Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) tutuklu gazeteci ve akademisyen Mehmet Altan hakkında verdiği kararı okudum. Kararın oy birliğiyle alındığı yazıyordu. Kararı veren üye isim listesinin son sırasında 15 Temmuz sonrasında saray kapısında rektörle birlikte dolaşan ve FETÖ ile mücadele eden 5 polisin Trabzon’dan gönderilmesinde etkin rol oynayan akil adamın adını gördüm.

Şaşırdın mı, asla şaşırmadım. 15 Temmuz sonrası FETÖ dosyalarında adının sık sık geçtiği duyuyordum. Sonrasında KTÜ dosyasında tanık olarak verdiği ifadeyi okudum. Diğer tanık ve sanıklarında ifadelerine göz gezdirdim. Kendisini tanımaya çalıştım. Hep şüpheyle baktım. Ortaya çıkan son karar da ne kadar haklı olduğumu gördüm. Mehmet Altan hakkında verdiği kararla, 15 Temmuz öncesine dönmüş. Yani ne şiş yansın ne kebap havasında. Yarın ne olur ne olmaz düşüncesinde. Sadece o mu? Hayır, eski polis akademisin başkanı başta olmak üzere diğerleri aynı havaya girmiş.

Mehmet Altan’ın iddianamesinin bir kısmına dosya içerisinde yer verilmiş. Dosyada Can Erzincan adlı televizyonda konuşmaları bulunuyor. Ne zaman 14 Temmuz günü. Sonrasında cüzdanındaki 5 adet bir dolar ve evinde bulunan bir adet dolar. 6 adet bir dolardan ikisi F serili… Ya diktatör ilan ettiği Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik söylemleri, yenilir yutulur cinsten değil. Bunların hepsi dosyada mevcut.

Şimdi sen bu dosyayı okuyup Mehmet Altan hakkında tahliye talebinde bulunuyorsan, benim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ve ülkesini seven bir kişi olarak senden ve senin gibi bu kararda imzası olanlardan şüphe etmem çok normal değil mi?  Bir kişinin darbe ortamı oluşması için verdiği mücadeleyi ve yaptıklarını gazetecilik faaliyeti olarak görüp, amacını görmezden gelmek,  bu ülkeye yapılan en büyük kötülüktür. Sahi hocam bende 1 dolar yok, sende var mı?

KTÜ dosyasını okudukça her taşın altında sen ve arkadaşların çıkıyordu. Siz şimdi olanları izlemeye durun, ben ByLockçu asistanların bu okula kim tarafından nasıl aldığını merak ediyorum. Bu kişileri okula alırken, cemaat kontenjanın kullanıp kullanmadığını sorguluyorum.

Aslında bunları bir bilen var, keşke o anlatsa da herkes KTÜ’deki cemaat yapılanmasını ayrıntılı bir şekilde öğrense.  Mesela ben o dönemin görevden alınan terör müdürü olsaydım... O eski rektörü gece gözaltı yapar, sabaha kadar ifadesini alır, dosyayı savcının önüne koyup, şehri öyle terk ederdim. Sonrasında bu şehrin insanları mevcut rektöre neden ve kim tarafından destek verildiğini günebakış gazetesinden öğrenirdiniz… Sekreterini ve şoförünün anlattıklarını dosyaya eklerdim. Ağlayan sekreterin görüntüsünü de dosyaya koyardım. Böylece bugün saklananlar o dosya içerisinde yer alırdı. Ya da bugün Mehmet Altan için tahliye talebinde bulunanlar, o koltuklarda olmazdı. Ne dersin hocam.

Sen ne dersen de, hocam…  Ben şunu iyi biliyorum ki, bu ülkede ikiyüzlü çok. Eline kürek geçiren kendine çekiyor. Birileri de benim hırsızım diye kendine yakın olanları koruyor. Mücadeleyi de birkaç savcı, birkaç polis müdürü yapıyor. Gerisi korkarak izliyor. Kısacası Cumhurbaşkanı Erdoğan ise yalnız adam olarak mücadelesini sürdürüyor. Hepsi bu…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108