Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ABD Başkanı Trump’la tarihi bir görüşme yapacak. Görüşmeyi önemli ve kritik kılan ABD’nin Türkiye’ye attığı kazık ya da müttefikine ihaneti değil… ABD pragmatist bir devlet ve orada ilke, ahlak, adalet değil, yalnız ABD’nin çıkarları dikkate alınır. Görüşmeyi kritik kılan, Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın güçlü ve keskin iradesiyle ne yapacağı…

ABD’nin PYD-PKK’ya desteğinin devamı halinde Tayyip Bey iki yol haritası belirleyebilir. 1- Karadan, önce Sincar’a sonra Afrin’e girebilir. Üstelik ABD ile savaşın eşiğine gelmeyi göze alarak. Türkiye’nin muhtemel ekonomik kayıplarını göze alarak… 2- Yeni bir Kürt Açılımı başlatabilir. PKK silah bırakır ve yeni açılım eskiden de ders alınarak HDP ile yürütülür. Böylece PYD tehdit olmaktan çıkar.

***

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Çin ziyaretinde sosyal ve ekonomik alanda önemli anlaşmalar imzaladı. Ancak bir anlaşma varki, beraberinde soru işaretleri taşıdı: “Suçluların iadesi” anlaşması.

Cumhurbaşkanı Erdoğan bu anlaşmayı muhtemel FETÖ hainlerinin Çin’e sığınması ya da Çin’i kullanması perspektifinden bakarak yaptı. Ama Çin’in bakışı farklı. Zira Çin’de işgal altında Türk toprakları var ve o topraklarda varlık/yokluk mücadelesi veren Türkler zulüm altında. Zulme direnenler terörist ilân ediliyor. Sığınabilecekleri tek ülke Türkiye. Şimdi biz bunları geri mi vereceğiz? Çin Hükümetinin iade edilen hiçbir Türk’ü yaşatmayacağını bile bile iade mi edeceğiz? Üzgünüz… Tarihin bizi getirdiği bu noktadan ötürü üzgünüz. FETÖ’nün manevî mirasımızı sürüklediğei noktadan ötürü üzgünüz. Keşke anlaşmanın bu boyutu imzalanmamış olsaydı.

***

Meral Akşener  referandum sonrası bulunduğu noktada hakikaten kararsız. Önceki gün kendisine destek veren MHP kurmaylarının Marmara, Ege ve Akdeniz gruplarıyla İstanbul’da bir araya geldi. Toplantıya Ülkücü camianın eski liderleri, eski milletvekilleri ve Akşener’i destekleyen il, ilçe ve belediye başkanları katıldı. Toplantıda üç seçenek öne çıktı:

  1. Yeni bir parti kurup siyasete devam edelim
  2.  MHP’de mücadeleye devam edelim. MHP’den kopmayalım.
  3.  2019’da Akşener’i 100 bin imzayla cumhurbaşkanı adayı gösterelim.

Meral Hanım Orta Anadolu ve Karadeniz gruplarıyla da bu hafta bir araya gelecek. Kararını buna göre belirleyecek. Bize göre Meral Hanım’ın işi zor. Cumhurbaşkanlığı adaylığı için kesinlikle ideal bir aday değil. Tayyip Bey’i yenebilmesi kitlelerin yaklaşımı nedeniyle hiç mümkün değil. Niçin mümkün değil sıralayalım.

1- Kürtler Meral Hanım’a oy vermez.

2- AK Partideki rahatsız muhafazakârlar Meral Hanım’ın FETÖ’cüleri geri getireceğinden endişeyle kesinlikle Meral Hanım’a oy vermez.

3- Meral Hanım’ın kazanamayacağını düşünen CHP’liler Meral Hanım’a oy vermez.

4- Meral Hanım hiçbir şartta Tayyip Bey’i yenemez.

Bize göre önünde tek seçenek yeni bir parti denemesi. Tutarsa tutar, tutmazsa tarihteki yerini alır. Bu arada diğer muhalif isimler çoktan zaten tarihe maloldu.

***

Söz 2019 cumhurbaşkanlığı seçimlerinden açılmışken CHP’nin içinde de İlhan Kesici sesleri yükselmeye başladı. Kesici merhum Süleyman Demirel’in CHP’ye önerdiği çok iyi bir ekonomist. Çok iyi bir insan. CHP ise Kesici’den yararlanmak yerine onu naftalinleyip sandığa yerleştirmiş ve İlhan Kesici yıllardır çürümesin diye o sandıkta hapsedilmiş. Şimdi sandıktan çıkarılıp toplumun önüne konmak isteniyor. Ama bilmiyorlar ki çeyizin devri geçmiş!.. Türkiye değişmiş. Toplum değişmiş ve değişim eskiyi tarihe gömmüş.

Bize göre yüzde 48,5 hayırcıların 2019’da mücadele için tek şansı AK Parti orijinli bir isim. Bir diğer ifadeyle AK Partiden oy alabilecek bir isim. Kazanması kesin olmaz ama 2 yıl sonraki şartlar kazandırabilir.

***

Türkiye’de gazetelerin ve gazetecilerin ağır baskı altında olduğu söylenir. Bu satırların yazarı 17 yıllık aktif gazetecilik hayatında 250’yi aşkın davanın muhatabı oldu. Ama hiçbir zaman bunu bir baskı olarak algılamadık. Kâh devlet tarafından dava açıldı kâh kurum ve kuruluşlar kâh şahıslar. Sonuçta gazetecilik yaptık, bazen kantarın topuzunu kaçırdık ve davaya muhatap olduk. Lakin bir baskı hissetmedik.

Önümüzde Cumhuriyet gazetesinin internet sitesi sorumlusu Oğuz Güven vakası var. Denizli Cumhuriyet Başsavcısı trafik kazasında yaşamını yitirince Oğuz Güven adeta sevinç çığlığı atmış. Ardından şu başlığı kullanmış: “İlk FETÖ iddianamesini hazırlayan savcıyı kamyon biçti.”

Biz de haberciyiz. Bu haberi okuyan savcılara adeta gözdağı verilmiş. “Bir gün sizi de biçebilirler.”denmek istenmiş… İstanbul Cumhuriyet Başsavcısının bu başlık altındaki bir haber için soruşturma açıp ilgili gazeteciyi gözaltına alması kadar doğal bir şey olamaz. Olaya hep basın özgürlüğü penceresinden bakılmamalı. Bir de vatandaşın ve merhum savcının ailesinin hukuku perspektifinden bakılmalı. Üstelik Cumhuriyet’in FETÖ’cülerle iş birliği de unutulmamalı. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner29