Merhaba sevgili Güne Bakış okurları. Yaklaşık üç-dört aydır ara verdiğim köşe yazılarıma yeniden başlıyorum. Her hafta Pazar günü gazete köşemde sizlerle birlikte olacağım inşallah. Yeniden heyecan sarmalına girmedim desem yalan olur. Nasıl nereden hangi konudan başlayayım derken… Ama yok bugün sadece nasıl yazacağımı nelere dikkat edeceğimi ve yeniden yazmanın heyecanını sizlerle paylaşmak… Hayatta insanın iki önemli gayesi olmalı bunlardan biri üretmek bir diğeri ise ürettiğini paylaşmaktır. Üretmeyenler tüketenlerdir. Tüketen bireyler olmakta kimsenin hoşuna gidecek bir durum değildir. Yazılarımda hedeflediğim topluma ve bireye faydalı olarak gördüğün düşüncelerimi, duygularımı, doğru bildiklerimi sizlerle paylaşmaktır. Neyi yazmalıyım sorusunun yanıtını bulmaya çalıştığını düşünürken, bir bakarsın ki uçsuz bucaksız sorunlar yumağının içerisindesin. O kadar çok konu önüne gelir ki nefes bile almaya zaman bulamadan yazarsın… Bazen de yazmak istersin tamam konu bu olsun  yazayım dersin ama yazmaz kalem senin söylediğini, hislerine duygularına tercüman olmaz kabullenmez isyan eder yazmaz. Burada ahlaki ya da vicdani bir sorumluluk var der inatla yazmaz… Daha çok toplumun genelini ilgilendiren olaylar, aile yapısına uygun ahlaki değer yargıları, insanın kimlik inşası, Trabzon’un özelinde cereyan eden ve güncel olayların gidişatına uygun konuları köşeme taşımaya gayret edeceğim…

Hayatımda hep soru sormaya, sorgulamaya, düşünmeye, önem vermişimdir. Sonuçlardan daha çok nedenler üzerinde düşünmektir benim önceliğim. Örneğin toprağa düşen küçücük bir tohumdan devasa bir ağacının olduğunu görmek.  Ağacın devasa olmasından daha çok küçücük bir tohumun nasıl böyle devasa bir ağaca dönüştüğünü  sorgulamaktır. Geleceğe ışık tutacak fikirler biriktirmelidir kafasında insan, onları paylaşarak büyütmelidir belki de. Bakış pencerine bir not düşmelidir hayatta. Anonim olan bir söz bize ışık tutacaktır belki de. ”Yürüdüğün yol senin değil ise yürüyeceğin yollar da senin olmayacaktır, ne sahip olduğun her şeye sıkı sıkıya tutunmak ne de sahip olmadığın her şeyden vazgeçmek, Ne günü birlik yaşayıp sıradan bir hayatın içinde kaybolmak, ne de geçmişin girdabına çakılı kalmak” olmalıdır yaşam felsefemiz.

Ait olduğumuz siyasi, mesleki, sosyal kurumların hür iradeli “üye”leri olduğumuz, “emir eri” olmadığımız bilincine ulaşmak olmalıdır gayemiz.

 Neyin eğri neyin doğru olduğunu birileri tartışırken biz daha tartışılanın ne olduğunu kavrayamadan ıskalar olmuşuz hayatı.   Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İsmail Berber 2 hafta önce

Eksikliğini hissettik hoş geldiniz, güzel yazı kaleme aldığınız için teşekkürler

banner108