Başlık hiç de hoş değil ve insanı tiksindiriyor. Amma bir gerçek ve Türkiye’miz cennet ülke olmaktan çıkartılarak yeşilliği katledilip betonlaştırılan bir ülke durumuna getirildi. Köşede bucakta kalmış yeşillikler de doymak bilmeyen canavarların gözünde ve hedefinde.

Televizyonlarda yeşilliğin nasıl betonlaştırılmasını, çeşitli adlarla konut reklamlarında ibretle izliyoruz. Bu millet sanki meydanlarda barınıyormuş gibi yapılan bunca konut yeşilliğin katliamının ispatı. Orman alanları, koruluklar, meralar, tarım alanları, bağlar, bahçeler büyük bir hızla imara açılıyor ve acımasızca dikiler beton yığınlarıyla da kirletiliyor, çirkinleştiriliyor. Ortada açıkça bir ihmal, acımasızlık, insafsızlık ve geleceğimizin karartılması var.

Plânlı, plânsız, ruhsatlı ruhsatsız bu katliamın ana sorumlusu olarak dört isim/kurum sayabilirim.

1) Şehircilikten, modern şehir anlayışından, yeşilliğin değerinden, güzellikten,

canlılara değer vermeden, insanın hizmetinde olmadan haberleri olmayan ve ancak ceplerine girecek paraları, kasalarını dolduracak dövizleri düşünen ve hala eden inşaatçı kesim. Bunların diplomalısı var, diplomasızı var.

2) TOKİ denen belâ. Bu belâ öyle ki şehirlerimizin tarihi dokularını öldürdü, tarihsel

aile, mahalle ve komşuluk kavramlarını öldürdü, doymayan bir iştahla yeşil alanlara tasallut edercesine saldırmaya başladı. Habire çoğu sağlıksız beton yığınları ile tarihi dokuyu öldürdü. Halbuki bu kuruluşun kökünden yıkmak yerine onarmak ve hatıraları yaşatmak uğruna çalışmalar yapması esas olmalıyken yıkmayı daha yeğ görüyor.

3) Türk toplumu ve şehirciliği olarak tarihi bir geleneğimiz, mimarimiz ve yapımız var. Benliğimize işleyen bu yapı mahallelere, evlere, sokaklara, komşuluklara yansır ve bizi biz yapar. TOKİ bunları dikkate almadan acımasızca dozerini çalıştırıyor ve bunların hepsini silip süpürüyor.

4) Belediyeler. Çoğu belediyelerimiz şehri ve şehirciliği bilmeyen meclislerinin

duyarsızlıkları ve bazen de çıkarları ile ve özellikle de rey kaygusuyla yapılan usulsüzlüklere, yolsuzluklara göz yumuyor, kanun ve mevzuatlara çalıştırmıyor, plânlamayı yapamıyor ve müteahhit baskılarına teslim olup boyun eğerek yeşilliğin katliamına ortak oluyorlar.

Habire yeşil alanlar imara açılıyor, bu tavizler iştahları kabartıyor.

Trabzon için diyeceğim. Şu bir zamanların oksijen deposu ve mesire alanı olan Boztepe’nin hâli nedir? Mısırlı mezarlığına giderken yolun sağında-solunda daha bir-iki yıl önce kesilen korulukların vebalini kime yükleyelim. Boztepe’yi, Betontepe haline getirenlere ne demeli. Hani Trabzon’un ve çevre illerin  sebze ve meyve ihtiyacını karşılayan Beşirli’nin yeşilliği. Gözlerimin önünde, her sabah Gürbulak Köyü’ne öğretmen olarak giderken Beşirli’de dizili kamyonların tarla kenarlarında sebze yüklemelerini görür ve bu bolluğa şükrederdim. Şimdi buralar plânsız, programsız, alt yapısız, eğri-büğrü anlamsız yollarla betonlaştırıldı. Her halde bir gün sebze yerine bu beton duvarları yalayacağız.

Ellerimi semaya açım Ey Allah’ım sen birisin… diye başlayıp niyazda bulunmaktan başka da elimden bir şey gelmiyor. Elbette Mevlâm emanete hıyanet edenlerin cezalarını er geç verecektir, amma bu dünyada, amma öbür dünyada…

Hükümetlerin bizatihi kendisi. Çünkü her şey ve her türlü kudret ellerinde iken ve

her güzelliği bilip uygulamak sorumluluklarında iken gerekeni yapmıyor ve ülkenin betonlaşmasına göz yumuyorlar. Şu İstanbul’un hali ne, şu Yeşil Bursa’nın hali ne… Bütün ülke bu betonlaşmadan muzdarip ve şikâyetçi.

Şimdi de kalkılmış, bunca kaçak, plânsız, projesiz, usulsüz yapılmış inşaatlara, para babası müteahhitlerin, inşaat kodamanlarının baskısı ve zorlaması ile seçim öncesinde, “imar affı” diyerek milletin gözüne baka baka alay ediliyor.

Biz vatanını, milletini, bayrağını seven kişiler olarak, bu vatanda yeşilliklerin katledilmesini istemiyoruz.  Dünyaya bir bakım bakalım Türkiye gibi ülkesinin yeşilliğini katleden ikinci bir ülke var mı?

Bir hadisi şerif meali ile bitirmek istiyorum:

“Emanete riâyet rızkı ve bereketi getirir. Hıyânet ise fakirliği ve zelîl olmayı getirir. Emanete riâyeti olmayanın da imanı kâmil değildir”

Sanırım ârife târif gerekmez…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37