Yeşil Yol, Doğu Karadeniz Bölgesi’ni turizme açacak olan en büyük projedir. Yarıya yakını mevcut yayla yollarının iyileştirilmesi, diğer yarısı da yaylaların birleştirilmesini amaçlayan ve doğaya saygılı bir yoldur.

Yayla turizmi ilk kez gündeme gelmemiştir. Kimsenin gidip göremediği yaylarımızın güzelliklerini turizme açarak kalkınmak yıllardır savunduğumuz  bir değerdir. “ Her yaylanın mevcut bir yolu var” önerisi gerçekçi değildir. Her yaylanın ayrı bir yolu olabilir. Aylarca ilçelerde konaklayarak, onlarca ayrı yoldan hergün bir başka yaylaya ulaşmak turizm değildir. Tam aksine turizmin güzelliklerini gizlemektir“Biz yaylalarımızı koruyacağız” gerekçesiyle Yeşil Yol gibi bir projeye karşı çıkmak çevreciliğin arkasına saklanarak ideolojik duruş sergilemektir.

Şimdi sizlerle Yeşil Yol’a karşı çıkan ve üstelik TÜRSAB gibi bir turizm kuruluşu temsilcisi Mehmet Demirci’nin görüşlerini paylaşacağız: “Yeşil Yol Projesi yaylaları ranta açma projesidir. Yaylaları betonlaşmanın eline bırakmak istiyorlar’, Yaylalar bağlanacak’ diyorlar.  Asıl bağlanacak olan Karadeniz dağlarındaki değerli cevherlerdir. Bu cevherleri yollar ile birbirine kavuşturmak istiyorlar. Sonra da yerleşik olanı ve atalarından kalan topraklarda yaşayan insanları buradan sürecekler. ‘Teleferik, telesiyej, yıldızlı oteller dahası bölgeye getirilerek turizm canlanacak’ diyorlar. Bunlar martavaldan başka bir şey değil. Asıl amaç, satılacak her şeyi tüketenlerin sırayı yaylaya getirmesidir. Yaylaları satma projesidir”

Bu ifadeler adı TÜRSAB ve işi turizm olan bir kuruluşun temsilcisine aittir. Turistten korkan, turistle madenciyi karıştıran, madenciyi işgalci gibi gören ve Yeşil Yol’u projelendirenlerin yaylaları satma niyetiyle suçlayan anlayış. İşte ideolojik dediğimiz yaklaşım tam da bu tavır. Bir zamanlar Trabzon’a gelen Yunan turistlerin Pontus’u canlandırmak için topraklarımızı elimizden almak için geldiklerine inanır tepki gösterirdik.  Yaylaların satılmasından,  köylülerin kovulmasına ve madencilerin işgaline bir korkunun arkasında ideolojik duruş sergilemek , Üstelik bunu TÜRSAB’in sözcüsü söyleyebiliyorsa bölgede turizmin halini varın siz düşünün...  TÜRSAB sözcüsünün “Köylülüri topraklarından sürecekler” sözleri turizme saplanmış bir hançer gibidir.

Ayasofya eski cami yeniden camiye çevrilirken ve turizme zerre kadar menfi tesir etmeyecekken aynı TÜRSAB kıyameti koparmıştı. O zaman turizmin azalacağından dem vurmuştu. Şimdi ise yüzbinlerce turisti bölgeye çekecek bir mega projenin karşısında duruyor.  Üstelik “Köylülüri ata topraklarından sürecekler” diyerek... Demek ki bölge turizmi TÜRSAB’lara bile emanet edilemeyecek bir noktada...

***

Mesele ideolojik kıskaca alındığında orada artık fikir yoktur. Öneri yoktur. Keskin bir duruş vardır. Bölge göç veriyormuş.. Turizm bölgenin, Yeşil Yol turizmin önünü açacakmış...  Yüzlerce bölge köylüsü belki geri dönüp turizm yapma imkanına kavuşacakmış... Trabzon-Rize-Giresun geleceğin turizm merkezleri  olacakmış... Onların umurunda değil. Onlara ideolojileri karşı çıkmayı vazettikten sonra gerisi hikayedir.

***

 

Daha ilk gün yazdık ve yazmaya devam edeceğiz. Yeşil Yol gibi bölgenin en büyük beklentilerinden birinin ideolojiye esir edilmesine razı olmayacağız. Gerekirse Rize ve Artvin bölgesi projeden çıkarılsın ve sonraya bırakılsın Ordu-Giresun-Trabzon Gümüşhane ve Bayburt kesimleri önceden tamamlansın. Değil iptaline, gecikmesine bile razı değiliz. Asırlar sonra yakaladığımız turizmle kalkınma gerçeğini kaybetmeyeceğiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner88

banner37