9. Cumhurbaşkanımız merhum Süleyman Demirel, halka hitap ederken, ”Biz Müslümanız, Müslümanlığın gerekleri neyse yaparız.” şeklinde dini bütün olduğunu ispatlamaya çalışırken aklına savcılık gelir. Devam eder: ”Bunun yanında biz her türlü teokratik rejime de karşıyız.” Şak, şak, şak. Vatandaş bu son cümlede geçen teokratik rejimi de komünist ya da başka zararlı bir sistem sanmış! Türkçesini neden söylemedi, dindarlar oy vermez diye. Türkçe ile halkın, yabancı dille de rejimin gönlünü almış; oyları alırken savcının da hışmından da kurtulmuş.

Kimi zaman yabancı kelimeler, kendini olduğundan farklı konumda göstermek için kullanılmış. Bir TV kanalında, ünlü bir sanatçı “Malumunuz veçhile…” biçiminde konuşmaya başlıyor. Nedense  “ bildiğiniz gibi “ öbeğiyle başlamıyor. Bir büyükelçi,  “Bazı mülahazaların rasyonel izahı… “ ifadesini kullanıyor ,”bazı düşüncelerin akılcı açıklaması” yerine. Bülent Ersoy’la İbrahim Tatlıses yarışma programında tartışıyorlar. “Zerre-i miskal”mi, “zerre-i misvak” mı? Mağarada yetiştiğini gayet rahat dile getiren Tatlıses doğrusunu söylüyor:” zerre-i miskal”.

Bir gazete manşeti: ”Türkçe dersleri fecaat”. Bu kanıya varan o dönemin Milli Eğitim bakanı, aynı bakanlığa daha sonra gelen başka bir bakan da,  “Performans kriterleri koyalım.” (Ulaşılan hedefin değerlendirme ölçütleri) diye ağalığını gösteriyor. Biz de diyoruz ki “Sayın Bakanım, Türkçe dersleri değil ama sizin Türkçeniz ‘ içler acısı.’

TBMM’de Türkçemizin karşılaştığı sorunlarla ilgili  özel bir oturumda, öğretmenlerin dilde iyi yetiştirilmelerinden, tabelaların mutlaka Türkçe olmaları gereğinden söz edildi. Ali Şir Nevai’den ilhamla Türk dünyasının ortak alfabede birleşmeleri üzerine vurgu yapıldı. Mehmet Âkif’i, Yahya Kemal’i, Necip Fazıl’ı, Nazım Hikmet’i okuma ve anlama günlerinin bir an önce başlatılması lüzumu yanında sözcük türetmeden de bahsedildi. Bu oturumda dikkatten kaçmayan önemli bir ayrıntı vardı: Cümlelerinde anlatım bozukluğu olan dönemin kültür bakanı kendisine verilen 20 dakikalık sürenin 17. dakikasında duygu ve düşüncelerinin bittiğini fark etmiş. Iğdır milletvekili Pervin Buldan ondan çok daha iyi Türkçe konuşmuş.  Dilimize  “Türklerin dilini öğreniniz, zira onların hâkimiyeti uzun sürecektir.” diye buyuran Peygamberimize salatü selam olsun, Dilimizi yüzyıllar boyu eskimeyecek şekilde işleyen, Türkçemizin en büyük temsilcisi Yunus Emre’ye, “Türk birliğini dil birliğiyle sağlayacağım.” diyerek bize yol gösteren Ali Şir Nevai’ye, “Bundan böyle her yerde Türkçe konuşulacak.”  diye ferman buyuran Karamanlı Mehmet Bey’e, “Ülkesinin bağımsızlığını korumayı bilen Türk milleti, dilini de yabancı diler boyunduruğundan kurtarmayı bilecektir.” diyen Mustafa Kemal’e selam olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108