Öylesine güzeldi kadın

Öylesine güzel gülüyordu adam

Görenler kıskandı

Görenler rüya sandı

Kadının gözleri ışıktı

Yüzü ışık

Yanı başındaki adam

Güya kadına âşıktı

Anlattıkları yalandı

Bakışları yalan

Kalktılar gittiler

Yalandı yanlarına kalan

***

Henüz konuşmayı öğrenmeden ‘yalan’ı öğrendiğimizi söylüyor uzmanlar.

Yalancıktan ağlayarak’ istediğimizi yaptırıyormuşuz aile büyüklerimize…

Öyle veya değil. Yanlış ve günahla bütünleşen yalan, yerçekimi gibi hayatımızın bir parçası olmuş. Ekranlarda, sinemada izledik soluk soluğa… Şarkılarıyla büyüdük.

Önüne ‘beyaz’, ‘küçük’ ve ‘tatlı’ sözcüklerini getirerek durumu yumuşatmaya, masum göstermeye bile çalıştık. Eğitimle birlikte inanç da devreye girdi ama o yoluna devam etti.

***

Doğru, pabucunu giymeden yalan dünyayı dolaşırmış.

Bize yönelik bir tehdit algılandığında başlıyormuş...

Erkekler, kendilerini daha iyi göstermek için…

Kadınlar ise kendilerini daha iyi hissettirmek için söylüyormuş.

Bir kere dünyaya bile “yalan” diyerek kaç bölüm gülmüşüz?

Her ne kadar orijinal adı Young&Restless olsa da sırf baş harfleri tutsun diye konulan “Yalan Rüzgarı” ‘cuk’ oturmuştu diziye. Müptelası olmuşuz ki 37 yıl rüzgârına kapılmışız ve on bini aşkın bölümüyle TV tarihinin rekorunu kırdırmışız.

***

Sonra gün gelmiş makinesini icat etmişiz. Kan basıncı, terleme ve elektrik oranlarımızdaki değişimi ölçerek yalan söyleyip söylemediğimiz anlaşılıyormuş.

Şarkılarını söyleyip, dizilerini izlerken aynı zamanda şiirlerini dinleyip, kitaplarını da okumuşuz. Mark Twain, “yalanlar, kahrolası yalanlar ve istatistikler” diye üçe ayırmış.            3 Nisan 2015’te kaybettiğimiz ünlü sanatçımız Kayahan Acar ise “Ben Anadolu Çocuğuyum” adlı şiirinde “yılandan korkmam yalandan korktuğum kadar” demiş.   

Yalan söyledikçe burnu uzayan ve başı beladan kurtulmayan Pinokyo ile başlamışız.

Sonra Tahsin Yücel, Jamie Mc Guire, Emile Ajar ve Sam Harris’in “Yalan”ları,

Mustafa Müftüoğlu’nun “Yalan Söyleyen Tarih Utansın”ı,

Necip Fazıl Kısakürek'in “Aynadaki Yalan”ı, Oğuz Benlioğlu’nun “Yalan Radarı”,

Alice Miller’ın “Beden Asla Yalan Söylemez”i, Aleksandros Adamopulos’un “12+1 Yalan”ı,

Samantha Grace’in “Aşkta Yalan Olmaz”ı ve Mehmet Ünal’ın “Şeytanın Çerezi Yalan”ı…

Edebiyatımızın da birazı ‘yalan’ anlaşılan.

***

Bilgi güçtür, akıl yol gösterici… Yalan ise “şeytan süsü” de denilen karanlıkların efendisi…

Yalan söyleyenler bu gece ışıkları yakmasın” dediklerinde şehirde göz gözü görmez.

Ya da “itiraf sırası sende” oyununda gerçek yalnızca gerçek dile getirilse...

Birçok kere, hiç yok yere, durup dururken sana yalan söyledim.

Niçin” diye sorgulamanın bir anlamı yoktur artık.

Hafızamızdan “doğru söylemek gerekirse” cümlesini silip attığımızda…

Yeminlerden medet ummadığımızda...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Fatma 11 ay önce

Cok güzel yazmissin eline yüregine saglik yalan cok kötü birseydir yalan söyleyen kendini kandirdigini unutmasin

Avatar
Yüksel Kangiray 11 ay önce

Çok beğendim yüreğinize kaleminize sağlık

banner89

banner108