Türk’ün benliğinde ve inancında var olan misafirperverlik hasletini bilen birtakım ırkdaş ve İslâm ülkeleri vatandaşları bir sığınak yeri ana kucağı olarak kabul ettikleri Anadolu’ya her yönden akın akın geliyorlar. Bu gelenlerden Suriye vatandaşlarına her dedense özel ilgi ve imkân tanında, yardım edildi, maaş verildi ve veriliyor da. Aynı Suriye’den göçen Türkmen vatandaşlara ise bu ilgi gösterilmedi.

Gelen Suriye göçmenlerine yer gösterildi, çadır ve kent kuruldu, okullar açıldı, sağlık ocakları kuruldu, yedirildi, içirildi, imkânlar dâhilinde rahat etmelerine gayret edildi. Gösterilen bu alicenaplık karşısında kurallara uyulup hareket edilmesi gerekirken, bu Suriye vatandaşla-rı Türkiye’nin her tarafına, özellikle büyük şehirlere ve Hatta köylere kadar dağıldılar. Gördükleri ilgiden şımararak uysal olmaktan çıkıp saldırgan hale geldiler. Türlü yasal olmayan olaylara karışıp, karıştırılıp problem olmaya başladılar. Misafir olmaktan çıkıp, dert ve sıkıntı olmaya başladılar. İşte son manzara bu… Bunlardan 30-40 bin kadarına son seçimlerde oy da kullandırdılar, gelecek seçimler için de bu sayıyı artırma hazırlıkları da başladı. Zaten istismarın ve şımarmanın kana kaynağı da bu…

“Dağdan inen kötü komşu ev sahibini kovarmış” diye bir söz vardır ve bu aynen gerçekleştiriliyor. Aslî bir kısım Türk vatandaşı aş ve iş bulamazken, sağlık tedavi imkânlarından yararlanamazken Iraklı vatandaşlara bu imkânların hepsi tanındı.

Emniyet haber bültenlerine yansıyan olay raporlarına, televizyon ve gazetelerin verdiği magazin haberlerine ve bu arada çarşı-pazara çevremize baktığımızda Suriyeli göçmen vatandaşların bu ilgiyi hazmedemediklerinden,  hak etmediklerini görüyoruz. Vatandaşta yardım duyguları bitti, tiksinti, güvensizlik ve tedirginlik başladı. Sebep; bir kere bu misafirlik fazla uzadı. Suriyeli vatandaşlar, Türk Vatanına ve Milletine karşı bir sorumluluklar duygusunda olmadıklarından yaşanan düzenin bozulmasında da bir sakınca görmediler ve görmüyorlar. Çıkarları için her davranışı meşru görmeye başladılar. İlgi ve misafrperverliği göstermeğe mecburmuşuz gibi bir yerde de saldırgan ve küstah olmağa başladılar.

Çözüm ve kurtuluş, bu vatandaşları geldikleri ülkelerine geri göndermek ve Türk vatanına bunlardan temizlemektir. Bayramlarda kafileler haline Suriye’ye geçip bir süre kalıyor, tekrar gidip geliyorlar. Gidip kalabildiklerine göre temelli kalsınlar ve bize de daha fazla yük olmasınlar.

Çoğunluk vatandaşın kanaati, Suriyeliler memleketlerine geri gönderilsin’dir. Zira onların bu tavizci ve istismarcı ortamda kendilerinden gitmeleri mümkün değil. Ne âlâ memleket, ekmek elden su gölden, gelsin yardımlar, gitsin yardımlar. Sorumluluk yok, mükellefiyet yok… Köşe bucağı doldurmuş isteyiciler ve örgütlenen şebeke gelirleri de cabadan. Mesela İstanbul’da üçüncü bir dolmuş örgütü kurmalarını unutmayalım. Bu ve buna benzer müdahaleler ileride çok vahim sonuçları getirebilir.

Suriyeliler için Zeytindalı Askeri harekâtında onlar için yeterince şehit verdi, kan aktı, bir sürü yaralı gazi sakat kaldı. Fedakârlığın bedeli kanla-canla ödendi. Ekonomik bütün imkânlar seferber edildi. Hal böyle iken küfran-ı nimet edip bu milletin daha fazla tedirgin

edilmesi, yüzsüzlüğün ve şükürsüzlüğün çirkin çehresidir. İlgililer vatandaşın bu kanaatini

dikkate alıp, vatanın bir bakıma işgal edilmesine meydan vermemek için misafiri usulü dairesinde ülkelerine, memleketlerine geri gönderilmeleridir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37