Herkesin hayalindeki fotoğraflardan biri...

"Şöööyle, bardaktan boşanırcasına bir yağmur yağsa..."

"Sonra?"

"Doya doya ıslansam yağmur altında... Sığınacak bir yer aramasam."

"Aşk, gözünü kör etmiş senin."

Böyle bir şey işte…

***

Yağmurun keyfini sürebilsek...

Köy evimizin kiremitlerine, yayla evimizin hartamasına düşen damlalar…

Çocukluğumuzun unutulmaz anıları içinde başköşedeler…

Sonra? Yağmur değil, telaş başlıyor... Dünyanın pek çok yerinde, ülkemizde, bölgemizde…

Meteorolojinin verilerini dikkate alan vatandaş şaşırıyor doğal olarak.

"Balkanlar üzerinden gelen yağışlı havanın..."

Yağmurdur, gelir. Hoş gelir, safa gelir de "hiç hoş değil"...

Yağmurun sevdiği(!) semtlerde vatandaş perişan...

Kovalarla su boşaltmaya, mobilya ve beyaz eşyaları kurtarmaya çalışırken görmüşsünüz.

***

Aslında “Yüzyıllık Yalnızlık” gibi bir şeydir yaşanan…

Nobel Ödüllü Gabriel García Márquez'in, zorluklarla geçen çocukluğunu anlattığı ve iki yılda yazdığı romanı için söylediği düşünmek ve planlamak on beş yılımı aldı sözlerini hatırlatmak istiyorum.

Uzun yıllardan kaynaklanan ve sürekli ertelenmekten kangrene dönüşen sorunların üstesinden gelmenin kolay olmadığını biliyoruz.

Şehirler dönüşürken, kültürümüzün bir parçası olan gecekondular yerlerini gündüzkondulara bırakırken eski görüntüler iyice azaldı, silikleşip kayboldular.

Zaman zaman bahçeli evlerini, gecekondularını özleyenlerle konuşur, dört duvar içine sığamadıklarını duyar, empati yaparız ama başka bir çıkış yolu da bulamayız.                      Her şeye rağmen keyfimizi kaçıran haberlerle günümüzde eskiye oranla pek fazla karşılaşmıyoruz. Kent sakinleri olarak artık yağmurdan ve kardan keyif almak istiyor; her düşen damlanın, tanenin felakete dönüştüğü yılları ise hatırlamak bile istemiyoruz.

"Trafik felç olursa..."

"Çatı akıtırsa..."

"Su basarsa..."

"İş aksarsa..."

***

Fakat bazen yenik düşüyoruz doğanın gücüne, elimiz ayağımıza dolaşıyor, beklemekten başka bir çaremiz kalmıyor. Çünkü bir felakettir yaşanan…

İnsanlık, büyük felaketlere karşı henüz çaresizdir ve yapabilecekleri sınırlıdır.”

Zaman değişiyor, şartlar değişiyor ama değişime inatla direnenler de var.

Dere yatağına ev yapan, yapılan evden daire satın alan vatandaşlarımızın artık bir kez daha düşünmesi gerekiyor, bir kez daha… İzin veren belediyelerin de…

Yaşanmış felaketlerden ders alarak…

"Yöneticiler nerede" sorusunu sormadan önce dönüp kendimize bakarak...

Gerekçemiz ne olursa olsun günahın çoğu bizde…

Yeniden, tuhaf bir topluma dönüşmek istemiyoruz.

Yağmurdan kaçan, kardan uçan...

Yağmur berekettir, kar bereket ve biz, bu kültürden geliyoruz.

"Yağmur ve karla barışık" semtler en ücra köşelere kadar yaygınlaşmalı.

Batı, kaç yılda ‘Batı’ olmuş?

Plan, altyapı, disiplin ve süreklilik deniliyorsa boşuna değil.

Hepimize çok önemli görev ve sorumluluklar düşmekte...

***

Yağmurdan ve kardan söz açılmışken... Zemin kaygan...

Sanatçılara ilham kaynağı olan, sessiz çoğunluk için ne zaman, ne olacak?

Gelin, yeni yılda yağmurdan ve kardan payımızı alalım.

