24 Haziranda yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri için siyasi partiler hazırlıklarını sürdürüyorlar. Değişik kesimlerden adaylık için müracaatlar var. Mesela eski futbolculardan Tanju Çolak da adaylığını ilan etti. Şarkıcı, türkücü adaylar da var. Bunlar önce söz alıp müracaat edenler. Yoksa müracaat etmezlerdi. Bunlara adeta vekillik altın tepside sunuluyor. İkram ediliyor. Geçmişte de Hakan Şükür’e de böyle ikram edilmişti. Şimdi ABD’den vatana ihanet hazırlıkları ile meşgul. Bir türlü ders alamadık. Yine aynı tas, aynı hamam. Bırakalım bu insanlar kendi sanatlarını icra etsinler. Bunların mecliste halka verebilecekleri bir şeyleri yoktur. Sadece partili olmaları bir kıymet ifade etmez. Bize mecliste halkımız için, seçim bölgesi için projeler üretebilecek vekiller lazım. Geçmiş dönemde vekillik ikram edilenlerden hiçbiri meclise gelmedi. En çok devamsızlık yapanlar onlar. Buna rağmen parti yetkilileri adayları belirlemede ısrar ediyor. Kendileri bir türlü beceremedikleri halde, halkı yetkili kılmak için Seçim Kanunu’nda bir değişiklikle yetkiyi halka bırakmak istemiyorlar. Yargı denetiminde ön seçimsiz, temayül yoklaması veya uydurma delege seçimi ile aday belirlemede ısrar ediyorlar. Çünkü ne kadar yakın çevresi varsa meclise geliyor. Milletvekili sayısı 600’e çıktı. Mecliste artık yer bol. Ulufe dağıtılır gibi genel başkanlar mebus tayin edemez. Ederse buna demokrasi denmez. Bu şekilde halkın denetimini kaldırıp, tekelden lider sultasını yaratıyoruz. Devlet başkanları veya parti genel başkanları mecliste mutlaka olmaları yarar sağlayacak tecrübeli ve donanımlı kişileri atamak için belli bir kontenjan kullanmaları normal sayılabilir. Ama 600 adedini de kendileri seçmeleri yetkinin gaspı anlamına gelir. Bu kafa ile biz AB’ye siddin sene girmemiz mümkün olmaz. Olmayınca da kabahati onlara bulmamız haksızlık olur. Demokrasimiz topal olarak yürümeğe devam eder. Sonunda mesafeyi bir türlü kapatamayız. Liderler en az bir asır sonrasını görmek zorundadır. Ona göre devleti dizaynetmek gerekir. Halkın ve devletin menfaatleri kendi menfaatlerinin her zaman üstünde olması gerekir. Böylece geniş bir perspektiften iş ele alınırsa seçim kaybetmesi de önemli değil. Yeter ki devlet kazansın. Rusya’da zamanın lideri Gorbaçov komünist siteme getirdiği yumuşamaya rağmen seçimi kaybetti. Ama onun sayesinde Rusya bugün dünyanın süper güçleri arasında bulunuyor. Kendi adı da Rus tarihine altın harflerle yazılmış oldu. Artık bizde de yapacağı devrim niteliğindeki değişikliklerle adını tarihe yazdıracak ve demokrasiyi topallıktan kurtaracak liderlerin hamlesini özlüyoruz dersek fazla bir şey mi istemiş oluruz? Seçime kısa bir zaman kalmasına rağmen ana muhalefet önce çatı arayışına girdi. Sonra ittifak olarak çalışmalarını sürdürdü. Hâlâ aday açıklanmadı. Bir sır gibi saklanıyor. Aslında muhalefet kazanmak için çalışmıyor. Sırf Recep Tayyip Erdoğan kazanmaması için uğraşıyor. Bu özgüvensiz tutumu ile kendi seçmenini de hayal kırıklığına uğrattı. Sayın Abdullah Gül, adaylık sürecinde iyi bir sınav veremedi. Siyasette de ayağın kayarsa tekrar toparlanman şimdiye kadar hiç varit olmamıştır. Saadeti Partisi genel başkanı Temel Karamollaoğlu ise Sivas Madımak Olaylarında ölen vatandaşların kanlı katili olarak ilan eden CHP. İle çatı arayışına girmesi toplumda beğeni görmedi. Eski başbakan Davutoğlu’nun tutumu beğeni kazandı. Seçimin ülkemize ve milletimize barış ve huzur getirmesini niyaz ediyorum

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37