banner114

Doğruysa, bana göre yanlışın yanlışı olur.

Otogar, çimento fabrikasının yerine düşünülüyormuş.

Açıklamalar bu yönde yapılıyor.

Allaha aşkına bu olacak şey mi?

Bir taraftan ‘Marka şehiriz’ diyeceksiniz.

Diğer taraftan otogarın şehir dışında olması gerekirken, şehrin göbeğine inşa edeceksiniz.

Hani ya Deliklitaş’a yapılacaktı?

Bana göre otogarın çimento fabrikasının yerinde yapılmasının karşılığı şehre ihanettir.

Bunu bana başka kimse anlatamaz.

Şu an otogarın nereye yapılacağıyla ilgili anket yapılsın, yemin billah, şehrin yüzde doksan dokuzu, çimento fabrikasının yerine otogar yapılmasına karşı çıkar.

BİR YÜZÜ FARKLI DİĞER YÜZÜ ONDAN FARKLI

Otogar olayına bir de şu pencereden bakalım…

Trabzon’un şehir merkezine gelişteki iki farklı yüzünün (yanı doğu ve batı) birbirine tamamen zıt görüntüde olduğunu Trabzon’dan yolu geçen herkes görür ve bilir.

Doğu tarafından şehir merkezine girerken, sanayi ve çirkin yapılaşmayla ilk karşılaşmanız olur.

Batı yakası ise modern yapılmış binalar ve çevre düzenlemesiyle tam bir modern şehir görüntüsüyle karşılaşırsınız.

Halbuki çimentonun ve sanayinin kalkacağı alan, batıdaki görüntüye çok çabuk entegre olacak, yaşam alanlarına dönüştürülebilir.

Eğer ki, otogarı bu alana sokarsanız, bugünkü görüntüsünden farklı sadece otogarın binası olur.

Ve üstelik otogarın o alana yapılması, o alanın karşı tarafındaki, balıkçı barınaklarının farkı bir çizgiye geçmesine neden olur.

Kontrolü zor bir alana dönüşüverir oralar.

Böyle bir şey düşünülüyorsa...

Veya böyle bir karar alınmışsa, gözden bir kez daha geçirilmelidir.

En önemlisi otogarın nereye yapılacağı konusunda şehrin akil insanlarının görüşlerine başvurulmalıdır.

Molozda yapılan cami gibi oldu bittiye getirilmemelidir konu.

ACİL SERVİSİ KUTLUYORUM

Dün akşam şehrin yaşanan iki olaya bire bir tanık oldum.

Tanık olduğum olaylar üstelik şehrin tam göbeğinde gelişti.

Yaşanan olayların biri, sağlıkla ilgiliydi.

Bir diğeri ise asayiş yani polisiye bir olaydı.

Sağlık konusunda yapılan müdahaleyle gurur duyarken.

Polisiye yaşanan olayda ise üzüntü ve kaygı duyduk.

Dedim ya yaşadıklarımız şehrin tam göbeğinde olmuştu.

Ya bu yaşanan olaylar şehir merkezinin dışında yaşanmış olsaydı acaba ne olurdu, demeden de geçemedik, arkadaşlarımızla.

Sağlık konusunda, yola düşen bir vatandaşa hızır gibi yetişen acil servisi kutluyorum.

Tabi ki acil servis nezdinde bütün sağlık çalışanları ve başta sağlık müdürü olmak üzere müdürlük personeline teşekkür ediyorum.

İyi ki varlar.

Burada bir sorun değil de bir öneriyi dile getirmek istiyorum.

Acil servis ambulanslarından bir tanesi şehir merkezine yakın bir yerde konuşlandırılamaz mı?

Ambulansın Meydan merkezinde konuşlandırılması halinde, vuku bulacak sağlık problemlerine çok daha çabuk ulaşma imkanı sağlanabilir.

ÜZÜNTÜ DUYDUK GEÇ MÜDAHALEDEN

Gelelim ikinci yaşanan polisiye olayına.

Olayın yaşandığı yer Merkez karakolunun hadi ben diyeyim elli, siz deyi verin yüz metre, beton helvanın karşı aralığında yaşandı.

Yanımızda olan arkadaşlar o esnada olayın vahametini görünce, 155 aramak zorunda kaldılar.

Çünkü insanlar yaşanan olaydan dolayı etrafa koşuşturup ve kaçışıp, çığlıklarıyla, yardım istiyordu.

İşin ilginç tarafı Beton Helvanın önünde de ailece birkaç gurup dondurma  ve tatlılarını yiyordu.

O aileler bile apa- topar olay yerinden uzaklaşmak zorunda kaldılar.

Evet gelelim asıl konuya, herkes o tarafa, bu tarafa kaçışıyor.

Her nedense elli metre mesafede olan Merkez karakolundan bir tane polis olay yerine intikal etmiyor.

Hadi karakoldaki polisleri bir tarafa koyalım…

Ya bekçilere ne oldu, onlara ne demeli?

Sahi merak ediyorum, bekçilerin görevi nedir?

Bereket versin ki yirmi veya otuz dakika saat sonra iki sivil polis, olay yerine intikal ettiklerine şahit olduk.

Buna da şükür dedik!

Sonrasında ise altı tane bekçi ve iki tane resmi polis arabası olay yerine geldi, zaten bekçiler ve polis arabaları gelene kadar, olayı gerçekleştirenler, arabalarına atladıkları gibi olay yerinden uzaklaştılar.

Ben burada sadece yaşananları anlattım.

Demem odur ki, turizm şehriyiz.

Demem o dur ki, Trabzon dışından şehrimize o kadar misafir geldi geliyor.

Demem odur ki, bu gibi olaylar, marka olan şehrimizin adına zarar veriyor.

Demem odur ki, şehrin ortasında cereyan eden bu gibi olaylara müdahale çok daha çabuk olmalıdır.

Yine de huzurlu bir şehiriz.

EFSANE YÖNETİCİ ÇAKMAKÇI

Diyoruz ya Bize Her Yer Trabzon diye.

Ümit Çakmakçı kardeşimiz de, Çeşme’de, adeta slogan olan bu sözü yaşatmaya çalışıyor

Çakmakçı bir zamanlar AK Parti’nin efsane yöneticilerinden birisiydi.

Gece gündüz demez koşuştururdu partisi için.

Elbette, koşuşturmasını sadece partisi için yapmıyordu, derdi olan, sorun yaşayan herkesin yardımına koşuşturmaktaydı.

İyi değil, çok iyi bir Trabzonsporlu olan Ümit Çakmakçı yaz sezonu ailesiyle birlikte Trabzonlu dostlarıyla Çeşme’de geçirmektedir.

Senenin dört ayı Çeşmede’dir.

Yolu Çeşme’ye düşen kim olursa olsun, Ümit kardeşimiz yolu düşenlere bir alo kadar yakındır. Çeşme’ye gelenlerin kendisine bir telefon etmesi yeter de artar bile.

Ümit kardeşimiz, kendisine gelen misafirlerini, karşılama, ağırlama ve uğurlama yönünden VIP hizmet vermektedir.

Bu yazdıklarım belki sizlere afaki gelecek  benden söylemesi, isterseniz bir deneyin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108