Tarik yol demektir. Çoğulu tarikattır. Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Esergül Balcı ve ekibinin 4 ay süren saha çalışması sonucu hazırlanan raporu okuyucularımla paylaşmak istedim. “Türkiye’de belli başlı 30 tarikat silsilesi ve bunların 400 kolu bulunuyor. Sadece İstanbul’da 445 tekke faaliyetlerini açıktan sürdürüyor. Çoğunluğu İstanbul, Siirt, Diyarbakır, Mardin, Adıyaman, Batman, Van, Hakkâri, Şırnak, Ağrı, Muş, Bitlis, Gaziantep ve Şanlıurfa olmak üzere 800’ün üzerinde faal medrese bulunuyor. Büyük şehirlerde kaç apartman medresesinin faaliyette olduğu ise bilinmiyor. Rapora göre tarikat okullarındaki öğrenci sayısı 210 bin dolayındadır. 4 binin üzerindeki özel yurdun 2 bin 480’i bir tarikatla bağlantılıdır. Tarikatlara bağlı yurtların kapasitesinin 380 bin olduğu ileri sürülüyor. Bu yurtlarda kalan öğrenci sayısı 225 bini buluyor. Devlet eğitimden kademe kademe çekiliyor. 4+4+4 uygulamasının başlatıldığı 2012 yılından bu güne kadar devlete ait 4 bin 22 ilkokul kapatıldı.” Mutasavvıflara göre Allah’a ulaşan yollar sayısızdır. Bu yolların ayrı ayrı kuralı ve yöntemi vardır. İlk insanlar düşünce ve tecrübelerini, çevrelerinde toplanan insanlara birer birer aktarmakla birlikte, bu günkü anlamda tarikat kurmamışlardı. Bir tasavvuf okulu, tasavvuf hareketi sayılabilecek bu kümelenmeler daha sonra tarikat olarak adlandırıldı. Kurumlaşmamakla birlikte düşünceleriyle birlikte daha sonra gelişen tasavvuf hayatı ve kurulan tarikatları 12. yüzyıldan sonra gerçek tarikatlar olarak doğdular. Tarikatlar etkinliklerini tekke, zaviye, dergâh ve hangâh diye anılan yerlerde yürütürler. Tarikatlar kuruluşlarından itibaren yalnız dini örgütlenme hâlinde kalmayarak, sosyal, siyasal, kültürel ve askerî birer kurum olarak önemli görevler yaptılar. Ancak 20. yüzyıla doğru eski saflıklarını kaybettiler. Bu nedenle son dönemlerde şiddetli eleştirilerin hedefi hâline geldiler. Zira bazı tarikatlar asıl amacından sapıp siyasî partilerde rol almaya başladılar. Siyasî iktidarlardan oy hesabıyla tavizler kopardılar. Daha da ileri giderek ticarî yapılanma içine girenler oldu. Cumhuriyetten sonra Atatürk döneminde tüm tekke ve zaviyeler çıkarılan bir kanunla kapatılmasına rağmen siyasî kadrolardan aldıkları tavizlerle yine bazı tarikatlar hedeflerinden uzaklaşmışlardır. Nitekim Türkiye’nin başını 15 Temmuz darbe girişimi ile belaya sokan bir tarikat liderinin sinsice nasıl bir örgütlenmeyle ortaya çıktığı hepimizin malumudur. Bu nedenle geçmişten ders alarak disipline edilmelidir. Yoksa ders almazsak tarih tekerrür edebilir.

                                                                                                        

                                                                                           

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89