banner114

Şair, “Mâzisi yıkık milletin âtisi olur mu” der. Geleceğe güvenle ve umutla bakabilmek için Mâzi dediğimiz geçmişimizi ve bu geçmişe dayalı değerlerimizi iyi bilmek, yaşatmak  geleceğimizin tek teminatıdır. Ancak, tarih ve kültür zenginliğimiz içinde geçmişe dayalı değerlerin korunmadığını ve tahrip edildiğini görmek bana azap veriyor.

Şemde Trabzon için yapılmış birçok tahribattan iki tanesini belirterek, başta Valiliğimizin ve Valilik Kültür Müdürlüğümüz ile, Merkez Belediyelerimiz (Büyükşehir-Ortahisar) ve Kültür Müdürlerinin  dikkatlerini çekmek istiyorum.

***

1- İmâret (Hâtuniyye) Câmiî’nin güney tarafındaki alandı, U şeklinde duvar dibine sıra ile dikilmiş görkemli mezar kitabeleri vardı. Bunları, benim de içinde olduğum Trabzon Fetih Komitesi’nin tensibi ile, Sülüklü Mezarlığındaki yığınlar içinden seçerek Fetih Şenlikleri münasebetiyle seçerek buraya yerleştirilmişlerdi. Dönemin Belediye Başkanı Suat Oyman’ın talimatı ile bir ekip bu mezar başlıklarını buraya sıra ile dikerken, ben de görevli olarak birlikte olmuştum.

Bu mezar başlıklarından dedesinin mezar başlığını bulan oldu, merak edip okuyanlar, teşekkürlerini belirtti, Ankara’da bu mezar başlıkları için tezleri hazırlandı, araştırmalar yapıldı. Böylece köşeye atılmış bu başlıkları ayağa dikerek bir kültür hizmeti yapıldı.

Sonra, Tanjant yolu münasebetiyle tarihini ve kültürünü bilmeyen hangi nasipsiz talimat verdiyse, greyderle bu taşlar yerlerinden sökülerek yok edildiler.

2- Trabzon Ayasofya Câmiî’nin müze olduğu dönemde, güneyden girişin hemen sağında bahçe boyunca sıralanmış 30-40 kadar kitabeler, mezar başlıkları, mermer levhalar  bili kitabeleriyle teşhir ediliyordu. Trabzon tarihine ışık tutacak birçok eser, açık müze halinde araştırmacıların istifadesine ve gelen ziyaretçilerin bilgisine sunulmuştu. Zaman zaman bunları geçer, fotoğraflarını çeker ve istifade etmeye çalışırdım.

Şemde ise, Ayasofya Müzesini Câmiye dönüştürme işlemi gerçekleştirildiğinde, bütün bu tarihi malzeme toplanıp gelişi güzel girişin solunda Serander’in bulunduğu alandaki depoya gelişi güzel atıldılar. İtina gösterilmediği için bir kısmı kırıldı, zarar görü.

***

Bu iki olayda kültür adına suç işlenmiş, Millî kültürümüz yara almıştır. Suç var, cehalet var, anlayışsızlık var, amma ortada suçlu yok. Kim, hangi kültür yoksunu böylesine çirkinliğe talimat verdi bilemiyoruz. Onun için ilk etapta bu şehrin kültür değerlerini korumak, geliştirmek ve yaşatmakla sorumlu olan Kültür Müdürlüklerimi hatıra geliyor ve onlardan hesap sormak istiyoruz. Evet bu kültür cinayetini nasıl yaptınız? Vicdanlarınız hiç sızlamadı mı?

Kültür müdürlüklerimiz, hafta sonlarında bu tarihi kitabeleri okuyarak notlar alan Av. Mustafa Ustaömeroğlu’nun yakınmasını merak edip bir dinlesinler. Kendilerinde Tarih şuuru diye zerre kadar  nasipleri varsa, bu tahribatı sebep olan  müsebbipleri bulup hesap sorsunlar. Susmayıp, vicdanlarının sesini dinleyerek harekete geçsinler ve yapılan bu kültür katliamını telâfi edebilmek için birşeyler yapsınlar.

***

Evet, Trabzon’un Valisine, Kaymakamına, Belediye Başkanlarına da hitap ederek, emri altındaki sorumluların bu kültür hizmetlerindeki eksikliklerini görüp, ikaz etsinler, gerekeni yapıp, Trabzon’un bu ayıbı daha fazla  yaşamasına bir son versinler.

Şair ne güzel diyor: “Sahipsiz olan memleketin batması haktır / Sen sahip olursan bu vatan batmayacaktır” Bu vatana, bu kültüre sahibiyiz diyenlerin, bu dediklerinin eserini görmek istiyoruz. Zira “Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz /Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde”.  Lâf değil, eser görmek istiyoruz, eser….

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kadir Yeter. 3 ay önce

sayın hüseyin albayrak abim; bu konuyu yüz-yüze konuşup eksik bilgilerinizi tamamlamak isterim.
şimdiki, müdürlerimizin bu işte hiçbir günahı yok; çünkü, olay tarihinde o makamda değildiler.
bildiklerimi, fotoğraflarla belgemek benim için çok kolay.
mevsim dolayısı ile kapalı bir alanda bu konuda bildiklerimi nakletmek isterim.
trabzon'da iseniz, bu yazının altına davetinizi ekleyiniz.
tarihi eserlerin dağınıklığı ve sahipsizliği konusunda haklısınız.
bu eserlere yeni bir yer bulunana kadar, böyle devam edeceğe benziyor.
selâm ederim. 18.02.2019

banner108