“Türkler olmadan bir dünya tarihi yazmak mümkün değildir.” diyor İlber Ortaylı yeni kitabında.

Taa Çin’in iç kesimlerinden Avrupa kapılarına kadar geniş alanda, 1200 yıldır at koşturan bu millet kendine has özellikler taşıyor.

Daima yürüyen, hareket halindeki bu millet, yerleşik vatanını diğer milletlere göre çok geç kuruyor. Bu nedenledir ki; göç ve hareketin getirdiği sosyolojik yapısal etkiler, kısmen hala devam ediyor.

“Adı ile dili aynı kelimede ifade edilen toplumlar millet devletidir.” tezine katılıyorum. Yani Almanca ile Almanya, Fransızca ile Fransa devleti betimlenirken, Arapça ile Arabistan (ama başında Suudi var!) dışındakiler yapay kalıyor. Amerika da yapay bir devlettir. Onun için Türkiye ifadesi, devletimizi yerli yerine oturtuyor. Türkiye yerine başka kavramsal arayışlar bana göre absürttür.

Türklerin tarihi ve etnik yapısı da diğer milletlere nazaran çok farklı özellikler taşıyor. Adeta toplumsal anlamda “yeryüzünün iskeleti” görevi görüyor.

İlişkide olduğu tüm milletlerle, asil ve önceden kestirilebilir ilişkiler geliştiren Türkler, aynı zamanda hareketli olmanın getirdiği bir çok dezavantajı da yaşıyor ve yaşatıyor. Özellikle “asker” ve “askerlik” temelli bir toplumsal yapı ile yerleşik yapı kurma süreci uzuyor ve tam tekamül etmiyor. Bu durumun izlerini bugünde görebiliriz. Demokrasi denen, tamamen yerleşik toplumsal yapıya ait uygulamalar, neşet edecek zemin bulamıyor.  Ama bunun yanında varlığını sürdürmek adına, karnı uzun yıllar aç olsa da başı dik ve hala çevresinde etkili kalabiliyor.

Şimdi bundan sonra yapılması gereken, zaten vatan oluşturma sürecini geç tamamlamış olmanın dezavantajlarının farkında olarak, bu göç etme sürecini biran önce keserek, yerleşik düzen enstrümanlarını kullanmaya ve kurumsallaştırmaya başlamaktır. Yani demokrasi ve demokrasinin tüm unsurlarını özümseyerek, farklılıklarla bir arada kalmanın kurumsal yapılarını oturmak gerek. Şehirlerimizi uzun yıllar değişmeyecek ve gelecek nesillerimizin kaim olacağı bir vizyonla  dizayn etmeli ve alt yapılarımızı sağlam yapmalıyız.

Artık yeni bir toprak kazanma dönemi sona eren dünyada, evimizi toparlamaya ve evimizi şenlendirmeye çabalamalıyız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hasan 4 ay önce

...evimizi toparlamaya ve şenlendirmeye anamızın ak sütü gibi helâl olan lisândan başlamak gerekir kanâtindeyim. Bunun için "...geç tamamlamış olmanın noksanlarının farkında olarak...ve yeni ufuqlarla yerleşik düzen vâsitalarını kullanmak..." pek daha münâsib ve yerinde olurdu derim, vesselâm...

banner89

banner108