kulüpte dağıtılıyor ama bu kez elimiz daha güçlü.
Türkiye, İran ve Irak hayati derecede önemli sayılabilecek adımlar atınca…
Yakında Suriye de bu kervana katılacak gibi görünüyor.

 İttifaklar para etmediğinde, ihanet ve nefret ekranlara billboardlara yansıdığında… 

Son olarak Rakka ve Norveç’te yaşananlardan sonra…                                                                                     
Yol belli, slogan da...

Fakat tedbiri de elden bırakmadan…
"Yürü Sadabad'a."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner35

banner37