Dövizde yaşanan orantısız yükselişin en ağır fatura çıkarttığı sektörlerden birisi de basın sektörü… Ulusal basın adeta can çekişiyor. Kimisi yeni fiyat ayarıyla vaziyeti kurtarmaya çalışıyor, kimisi yayına ara veriyor.

Yerel basın da ulusaldan farklı değil. Ayakta kalabilme mücadelesini veriyor. Kolay başarılamayacak olan bu süreçte ‘Yerel basının tamamen sermayenin eline geçmesi’ gibi bir sonuçla karşılaşabiliriz.

Ekonomik sorunlardan ötürü yerel basının sermayenin eline geçmesi ne demektir?

Cevabı tek ve basittir. ‘Sermaye’ gazete sahipliğini sırtını devlete (siyasete) yaslayarak sürdürecek demektir.’ Bugün ulusal basına baktığınızda hükümet yanlısı medyada hiçbir sorun göremezsiniz. Onlar doların ‘6 TL’ de durdurulmasını başarı olarak yazıyorlar. Hâlbuki ‘3. 5 TL’den ‘6 TL’ye yaşanan yükseliş, hammaddesi tamamen dolar olan gazetelere yüzde 45 oranında bir artışı mecbur bıraktı. Muhalif basın ne yapacağını şaşırmışken, hükümet yanlısı basın gündemine bile almıyor. Yerel basında da durum farklı değil. Sermaye çevrelerinin eline geçen gazeteler ayakta kalabilmek için sırtını siyasete yaslayacaktır. Unutmayalım ki böyle bir tablo ise illaki objektif ve bağımsız gazeteciliği ortadan kaldıracaktır.

Bağımsız ve ilkeli bir yayıncılık için neler yapılmalıdır?

Hükümet gazetelere mutlaka kâğıt desteği sağlamalıdır. SEKA başta olmak üzere tüm kâğıt fabrikalarını özelleştiren ve kâğıt üretimini sürdürmeyerek alıcıları seyreden… Seyretmek bir yana kıymetli arazi dolayısıyla fabrikaları kapatıp arazilerini imara açan işadamlarına çanak tutan hükümet bugün karşı karşıya kalınan sorunu kâğıt desteği ile halletmelidir. Veya BİK resmi ilanlarına dolar artışı kadar zam yapmalıdır.

Ulusal medyayı önemli ölçüde kontrol altına alan iktidar, bu tablo ile yerel basının da kontrolüne gireceğini düşünüyorsa büyük yanılgı içinde demektir. Yerel sermaye güçlerinin gazetelerini ayakta tutmak adına ortaya koyacakları anormal talepler iktidar çevrelerini üstelik tabanda ağır biçimde kirletecektir. İktidarın yerel ayakları belki yerel medyayı istediği gibi kullanacaktır ama halkın nazarında olumlu bir sonuç bulamayacaktır. Zira vatandaş haber ve yorumda özgür bir anlayış beklemektedir. Medyanın özgür olması… Özellikle yerel medyanın özgürlük alanının korunması iktidarlardan öte devlet içinde vazgeçilmezdir.  Bu çerçevede yerel basının için de bulunduğu krizin doğru olarak ele alınıp değerlendirilmesini, ekonominin kurtarılması kadar önemli buluyoruz.

***

HDPKK eski Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, kaldığı cezaevinden ilginç bir mesaj vermiş. “Bir oy HDP’ye, bir oy Muharrem İnce’ye politikası yanlıştı” demiş. HDPKK’lı Demirtaş’ın bu söyleminden CHP ve HDP’nin prensip olarak anlaştıkları ve gizli bir ittifak yaptıkları anlamı çıkıyor. Ancak, Demirtaş’ın açıklamasından bu uygulamanın kendilerini memnun etmediği anlaşılıyor.

HDPKK’nın ortalaması yüzde 9 civarındaydı. Yüzde 2 civarında CHP oyu ile meclise sokuldu. Dolayısıyla buna yakın bir oy da HDPKK’dan İnce’ye gitti. Böylece Demirtaş 7. 5 oranına indi. Oranlar önemli değil. Demirtaş gizli ittifakı ifşa etti.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108