‘Amerikancı sosyalistler’ diye yazmıştık da zorlarına gitmişti. Bırakınız gizli Amerikancılığı, açık açık İngiliz mandacılığını kabul ettiler. Türk mahkemelerine İngiliz konsolosların arkasına sığınarak girdiler. Tarih tekerrürden ibaret… Aydın ihanetinin yeni versiyonunu yapıyoruz.

Sosyalizm bu ülkede hiçbir zaman halka dayanmadı. Gençlik yıllarımızın sosyalistleri ya Rusya’nın ya Çin’in ya Yugoslavya’nın modelini savunurken hep bir gün Rusya’nın bu toprakları da işgal etmesini beklediler. Tıpkı Macaristan, Arnavutluk, Polonya ve diğerlerinde olduğu gibi.

Sosyalistlerin bir gün Amerikancı veya İngiliz desteği arayacaklarını hiç düşünemedik. Onların literatüründe Amerika ve İngiltere iki emperyal güçtü ve sosyalizmin düşmanıydı. Acaba ne oldu da bizim sosyalistler ABD ve İngiltere mandacılığına sığınır hale geldi. Ülke yönetimi milletin inisiyatifiyle şekillenince kendilerini yabancı hissetmeye başladılar. Çünkü milletle hiçbir zaman bütünleşmediler. Bugün milletin tercihi karşısında kâh Gezi ile denediler… Kâh 17/25 Aralık’la darbe beklediler… Kâh HDPKK ile hükûmeti devirmeyi düşlediler. Hiçbiri sonuç vermeyince ABD ve İngiltere’den medet beklemeye yöneldiler. Kurtuluş Savaşı’nda açık işgal ile karşılaşan yurdumun insanı, bugün de bir kuşatılmışlıkla karşı karşıya… İçerideki köle zihniyetli ihanetgiller müstevlilerin müdahalesini beklemekteler. ABD’den yapılan, “Ordu Türkiye’de darbe yaparsa ABD onunla çalışabilir.” mesajı ile ümit tazelemekteler.

Kandil’deki Cemil Bayık bile durumdan vazife çıkarıp “Düşün arkama, Tayyip Erdoğan’ı ancak PKK olarak biz deviririz. Demokrasi ve özgürlüğü biz getireceğiz.” diye seslenirken çaresiz sosyalistler şaşkın şaşkın bir yerlerden yardım beklemekteler. Milletin tercihi karşısında Cemil Bayık’ın arkasında durmaya bile razı geldiler. Ama Cemil Bayık hiç de komutan gibi durmuyor. Ancak gizlendiği ininden mesaj yollayabiliyor.

Askerin bu ülkede bugün darbe yapması demek, ülkenin ABD eliyle ve mutlak surette bölünmesi demektir. Bir darbe zemininde bölünme kaçınılmaz hâle gelecektir. Lâkin o müstevli zihniyetine sığınan bedbahtlar bölünmeye bile razılar. Onları bu hale getiren düşmanlık nasıl yorumlanabilir? Hakikaten Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan mı dışladı? Ülkesini ve milletini kendine düşman gibi gören insanlar hangi psikolojiyi yaşıyor?

Kendisi yardımcı doçentken ve dekan yardımcısı iken Ensar Vakfı hadisesine bakıp “Çocuklarımı AKP’lilerden koruyacağım.” diyen anneyi gerçekten birileri yok mu saydı? Yoksa onlar kendilerini mi dışladı? Dünyada hiçbir ülkede aydın, ülkeyi yönetenlere küfretmedi. “Bir gün mezarına tüküreceğim.” demedi. Terör örgütüne açık açık destek vermedi. Şayet bugün ülkem insanının bir kısmı mutsuz ve umutsuzsa millete gitmeli ve milletle bütünleşmeliler. Millete rağmen yönetme dönemlerinin çoktan bittiğini artık görebilmeliler.

 

Suriye’de Esat’ı, Mısır’da Sisi’yi, Rusya’da Putin’i, ABD’de kâh Obama’yı kâh neoconları destekleyip “Kurtarın bizi.” diye ağlaşan müstevli sevdalısı bizim sosyalistler artık Türkiyeli değiller. Dün Rusya’dan Marksizm adına beklentilerini bugün ABD’den liberalizm adına bekliyorlar. Kendilerini ‘dünyalı’ olarak nitelendirip millete hep uzak düştüler. Millete rağmen yönettikleri dönemler geride kaldı. Yönetilmeyi, yani halkın iradesini kabul edip birlikte yaşamayı denemeliler. Arzu ettikleri dönemler bir daha geri gelmeyecek. Keşke bunu görebilseler. Görebilseler de Türkiye’nin önündeki büyük hedefleri engellemeseler. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.