Aslında trafik terörü değil de sürücü terörü demek daha doğru olur. Yani, sürücü terörist olursa, ondan her şey beklenir. Sen ki, kural tanımaz, kafana göre hareket edersen, elbette kazalara sebebiyet verirsin.

Benim bir arkadaşım var ki, araba sürmesini pek beceremez. Yani, şoförlüğü yok gibi. Öyle olmasına rağmen, kurallara harfiyen uyduğundan bu güne kadar ne bir kaza yapmış ve ne de bir kazaya sebebiyet vermiştir.

Yani, kurallara uyum o derece önemlidir demek istiyorum.

Dolayısıyla Terör; sadece bu ülkeyi bölmek isteyenler tarafından değil, trafikte de oluyor pekâlâ.

Birinin ipleri dış güçlerin elinde. Ki, onu bertaraf etmek pek mümkün değilse de, trafik terörünü bertaraf etmek elimizde…

Kurallara riayet ile birbirinin hakkına saygı gösterilirse eğer, bu sorunun hakkından gelmek mümkün!...

Bunun için de daha çok trafik polislerine iş düşüyor.

Ki onlardan vazife yapmalarını bekliyoruz.

Bakın o zaman bu trafik terörü nasıl da azalıyor.  

Bir zamanlar adamın ayağına giyecek donu yoktu. Ama sonradan ne oldu bilinmez, herhalde “Allah yürü ya kulum” dedi de para-pul sahibi oldu.

Kapısında son model hususi arabalar.

Oğlu direksiyona kurulduğu zaman sanırsınız camdan dışarı fırlayacak. Öylesine yan oturur!

Halkın söylemine göre, bu durumda az benzin yakıyormuş.

Babası kimin kapısında dilenirdi, onu yolda görünce değil arabasına almak, daha çok gaza basarak nispet yapmaya çalışır.

Böylesine de “sonradan görme” diyorlar işte!..

Araba onun için mesele değil. Her marka otomobili var babasının.

Ayrıca babası birkaç bin lira da cebine atıyor şöyle sigara parası olsun gibilerden.

Böyle bir kişi elbette ki para kazanmak için uğraş vermeyi düşünmez de hep harcamayı düşünür…

Kalabalık bir caddede sürat yapmak, korkuyla kaçışanları seyretmek ve gerek acı fren yaparken ve gerekse ani kalkışlarda meydana gelen lastik gıcırtılarını dinlemek en büyük zevkleri arasında.

Ha bir de kendisine ceza yazan trafik polislerine tepeden bakarak parayı atacak kadar da şımarık.

Teybi sonuna kadar açarak arabesk dinliyor. Bir taraftan da direksiyona eliyle vurarak tempo tutuyor. Kendisini uyaranları duymuyor bile.

Yok efendim trafik kuralıymış, hatalı sollamaymış tınmıyor bile.       Öylesine saygısız.

Yok durmak yasakmış, park edilmezmiş, sağa sola dönülmezmiş, giriş yasakmış, tek yönlü yolmuş, kırmızı ışıkmış, bütün bu kuralları ihlal etmeyi hüner sanacak kadar da ukala. Her biri hayat kurtaran trafik kuralları büyük araştırmalar sonucu elde edilmiştir. Emniyet kemerinin faydası tartışılmaz. Ama yine de takmayı kendisine yakıştıramaz. Hele tatil günleri piknik yerleri dolup taşar. Ne var ki piknik yapılacak hemen her yer rakı sofralarıyla donatılmıştır. Şöyle ailenizle birlikte oturabileceğiniz bir yer bulamazsınız. Oysa bu gibi yerlerde içki içmek yasakmış, sadece kağıt üzerinde galiba. Neyse, konumuz bu değil.             Akşam olup çatıyor, dönüş zamanı. Adamın ehliyeti var ya, geçiyor direksiyonun başına ve yola koyuluyor.

Dümdüz yolda zikzaklar çiziyor. Bazen kendi yoluna, bazen de karşısındakinin yoluna geçiyor. Bazen de komalara vuruyor. Hiç gereği yokken düz yolda takla atıyorlar.

Dolayısıyla, çoluk-çocuğunu yanına alarak şöyle bir hava almak isteyen garibanların katili oluyorlar... Bu arada kendi canına kıyanlar da oluyor tabii. Öncelikle bu terörü durdurmak gerek! Ama nasıl? Nasıl gerekiyorsa öyle! Dolayısıyla, öncelikle trafik polisleri hatır gözetmeden kuralların uygulanmasını sağlayacak ve bu trafik magandalarına hadlerini bildirecek!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.