Altında ıslanmak, üstünde kaymak gibi… 

Büyük ustaları selamlayalım.

"Yağmurun Sesine Bak."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ayser 12 ay önce

Bir çok ölçüy



Bakmadan ardına sırtını dönmüş giden yılın son demleri üzgün,kırgın sarkarken eski takvim yapraklarına, ben daha bir hüzünlüyüm. Acaba ömrümden bir yıl daha gitti diye mi bilemiyorum. 
An geldi çok uzun, an geldi çok kısa, Aama bitti bir yıl daha işte!. 

Ömürlerimizden bir yıl daha gönderiyoruz dönülmezliğin koynuna. Tükenişin çuvalına atıyoruz bir yılı daha. Zamanın akışına dur deme lüksümüz ve gücümüz yok, ama zamanı yaşamak elimizde. Zaten geçmiş geri gelmiyor, geleceği görme yeteneğim yok, sadece an var, ne geçmiş, ne de gelecek. 

Geriye dönüp baktığım zaman ya yaşadığım büyük mutsuzluklar ya da yaşadığım sınırlı keyif içinde ki zamanlar aklıma geliyor. Arada kalanlar unutulmaya mahkum zaten . 

Neler öğretti bana geçen uzun yıllar beraber tanık olalımdı arzum... 

Birçok şeyi yanlış eksik, hatalı yaparak en çetin kışları yaşarken bile bana baharların küsmediğini öğrendim. Bu nedenle de her üzüntünün arkasından sevincin geleceğini bilerek beklemenin, sabretmenin kıymetini öğrendim kendimce. 
Gün geldi kendi kabuğuma çekildim. Çevremden uzaklaşarak iç dünyama ayna tutmaya çalıştım. Bu serüveni yaşarken yalnız kalmalıydım, kaldım da. Böylece yalnızlığın değerini ve çeşitlerini öğrendim. 

Aslında ben geçen her yıla teşekkür etmeyi öğrendim. 
Öğrenecek daha çok şeyim olduğunu hissettirdiği için bana. Var olan umutlarımı da yanıma katarak, var gücümle yeni yıla Hoş geldin demeye soyundum. 

Bugüne döndüğümüzde, hızla ve kaydıraktan kayar gibi geçen zamanın neler sakladığını, neler yok ettiğini görünce ürperiyorum. Bir düşünelim mi? bundan on yıl önce cep telefonları bu kadar yaygın olarak yoktu, ADSL yoktu, kablolu TV yoktu, ama bugün bu cihazlarla hep hayatımızın içerisindeymiş gibi yaşıyoruz. Ömrünün sadece beşte birinde cep telefonu kullanan bizler, benim yaşımdakiler, “cep telefonu yokken ne yapıyor muşuz” muhabbetlerine giriyorlar. 

Kitap okuma yazmasından, bilgisayar okuma yazmasına geçildi. Belki yirmi yıl sonra dünyada kâğıt kullanımı iyiden iyiye bitecek. Öğrenme ve iletişim hızından, yoksun geri kalmış ülkelerde insanlar arasında ki farklar daha da açılacak. 

Zaman hem insanlar, hem de toplumlar için hızla akıp gidiyor, yapılamayanların ya da yapılanların pişmanlıkları fayda vermiyor. İnancınız ne olursa olsun, hayatın insan uğruna ve insanlık uğruna harcanmayan kısımları en yaşanmamış kısımlarıdır benim felsefemde. 

Belli mi olur, dünya ve insanlık daha nice binlerce yılın geçtiğini görecektir, siz ister miydiniz bilmiyorum, ama ben geleceği de görmeyi çok isterdim. Dünyanın sonuna kadar ne olacağını izlemek isterdim. Fiziğin meçhul olan paralel evrenler, ışık hızına yakın seyahatler vesaire. Bu kadar kısa bir yaşam aralığına hapis olup, sonra bizim güneş sistemimizin Samanyolu gökadasında bir nokta olduğunu, Samanyolu gökadasının da evrende bir zerre kadar olduğunu bilerek, var oluşu düşünmek ne kadar yetersiz geliyor insana. 
Henüz insanlık, evrenin sebebini bilmeden, evrenin sunduğu yasaların keşfi aşamasında, daha çok ama çok başındayız işin. Açıklanacak o kadar çok şey var ki, ben yetersizim. 

