banner114

Yeryüzündeki operasyonların ve savaşların bir görünen yüzü bir de arka planı vardır.

Operasyonlardan kastımız, siyasi hareketler, ekonomik karar, yaptırım ve mücadeleler, yani ekonomik savaşlar, bölgesel çatışmalar, kurulup desteklenen terörizm, vekâlet savaşları, siber saldırılar, teknolojik üstünlük gösterileri, gerektiğinde orduların devreye sokulması gibi hamlelerdir.

Kapitalizm sömürme ve büyüme yöntemi olarak; barış, dostluk ve uyum gibi etkileme yollarıyla ülkeleri kontrol, içeride elde ettikleriyle denetim, çeşitli şekillerde oyalama, kendi oluşturduğu ideolojilerle avutma, karşı ideolojilerle dengeleme, gerekirse dayatma, yaptırım ve ablukaları kullanır.

Nihai hedef, gücü elinde bulundurmak, yeryüzüne ve insanlığa hükmetmektir. Bu hedefe ulaşmak veya elinde bulundurduğu gücü sürekli kılmak için temel argümanlar ekonomik güç (para, altın, borsa), bilimsel ve teknolojik güçtür. (gelişmiş silahlar ve donatılmış ordular)

Yani sermayedir. Bütün savaşların amacı, sermayeyi ve onu büyüten verimli kaynakları ve toprakları, sömürge hizmetçisi haline getirdikleri ülkeleri kontrol altında tutmaktır. Özellikle Amerika merkezli Siyonist sermayenin patronları, kurdukları bu küresel düzene; ülkesine ve zamanına göre organize ettikleri din- tarikat-cemaat yapılanmalarını, Marksizm-Faşizm, Siyonizm gibi bütün “–izm” leri, özgürleştirme gibi manevi-ideolojik birlikteliklerin gücünü de ekleyerek işin harcını, mayasını ve tutkalını tamamlanmış olmaktadırlar.

Sermaye sahiplerinin hedefi, sermayesini korumak ve sürekli büyütmektir. Bu uğurda kan akmış, insan ölmüş, şehirler yıkılmış umurlarında bile olmaz. Hatta daha iyi olur; kendilerine muhalif olanlar yeryüzünden tasfiye olur, onların bıraktıkları her şey yine sermayenin olur.

Dünya tarihi boyunca hep böyle olmuştur. Karşı direnişçiler kahramanlıklar yaparak sermayenin savaşına karşı koymuşlar, destanlar yazmışlar, savaşı kazanmışlar ama yine yenik sayılmışlar, kahramanlar kazandıkları tarihlerini kendileri yazamamışlar, onların tarihlerini yine sermaye yazmış, böylece kazanan hep sermaye olmuş, diğerleri onların var etmek istediği kadar var olabilmişlerdir. Sonuçta hep sermaye kazanmış ve büyümesini sürdürmüştür.

Sermaye için ülke ve milliyetin önemi yoktur; bu bir tür modern korsanlıktır. Yeryüzü onlarındır; yüzerler, gezerler, nerede bir baş kalkmışsa ezerler. Ülkelerin potansiyel milli güçleri onların emrindedir. Emre itaat etmeyen, hükümet ve siyasilere sıkıntı yaratırlar; baskı kurarlar, borsayla, dolarla oynarlar, terörle sokaklarını karıştırırlar; bunlara rağmen başarılı olamıyorlarsa darbeler yaparlar!

Bu nedenle Türkiye’nin, “(One minute) Van minut!” çıkışı,  “Dünya beşten büyüktür!” deme cesareti ve BM’nin yapısına, adil olmayan işleyişine yönelttiği eleştiriler sermayenin canını çok sıkmıştır.

Asya-Pasifik’ten Ortadoğu’ya, Afrika’dan Kırım’a kadar yaşanan savaşların ve göçlerin, insanlık dramının sebebi, dünya sermayesinin siyonizme hizmet eden patronları ve diğer ülkelerdeki ortaklarının Amerikan ordularını kışlalarından çıkartarak yürütmesi ve sömürge alanlarına tırnak batırmaya başlamasıdır.

Türkiye, geçmiş tarihlerde olduğu gibi yine kendisinin başlatmadığı bu savaşın içine girmek zorunda bırakılmıştır; sermaye ve toprak peşinde değildir; gelecekte kendi ülkesine yönelik ortaya çıkması kuvvetle muhtemel tehlikeleri önceden bertaraf etmenin peşindedir.

Türkiye haklıdır!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner108