Gecekondu bölgelerinde boy gösteren belediye ekibi gibi algılansa da…

Davet edildikleri sofrayı silip süpürenlere…

Eğlencelerde sahneden inmeyenlere…

Spor karşılaşmalarında rakiplerine sahayı dar edenlere…

Kavga dövüşte ortalığı dağıtanlara, kırıp dökenlere “yıkım ekibi” deniliyor.

Devleti yıkmak, milleti bölmek isteyenlere de…

İçerdekiler” ve “dışardakiler” diye ikiye ayıranlar bile var.

İyice yerleşmiş sözlüğümüze. Zekâ oyunu var, taraftar grubu…  

Reklam verenler, “Türkiye’de yıkım bizden sorulur” diyenler.

***

İçimizdeki İrlandalılar’ konusunda tereddütlerimiz olsa da…

Dışardakiler için öyle bir derdimiz olmadığı kesin.

Kim kimdir” iyi biliyoruz artık.

Hem yazılanlar konuşulanlar ortada, görüyorsunuz duyuyorsunuz.

Adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği tüm ülkelere sağlamayı amaç edinmiş global bir kuruluş.”

Ülkemizin de kurucu üyeleri arasında yer aldığı BM, kendini böyle tanımlıyor.

İkinci Dünya savaşı sırasında 1942’de ABD Başkanı Roosevelt tarafından (Birleşmiş Milletler Bildirisi adıyla) ilk kez resmen kullanılmış ve örgüt, merkezi Cenevre olan Milletler Cemiyeti’nin yerine 1945’te kurulmuş.

***

Tüm üyeler egemen ve eşitmiş…

Barış, güvenlik ve adalet zedelenmeyecekmiş…

Hiçbir ülke, başka bir ülkeye karşı güç kullanmayacakmış…

Tüm üyeler BM’nin uygulamalarını desteklemekle yükümlüymüş…

BM, hiçbir ülkenin iç işlerine müdahale etmeyecekmiş.

Masal gibi… “Duy da inanma” türünden.

ABD, İngiltere ve FransaÜç Silahşörler’ gibi…

Her ne kadar ‘Üç Silahşörler’ diye anılsalar da aslında dört kişiler.

Amaçları kralı ve kraliçeyi düşmanlarından korumak olan Atos, Portos ve Aramis, yanlarına Prens Selman Dartanyan’ı (!) da alarak maceradan maceraya atılırken...

Çin’le birlikte oluşturdukları Şanghay Beşlisi ile cevap vermeye çalışır Rusya.

***

‘Yıkım Ekibi’ kurulduğu günden beri boş durmamış tabi…

Berlin Krizi’ni çözülmesi… Sovyetler Birliği’nin Afganistan’dan çekilmesi…

İran-Irak savaşının sona erdirilmesi... El Salvador, Kamboçya, Mozambik, Angola, Bosna Hersek, Doğu Timor ve Somali’ye barış (!) getirilmesi...

BM, devletlerin hâkim güç olarak halkına karşı orantısız güç kullandıklarında hemen devreye girmiyor. Ayakta kalan son binalar da “barış yapma” ve “barışı koruma” sürecinde yerle bir edildiğinde, görüntüler kan dondurduğunda ortaya çıkıyor.

Uluslararası Adalet Divanı, BM’nin altı organından biri ama ABD dışında

İçindeki ‘adalet’e bile tahammül edememişler sanki.

Hollanda Lahey’de toplanması boşuna değil diye düşünüyor insan.  

*** 

Ara ara birbirlerine diş gösterseler, seslerini yükseltseler de Yıkım Ekibi dünyanın canına okumaya devam ediyor.

Üç Silahşörler, birinci ve ikinciyi kazanmalarından aldıkları cesaretle üçüncüsünün fitilini çoktan ateşlediler bile.

Gerçi onca olup bitene sessiz kaldığından Şanghay Beşlisi’nin de günahı az değil.

Milyarlarca insanın gözleri önünde bir ülke haritadan silinmek üzere…

Bu saatten sonra imdada koşsalar ne olur, koşmasalar ne?

Hem “Suriye Suriye” diye bağırıp çağırmaları da kimseyi yanıltmasın.

Osmanlı’nın, en güçlü olacağı dönemde, İstanbul-Bağdat ve İstanbul-Hicaz demiryollarını tamamladığı sırada yıkıldığı unutulmasın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37