ABD Başkanı Donald Trump tarafından Kudüs’ün İsrail’in başkenti ilan edilmesinden sonra, Türkiye’den Kudüs’e giden bir mücadele adamının dönüş yolunda gözyaşları içerisinde anlattıklarını size olduğu gibi aktarıyorum:

 “ Filistinliler bu kavgadan artık yorulmuşlar. Üç gündür Filistin’de, Mescid-i Aksa’dayız. Dün bir çatışmanın içine girdik. Dört gün kaldık. Bugün Kudüs’ü arkamızda bırakıp ayrıldık. Garip bir duygu içindeyim.

Ben Kudüs’ü beş-altı yaşındaki bir çocuğa benzetiyorum. Mahalledeki koca koca adamlardan dayak yiyen ve “abim geldiğinde size gösterecek!” diye Türkiye’yi bekleyen bir çocuğa benzetiyorum. Öyle kahpece bir durum ki! Savaş demiyorum, savaşta iki tarafın elinde silah olur. Bir tarafta tam teçhizatlı askerler, dünyanın en modern silahlarıyla donatılmış bir ordu ve polis, diğer tarafta Allah’tan başka hiç kimsesi olmayan insanlar. Kuruşa muhtaç insanlar. Aç bırakılmış insanlar. Unutulmuş, terk edilmiş insanlar ve hiçbir şey yapamadığımız insanlar. (Hıçkırık ve göz yaşları!)

Cuma çıkışında asker önümüzdeki bir başörtülü kadına vurdu attı kenara! Namus ya bu! Elinde tüfek var, gitsen vursan elli kişiler, hiç gözümüzün yaşına bakmayacaklar, dönüp ateş edecekler. Vurmasan adamlığın kaldırmıyor. İslam’ın en kutsal mekânında sadece tekbir getiren, “Allahü Ekber” diyen insanlara arkadan önden saldırıyorlar. Önden atlarla önünü kesiyorlar, arkadan askerler vuruyor; bu da yetmiyormuş gibi üst katlardan Yahudi yerleşimciler üzerlerine taş, pislik atıyorlar!

(Göz yaşları) Bu ne ya! Bu nedir arkadaş ya? Yuh olsun bize yuh olsun! Ahmet hoca Mehmet Hoca ile uğraşsın, din tarikatlara bölünsün, bir tarikat elliye bölünsün, hocalar birbiriyle savaşsın; Arap şeyhleri bin metrelik binalar yapmaya uğraşsın; Beş para etmeyen Birezilyalı futbolcu Neymar’a, Katarlı iş adamı, bir Fransız takımı için yüzlerce milyon dolar para versin; Suudi Veliaht Prensi Muhammet Bin Salman gitsin Da Vinci’nin çizdiği elinde küre tutan “Dünyayı kurtaracak adam Hz. İsa” tablosuna dört yüz elli milyon dolar versin! Yuh olsun bize, yuh olsun! Dava uğruna yola çıkanlar ihale kapmak için uğraşsın! Başka bir şey demiyorum; yuh olsun, birbirimizle uğraşmaya devam edelim. Yuh! Yuh ya! Yuh olsun bize!

Bin tane Yahudi vakfı Kudüs’e yatırım yapıyor. Dile kolay, bin tane Yahudi vakfı! Biz de ise, o hoca bu hocanın fetvasını beğenmesin, bu hoca bilmem neyi? Yahu bırakın artık Allah aşkına ya! Mescid-i Aksa’da esaret altında namaz kılıyoruz, dışarıda İsrail askeri etrafı kuşatmış; imam sevih secdesi yaptı diye cemaat birbirine girdi. Burada sevih secdesi gerekir mi gerekmez mi diye tartıştılar. Dışarıda kuşatma devam ediyor, biz içeride secdenin şeklini tartışıyoruz! İslâm’ın hali budur! Sevih secdesiyle uğraşırken, sakal kıllarıyla uğraşırken adam geldi aldı, götürdü malı!

 (Göz yaşları) Yuh olsun! Mekke de aynı işgalin altında! Kim ne derse desin, aynı zihniyet! Suudi Kralı bütün televizyon kanallarına Kudüs’ü haber yapmayı yasaklamış. Dünyanın Kudüs’ten haberi yok. Bizi Kudüs’te görenler Türkleri kastederek; “ne zaman geleceksiniz?” diye soruyorlar. Cevap veremiyorum; boğazım düğümleniyor. Ne diyeceksin? Kime güveneceksin?

Bir başka milletin bayrağını bana dünyaları versen öptüremezsin. Tekrar ediyorum; dünyaları versen bana öptüremezsin. El Aksa’da Türk Bayrağı açıyoruz, gelen giden öpüyor. Gelen giden…! Gelen giden Türkiye’ye ümit bağlamış!

Kudüs’ü anlayamayan İslam’ın ve Müslümanların yeryüzündeki durumunu anlayamaz.”  Kudüs etrafındaki kuşatmayı ve onun yeryüzündeki organizasyonunu anlayamaz”.

Evet, böyle feryât ediyor bu isimsiz kahraman. Biz de diyoruz ki; Siyonizmi ve onun Hristiyanlık içindeki uzantısı olan Protestan Evangelizmini bilmeyenler, halen yaşananların arka yüzünü ve gelecekte nelerin yaşanacağını, ne belalarla karşılaşacağımızı anlayamaz! Gelecek yazımızda bu konuyu işlemeyi umut ediyorum.

Orta çağın karanlığında debelenen Avrupa, o zamanlarda “kadın insan mıdır, şeytan mıdır” diye tartışıyor; meleklerin kaç kanadı var diye hayali araştırmalar yapıyor; yani kendi hurafelerini din diye tanımlıyor; banyo, yıkanma ve tuvaleti bilmiyor, pisliklerini sokaklara atıyor, cüzam hastalarını yüksek duvarlı kalelere kapatıyor, her türlü bulaşıcı hastalığı korsanlıkları nedeniyle dünyaya yayıyorlardı.

Sonra “Rönesans” ile gerçeğe uyandılar. Bu gün İlim, bilim, fen ve teknoloji, endüstri, tıp, teknik tarım gibi alanlarda geceli gündüzlü çalışma içinde olması gereken Müslümanlar; benzer şekilde hurafelerle oyalanmaya devam ederlerse, bu zehirli uykudan uyanmaları mümkün olmayacaktır. Bunun sonucunda hak ettiği zakkumdan da  acı olacak karşılığı mutlaka görecektir!

RÖNESANS, YENİDEN DOĞUŞ ve “DİRİLİŞ” bizim için bir mecburiyettir; kim aksini söylüyorsa aklı tutulmuştur!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Niyazi CİNEL 7 ay önce

Yazdıkarına aynen katılıyorum gardaş asıl sıkıntı muslumanlarda bir araya gelmeli doları kaldırmalı yeni lira cikatılmalı birleşik Arap Emirliklerinede ders verilmeli diye düşünüyorum saygilar

banner89

banner37