10 Ocak Gazeteciler Günü dolayısıyla Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu’nun kahvaltı programına katıldık. 7 yıllık geleneği sürdüren Başkan Gümrükçüoğlu, her yıl 200 civarında Trabzonlu çalışan gazeteciyi bir araya getiriyor. Onları onore ediyor ve birbirleriyle kaynaştırıyor.

Başkan Gümrükçüoğlu’nun geleneksel hâle getirdiği uygulama diğer illerde var mı bilmiyoruz. Lâkin gazeteciler olarak hastamızı hatırlıyor, vefat edenimize dua gönderiyoruz. Tüm bunlara vesile olduğu için Başkan Gümrükçüoğlu’na teşekkürü borç biliyoruz.

Gümrükçüoğlu, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü iki açıdan ele aldı. Birincisi işveren açısından zorlukları… İkincisi çalışan adına sıkıntıları…

Büyük çoğunluğu asgari ücret civarında maaş alan çalışan gazeteciler hakikaten zorda.Kazandıklarının daha fazlasını dışarıda kazanabilecekken sırf meslek aşkı uğruna zor şartlarda gazeteciliği tercih ediyorlar. Gazeteci olduklarına belki pişmanlar ama yine de meslekten kopamıyorlar. Bu şartlarda çalışan bir gazetecinin yarın öldüğünde arkasında mağdur bir aile bırakacağını unutmayalım. Zira o, günlük yaşar. Gelecek hesabı hiç yapmaz. Haber kovalamaktan evini, çocuklarını ihmal eder. İnanın aktif gazetecilerde hayat %90 oranında böyle devam ediyor. Zaten zar zor ayakta kalan yerel gazeteler, çalışan gazetecilere hak ettikleri ücreti maalesef veremiyor.

Üniversite mezunu bir gazeteci, devlet dairesinde 2 bin 500 lira maaş alacakken, yerel bir gazetede bin 500 liraya razı olarak çalışıyor. Kimi mecburiyetten, kimi meslek sevgisinden. Yani velhasıl, yerel ve bölgesel yayın yapan gazetelerdeki çalışanlar normal hayat standartlarının çok altında yaşıyor.

***

Çalışan gazeteciler böyle de işverenler iyi mi? Yani gazete sahipleri kazanırken çalışanlara vermiyor mu? Kazançlarını paylaşmıyor mu? Zaten temel sorun burada başlıyor.

Gazete okumayan bir toplumda gazetelerin ve dolayısıyla gazetecilerin memnun ve mutlu olması beklenemez. Özellikle internet medyasından sonra haber ve yorum da kalite aramayan...“Bedava haber en güzel haberdir.” diyen toplum, gazeteleri kendi elleriyle öldürüyor.

Arz/talep dengesi gazeteler için de geçerli. Talep yoksa, promosyon vb. keyfiyetle gazete okutmaya çalışıyorsanız ticaret kurallarının yavaş yavaş dışına atılıyorsunuz demektir. Yani gazetecilikten kazanarak değil, dışarıda ki şirketinizden destekle gazetecilik yapacaksınız!..

Bugün Türkiye’de hükümetin dolaylı yollardan desteklediği ulusal medyayı biliyoruz... Bunlar dışındakilerin de sahiplerince diğer şirketlerden sübvanse edilerek ayakta tutulduğunu da görüyoruz. Ne yazık ki yerel basın için de artık benzer süreç başladı. Dolar zammı, çalışan zammı, kağıt zammı, maaş zammı, nakliye zammı karşısında karşılığınız yok. Reklama, gazete fiyatına zam yapamayınca açık büyüyor. Artık yerel gazeteler de güçlü iş adamlarının eline düşüyor. Yani yerel gazeteler için de sermaye gücü elzem hâle geliyor.

 

Konuşulması ve tartışılması gereken basın özgürlüğü kadar gazetelerin geleceği... Özellikle yerel basının bitişi... Gazeteciler artık yerel gazeteleri bile ayakta tutamıyorsa... Sermayenin eline geçen gazeteden hangi basın özgürlüğünü bekleyebilirsiniz? Türkiye’de gazetecilik bitiyor.  Siz hangi özgürlükten bahsediyorsunuz? Yarın devam edeceğiz...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.