2000’li yılların başıydı… Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası yönetiminde görev yapmaktaydım.  Meclis başkanımız merhum Ali Osman Ulusoy'un bir sözü aklıma kazınmıştı: "Sayın Gümüş, bu gibi cemiyet kurumları dost kazanma yerleridir."

Evet, dost kazanma yerleri olduğu doğrudur ancak nesil farkından dolayı sürekli fikir ayrılığında olduğum merhum Ulusoy ile anlaşamadığım konu çok açıktı. Dost kazanmanın yöntemi ne olmalıydı?

Ona göre kişileri idare etmek, kırmamak, dökmemek, kişi menfaatlerini önde tutmaktı…

Bana göre ise toplumu idare etmek, kırmamak, dökmemek ve toplum menfaatlerini ön planda tutmaktı.

Yani ona göre kişiyi mutlu etmek, bana göre toplumu mutlu etmekti. Ben toplumun menfaati için kişileri karşıma almaktan hiç çekinmedim. O ise kişilerin menfaati için toplumu karşısına almaktan çekinmedi.  

O çok dost kazandı (menfaatçi dostlar) ama toplum onu hep eleştirdi ve sevmedi.

Beni ise bilen biliyor...

O dönemde ziyaretimize Alarko Holding sahibi Yahudi asıllı İş adamı Üzeyir Garih gelmişti. O da benim gibi makine mühendisi duayen bir iş adamıydı, meslektaştık aynı zamanda. Oda Yönetim Kurulu üyesi olmam nedeniyle sohbet fırsatımız oldu kendisiyle. Yaptığımız sohbette hatırladığım bölümde Üzeyir Garih'in söyledikleri daha önemliydi ve Ulusoy ile kuşak çatışmamızın arabulucu şifrelerini vererek ikimizin de fikirlerini harmanlar vasıftaydı.

Sohbetimizin bir kısmında Üzeyir Garih'in ifadeleri şöyleydi:

"Cemiyet hayatı, havaya attığımız 6 topla oynanan bir oyundur.
Bu toplardan sadece bir tanesi lastiktir, diğer toplar ise camdandır.
Bu toplar;
*işimizi,
*ailemizi,
*sağlığımızı,
*dostlarımızı,  

 *toplumu,
*benliğimizi temsil etmektedir.
Bu 6 top içinde bir tek İŞİMİZ lastik toptur.
Onu düşürürsek zıplatabiliriz.
Ancak diğer 5 top camdan yapıldığından, düşerse kırılırlar ve yerlerine konulamazlar.
Bunu fark etmeli ve hayatımızı bu dengeye göre kurmalıyız.
Oysa hepimiz,
O lastik topu tutabilmek uğruna diğerlerini kırıp dökeriz.
Dostlarınızı çantada keklik sanmayın.
Sıkıca sarılın onlara, tıpkı hayata sarıldığınız gibi.

Toplumu asla ihmal etmeyin, unutma o toplum senin var olma sebebindir.
Çünkü onlarsız hayat anlamsızdır.
Cemiyet hayatını çok hızlı koşmayın.
Nereden geldiğinizi ve nereye gittiğinizi unutmayın.
Cemiyet hayatının bir yarış değil, her saniyesinin tadı çıkarılması gereken güzel bir yolculuk olduğunu aklınızdan çıkarmayın."

Aradan 17 yıl geçti, bizim için hayat devam ediyor, iki duayen iş adamı da artık hayatta değil. Ancak yaşayanların insanlığa hizmet etme ve dünyayı daha yaşanabilir kılma imkânları hâlâ var. Birisi alaylı, birisi mektepliydi.

İki duayen.

İki büyük tecrübe bize iletilenler.

Allah (CC), Ali Osman Ulusoy'a rahmet etsin. Üzeyir Garih'in toprağı bol olsun...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89