26 Ağustos akşamı TV’de  “Bu yıldan itibaren Malazgirt Zaferi’ni anacağız; bu ruhu gençlere aşılayacağız!” dediği an “Malazgirt’ten Sakarya’ya” adlı konferansı vermeye karar verdim. Sözü bitince bitişik odaya, kütüphaneye geçtim. Baktım Malazgirt Zaferi’yle ilgili neler var; Kısas-ı Enbiya’yı gördüm ilkin derin bir oh çektim. Nasılsa istiklâl Savaşı bölümü her zaman hazırdı. “Tamam.” dedim, oturdum masaya, kitaplarla. Üç gün içinde konuşmam hazırdı. Koştum bazı yetkililere, ilettim durumu bazı yetkililere, “Hazırım.” dedim… Günler geçti hiçbir tarafta Malazgirt ruhundan söz edilmedi; çok üzüldüm. Dedim, uzun adam yalnız.

Geçen hafta “TEOG” kaldırılsın, dedi. Öğrencilerin stresini kaldırmak için. Bakanlık daldı hemen tak “kaldırdık” dedi. Peki, yeni sistem ne olacak, araştırıyoruz dediler. Haklı eleştiriler geldi; yenisini belirlemeden neden eskiyi kaldırıp özellikle öğrencileri yeni bir stresse soktunuz diye. Fatura ona kesildi tabii. Oysa o, hemen kaldırın demedi, yenisini hazırlayıp kaldırın dedi. Onu kastetti, ama bizimkiler anlamadı. Dedim uzun adam yalnız.

Barzani’nin   Kuzey Irak’ta, Irak  yasalarına aykırı olarak  gerçekleştirdiği bağımsızlık referandumunu iptal etmesi için .”Vanayı kapatırız, ekonomik ambargo uygularız.” dedi. Bakan çıktı ambargo uygulamak yanlış dedi. Vatandaş isyan etti. Nedir bu çift başlılık diye. Üzüldüm. Dedim, uzun adam yalnız.

Millî Eğitim Bakanı, eğitimimiz çağdaş dedi. O çıktı eğitimimiz ve kültürümüzde eksiğimiz var dedi. Hala günler geçti eğitimde hiçbir atak yok. Üzüldüm. Dedim, uzun adam yalnız.

Bitsin artık bu FETÖ örgütü; herkes bu konuda yardımcı olsun dedi. FETÖ’yü besleyenler hâlâ tam olarak bulunamadı. Biz hasbelkader bir köşe yazarı olarak konuyla ilgili yazılar yazdık ama demek pek bir işe yaramadı. Görevi aksatanlar FETÖ’yü besleyenlerdir; okuldaki öğretmeni etkisiz hâle getirip öğrencileri dershaneye gönderenler en büyük suçlulardır dedikti o yazılarda mesela. Yine dedikti Cuma günü ezanla birlikte camiye giren din görevlileri suçludur. Bir yıl geçti o, hâlâ, “çevrenizde bildiğiniz FETÖ’cüleri haber verin” derken yine üzüldüm. Dedim uzun adam yalnız.

26 Eylül Dil Bayramı, “Türkçem Ses Bayrağım.” konuşma metni yandaki masanın üze-rinde kitlelere sunulacak zamanı beklemekten ümidini kesti.”Dilimiz haysiyetimiz” di-yen anlayış susturulmuş. Üzüldüm yine. Dedim uzun adam yalnız.

Mezhep çatışmalarının yarattığı tehlikeyi işaret etmek için, sürekli ”Ben ne Sünni’yim ne Şia’yım ben sadece Müslümanım” derken televizyonlarda bunun tam tersi söylemlerin susturulamamasına çook üzüldüm. Dedim uzun adam yalnıız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.