banner114

      Kıbrıs Barış harekatı sonrası Amerika ve onun güdümündeki bütün batılı devletler Türkiye’ye bu günküne benzer sıkı bir ambargo uygulamaya başladı. Buna paralel olarak “Asala” Ermeni terör örgütü ortaya çıktı. Yani bugünkü Deaş, Işıt, Pyd, Pkk gibi organize ettiler! Tüm dünyada Türk diplomatlara yönelik kanlı eylemler, içeride sağ- sol çatışmaları başladı! Zaten çok iyi olmayan ülke ekonomisi daha da bozuldu.

        O yıllar bizler yatılı okulda okuyorduk. Birçok alandaki yokluklar gibi okullarda kömür ödeneği olmadığı için soğuk nedeniyle yarıyıl tatili bir ay daha uzatılıyor, planlı ve düzenli eğitim yapılamıyordu!

        Yanılmıyorsam 1975 yılıydı.  Okullar açıldıktan sonra bir ay geçtiği halde yatılı öğrencilerin kitap ve kırtasiye malzemeleri verilemiyordu. Sınıflara gidip boş boş oturuyorduk. Çünkü ne defter, ne kitap vardı.

       Öğrenci temsilcisi arkadaşlarımız hemen her gün okul yönetimi ile görüşüyor fakat bir sonuç alamıyorlardı. Derken okul açılalı bir buçuk ayı geçti. İş boykot derecesine kadar geldi! O gün okul idaresi ile son kez görüşme yapılacaktı, eğer yine olumsuz cevap alınırsa o akşam gece etüdüne çıkılmayıp yatakhane koğuşlarında herkes eylem için aldığı gazeteyi okuyacaktı.

       Etüt için zil çaldığında yatakhane bölümünden dershane bölümüne gidilmeyecek, nöbetçi müdür yardımcısı görevi gereği bizi zorlarsa; “Kitap yok, defter yok! Gitmiyoruz! Bize gazete okumak düştü!” şeklinde cevap verecektik.

       Parolamızı, ”yemek pişti!” veya “yemek pişmedi!” şeklinde kararlaştırdık. Gündüz görüşme yapıldı; sonuç olumsuz olmuş ki öğrenci temsilcisi arkadaşlar akşam yemeğinde masaları gezerek “yemek pişmedi!” dediler. Mesaj alınmıştı, artık herkes ne yapacağını biliyordu.

       Zil uzun uzun çalıyordu ama kimse odasından çıkmıyordu. Anons yapılıyordu, yine durum değişmiyordu! Nöbetçi müdür yardımcısı çılgına dönmüştü! Elinde bir sopa ile ve hışımla birinci koğuşa daldı. Bu koğuş son sınıfların ve temsilci ağabeylerin koğuşu idi; hiç beklemediği ciddi bir direnişle karşılaştı.

       Durum anlaşılmıştı; o zaman cep telefonu yoktu. İdare odasına gitti. Muhtemelen müdürle görüştü. Sonra döndü geldi aynı setlikle küçük sınıfların olduğu koğuşlara daldı; direniş kırıldı. Paniğe kapılan alt sınıf öğrencileri koğuşları terk etmeye başladı. Ancak öğrenci temsilcileri merdivenin çıkışını tuttular. İki yüz elli öğrenci merdivenlere yığıldı; arkadan nöbetçi müdür yardımcısı bağırıp çağırıyor, önündekilere çubuk sallıyor, tazyikte bulunuyor, merdivenin altında ise üst sınıflardan öğrenci temsilcileri kimseyi bırakmıyordu!

      Arkadaki hoca öndekileri göremediği için bu yığılmanın sebebini anlayamıyordu. Kaos durumu yaklaşık on dakika sürdü. Sonra bu işin içinde gizli bir el, hatta eller olduğunu anladı. Önde kim var bir göreyim diye öğrencileri yararak aşağıya indi. Gizli eller bu kez orayı bıraktılar, çıkış kapısını tuttular. İşin arka yüzü yine görülemedi. Derken nöbetçi idareci, dış kapıya son bir hamle yaparak asıl koordinatörleri, “yani gizli elleri” yakalayarak amacına ulaştı. Sonra nelerin yaşanmış olabileceğini az çok tahmin etmişsinizdir.

      Bu gerçek hikaye hem o günkü ülke şartlarını yansıtması, hem de bugün dünyayı yöneten gizli ellere bir gönderme yapması için kaleme alınmıştır!

      Dün de bugün de dünyada dönen dolapların arkasında hep başka derin güçler, gizli eller vardır. Bu güçlerin kimler olduğu bir yana; Almanya, İngiltere, Fransa liderleri dahi, velhasıl çoğu liderler bu güçlere aykırı davranma konusunda cesaret edemezler. Buna Amerika da dahildir, yani onun da üstündeki güçten söz ediyoruz.

      Siz bir ülkenin lideri ile görüştüğünüzü zannedersiniz ama aslında onunla görüşmemişsinizdir. O liderler hep bir güçten destek, akıl veya uyarı alırlar. Onay o güçten gelmedikçe kararlar geçersizdir. O güç sermayedir, kapitaldir. Onların sahiplerinin oluşturduğu dünyayı kuşatan güç birliği teşkilatıdır! Siyonizm!

       Amerika Devlet Başkanı Trump dahi bu güce tabidir! Süper gücün lideri olarak Türkiye ile konuşuyor ama sözünü bir türlü yerine getiremiyor; Suriye konusunda kaçıncı sözünü verdi ve yalancı durumuna düştü, sayısını unuttuk!

       O nedenle Trump’un sözü hükümsüzdür. Trupm karşılığı olmayan konuşmasını sürdürürken gizli eller gündüz boş arazide devriye ile Türkiye’yi oyalarken gece silah sevkiyatı ve mevzi kazma çalışmalarını sürdürmektedir!

      Anlaşılmaktadır ki Suriye’de bedelini ödeyerek kendi işimizi kendimiz yapacağız; savaş’a ramak kaldı!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108