“… bacımınkiler gibi gök gözlü şehrim,
İstanbul’um,
seni düşünüyorum.
Oturmuşsun deniz kıyısına,
bakıyorsun limana giren Amerikan zırhlısına.
Hastasın, açsın, öfkelisin.
O da bakıyor sana,
hem de nasıl,
efendinmiş,
patronunmuş,
sahibinmiş gibi itoğlu it.

….”

Nazım yukarıdaki dizeleri yazarken benimle birebir aynı duyguları mı yaşıyordu bilemiyorum. Ama epeyce ortak duygularımız olduğu açık. FETÖ, CIA ve 15 Temmuz faaliyetlerinden bahsetmeyeceğim. İtiraf anlamına gelen vize yasağından da bahsetmeyeceğim. Şunları söylemem lazım ama…

Bu tür ilkel tepkiler Amerika’ya yakışmıyor.

Bu türden tepkiler Amerika’nın tepki gösterdiklerini yani hükümeti halkın gözünde yüceltiyor. Zaten gitmediğimiz, gidemediğimiz yerler için kısıt koymak çokta umurumuzda olmaz. Gidemediğin yer senin değildir, senin olmayan yere gitmesen de olur. Nasıl Türkiye’de tek Türkiye yoksa, Amerika’da da tek Amerika yok. ama bu tür tepkileşmeler, her iki taraf açısından diğer cepheleri de bir araya getirir.  Bu durum kimseye yaramaz. Amerika’ya lanet okurken rotayı şaşmamak lazım. Bize ne Rusya ve İran’dan! Her zaman milli olmak lazım, bağımsız Türkiye ülküsünden vaz geçmemek lazım. Artık Amerika’nın Nazım’ın ifadesine maruz kalmaması için dünyanın hiçbir yerinde “Efendilik” ve “ patronluk” taslamaması lazım. Dünya eski dünya değil. Bizim de şunu anlamamız lazım; her açıdan, daha çok çalışmamız, çalışmamız ve çalışmamız lazım…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.