Oysa yeni yılda herkes bir umudun sevincini sıcaklığını yaşamak ister. Bu nedenle eski yılın kötülükleri alıp götüreceğine ve yeni yılın iyilikleri getireceğine inanmak ister. Bu inançla eski yılı uğurlayıp yeni yıla girerken hiç değilse yılda bir kez kendi vicdani muhasebemizi yapabilsek ya! 

2018 yılında yine hep beraber olalım. Mutlu olun, sağlıklı olun, esen ve sevgi dolu olun ve sevdiklerinizle olun. Karşıya geçerken, geçemeyen birinin elinden tutun, tutun ki mutluluğunuz artsın. 

An’ı unutturan ağdalı muhabbet gecesinde tükettiğimiz zamanlar mı, uyandığımızda pişman olduğumuz kör olası baş ağrılarında lanet yağdırdığımız sigara dumanı mı, ciğerlerimizde zeybek oynayan! 

Boynumuza geçirdiği bir iple, ya da bir fotoğraf resminde iç geçirerek seyrettiğimiz anların özlemiyle yakarak yüreklerimizi yaşanmış akşamlarda, alay edercesine gülümserken arkamızdan hemde. 

Merhaba yeni yıl; Hayırlar getiresin. 
365 gün neler söyleyeceksin göreceğiz. Neler koyacaksın soframıza göreceğiz. 

Yeni yılla beraber, sevgi bestesinin tınılarını tüm insanların yüreğinde hissedeceği, hüzünlerinizin sevinçlerle ve dostluklarla silineceği, ümitlerinizin hiç bitmeyeceği, sağlık mutluluk, bereket ve başarı dolu bir yıl diliyor, bir başka yazı için gelecek olan yılı beklemeye gidiyorum. Es-Selam 

Ayser ÖZBAKIR



Bakmadan ardına sırtını dönmüş giden yılın son demleri üzgün,kırgın sarkarken eski takvim yapraklarına, ben daha bir hüzünlüyüm. Acaba ömrümden bir yıl daha gitti diye mi bilemiyorum. 
An geldi çok uzun, an geldi çok kısa, Aama bitti bir yıl daha işte!. 

Ömürlerimizden bir yıl daha gönderiyoruz dönülmezliğin koynuna. Tükenişin çuvalına atıyoruz bir yılı daha. Zamanın akışına dur deme lüksümüz ve gücümüz yok, ama zamanı yaşamak elimizde. Zaten geçmiş geri gelmiyor, geleceği görme yeteneğim yok, sadece an var, ne geçmiş, ne de gelecek. 

Geriye dönüp baktığım zaman ya yaşadığım büyük mutsuzluklar ya da yaşadığım sınırlı keyif içinde ki zamanlar aklıma geliyor. Arada kalanlar unutulmaya mahkum zaten . 

Neler öğretti bana geçen uzun yıllar beraber tanık olalımdı arzum... 

Birçok şeyi yanlış eksik, hatalı yaparak en çetin kışları yaşarken bile bana baharların küsmediğini öğrendim. Bu nedenle de her üzüntünün arkasından sevincin geleceğini bilerek beklemenin, sabretmenin kıymetini öğrendim kendimce. 
Gün geldi kendi kabuğuma çekildim. Çevremden uzaklaşarak iç dünyama ayna tutmaya çalıştım. Bu serüveni yaşarken yalnız kalmalıydım, kaldım da. Böylece yalnızlığın değerini ve çeşitlerini öğrendim. 

Aslında ben geçen her yıla teşekkür etmeyi öğrendim. 
Öğrenecek daha çok şeyim olduğunu hissettirdiği için bana. Var olan umutlarımı da yanıma katarak, var gücümle yeni yıla Hoş geldin demeye soyundum. 

Bugüne döndüğümüzde, hızla ve kaydıraktan kayar gibi geçen zamanın neler sakladığını, neler yok ettiğini görünce ürperiyorum. Bir düşünelim mi? bundan on yıl önce cep telefonları bu kadar yaygın olarak yoktu, ADSL yoktu, kablolu TV yoktu, ama bugün bu cihazlarla hep hayatımızın içerisindeymiş gibi yaşıyoruz. Ömrünün sadece beşte birinde cep telefonu kullanan bizler, benim yaşımdakiler, “cep telefonu yokken ne yapıyor muşuz” muhabbetlerine giriyorlar. 

Kitap okuma yazmasından, bilgisayar okuma yazmasına geçildi. Belki yirmi yıl sonra dünyada kâğıt kullanımı iyiden iyiye bitecek. Öğrenme ve iletişim hızından, yoksun geri kalmış ülkelerde insanlar arasında ki farklar daha da açılacak. 

Zaman hem insanlar, hem de toplumlar için hızla akıp gidiyor, yapılamayanların ya da yapılanların pişmanlıkları fayda vermiyor. İnancınız ne olursa olsun, hayatın insan uğruna ve insanlık uğruna harcanmayan kısımları en yaşanmamış kısımlarıdır benim felsefemde. 

Belli mi olur, dünya ve insanlık daha nice binlerce yılın geçtiğini görecektir, siz ister miydiniz bilmiyorum, ama ben geleceği de görmeyi çok isterdim. Dünyanın sonuna kadar ne olacağını izlemek isterdim. Fiziğin meçhul olan paralel evrenler, ışık hızına yakın seyahatler vesaire. Bu kadar kısa bir yaşam aralığına hapis olup, sonra bizim güneş sistemimizin Samanyolu gökadasında bir nokta olduğunu, Samanyolu gökadasının da evrende bir zerre kadar olduğunu bilerek, var oluşu düşünmek ne kadar yetersiz geliyor insana. 
Henüz insanlık, evrenin sebebini bilmeden, evrenin sunduğu yasaların keşfi aşamasında, daha çok ama çok başındayız işin. Açıklanacak o kadar çok şey var ki, ben yetersizim. 

Oysa yeni yılda herkes bir umudun sevincini sıcaklığını yaşamak ister. Bu nedenle eski yılın kötülükleri alıp götüreceğine ve yeni yılın iyilikleri getireceğine inanmak ister. Bu inançla eski yılı uğurlayıp yeni yıla girerken hiç değilse yılda bir kez kendi vicdani muhasebemizi yapabilsek ya! 

2018 yılında yine hep beraber olalım. Mutlu olun, sağlıklı olun, esen ve sevgi dolu olun ve sevdiklerinizle olun. Karşıya geçerken, geçemeyen birinin elinden tutun, tutun ki mutluluğunuz artsın. 

An’ı unutturan ağdalı muhabbet gecesinde tükettiğimiz zamanlar mı, uyandığımızda pişman olduğumuz kör olası baş ağrılarında lanet yağdırdığımız sigara dumanı mı, ciğerlerimizde zeybek oynayan! 

Boynumuza geçirdiği bir iple, ya da bir fotoğraf resminde iç geçirerek seyrettiğimiz anların özlemiyle yakarak yüreklerimizi yaşanmış akşamlarda, alay edercesine gülümserken arkamızdan hemde. 

Merhaba yeni yıl; Hayırlar getiresin. 
365 gün neler söyleyeceksin göreceğiz. Neler koyacaksın soframıza göreceğiz. 

Yeni yılla beraber, sevgi bestesinin tınılarını tüm insanların yüreğinde hissedeceği, hüzünlerinizin sevinçlerle ve dostluklarla silineceği, ümitlerinizin hiç bitmeyeceği, sağlık mutluluk, bereket ve başarı dolu bir yıl diliyor, bir başka yazı için gelecek olan yılı beklemeye gidiyorum. Es-Selam 

Ayser ÖZBAKIR olguyu ve duyguyu yaşattınız.

Avatar
Yüksel Kangiray 12 ay önce

Hissedilecek kadar derin

Avatar
Yüksel Yavuz 12 ay önce

Başarılı yazıların için teşekkürler,daim olsun.

Avatar
Sezgin Eroğlu 12 ay önce

Çevremizdeki birçok yatırım insan için degilde rant için oluyor hala.Büyük düzenbazlıklar ama küçük akıllar..

banner89

banner108