Perdere la Trebisonda.”

Trabzon’u kaybetmek” demek…

Fatih, 1461’de Trabzon’u fethedince…

Avrupalı ticaret gemileri için daha da zorlu hale gelmiş Doğu Karadeniz.

Venedik ve Cenevizliler de Doğu Karadeniz’de eskisi gibi cirit atamamışlar.

Çünkü yol gösterecek fenerleri kalmamış.

Demir atacak limanları da…

Bu yüzden pusulayı şaşırıp, yollarını kaybetmişler.

Ve “Trabzon’u kaybetmek” sözü demir atmış ‘İtalyanca Deyimler Sözlüğü’ne.

İtalya’da biri yolunu mu kaybetti, pusulasını mı şaşırdı?

“Perdera la Trebisonda.”

Sanki biraz bizim “ne oldi” gibi.

***

Trabzon fethedilmeden İstanbul fethedilmiş sayılmaz.”

Böyle buyurmuş Fatih.

Ve Avrupa’da işleri yoluna koyduktan sonra Doğu Karadeniz’e yönelmiş.

Kendisi ordunun başında, donanması da denizden Trabzon’a…

Lakin Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan pek mutlu değildir bu durumdan.

Komnenosların kızıyla evlidir ve Osmanlı’ya karşı onları korumakta kararlıdır.

Annesi Sara Hatun’u gönderir, Fatih onun sözünü dinler diye…

Büyük saygı gösterir Sara Hatun’a fakat seferine devam eder Fatih.  

Zigana’yı geçtikleri sırada yaşadıkları zorluklara bizzat tanık olunca Sara Hatun…

Ey oğul, bir Trabzon için bunca zahmet nedendir” diye sorar.

Ana, bu zahmet din yolunadır. Zira bizim elimizde İslam kılıcı vardır. Bu zahmete katlanmazsak bize Gazi demek yalan olur.

***

Tam 104 yıl önce…

Sarıkamış Harekâtı ile Ruslara saldırdığımız günlerde…

Ağır kış şartları, acilen erzak ve giyecek gerekli.

Üç gemi, Trabzon’a varmak için Karadeniz’e açılır.

Yükler, karayoluyla Erzurum üzerinden cepheye taşınacaktır. 

Fakat Rus donanması tarafından bu gemiler batırılınca...

Kafkas Cephesi’ne yardım ulaştırılamaz ve on binlerce askerimiz Sarıkamış’ta şehit düşer. Haber, Osmanlı devlet erkânını olduğu kadar halkı da derinden üzer.

Gencecik evlatlarını cepheye gönderen ana babaların da yüreğini yakar.

Bu olay toplum vicdanında o kadar derin izler bırakır ki…

Zaman içinde bir deyime dönüşür. Kimi üzgün görseniz, yüzünden düşen bin parça…

Karadeniz’de gemilerin mi battı?”

Gemilerin battığı yer Zonguldak açıklarıdır ama gittiği yer Trabzon’dur.

***

Bu Trabzon’da ne var?

Bir kere İstanbul’dan daha önce de varmış.

İstanbul’dan sekiz yıl sonra Osmanlı idaresine girmiş.

Futbolda İstanbul saltanatına son vermiş, hem de altı kez.

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, vasiyetini bu kentte yazmış.

İşte böyle bir kenti kimse kaybetmek istemez.

Gülün Adı” ile tanıdığımız ünlü İtalyan yazar Umberto Eco bile el atmış bu işe.

İyi gazeteciliği tersinden göstererek anlattığı, kötü gazetecilik konusunda rehber sayılabilecek ‘Sıfır Sayı’da…

Trabzon, bir referans noktası...

Pusula ya da kuzey yıldızı gibi bir şey…

İşte bu yüzden “Trabzon’u kaybetmeyin” diyor romanında.

Çünkü “Trabzon’u kaybetmek” öyle sıradan bir kayıp değil.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Zelkif Teri 6 gün önce

Bilgi dolu yazılarını okuyup yeni bilgiler edinmek ya da bilgileri tazelemiş olmak bana bir başka mutluluk veriyor. Teşekkür ediyorum. Kalemin susmasın, ömrün uzun ve makbul olsun Allah'ın izniyle.

Avatar
Zühtü Akyıldız 5 gün önce

Yazı tarihi anlamlar içeriyor. Ancak Trabzon için geç kalınmış, zira yüzeyden bakıldığında bile Trabzon ‘un kaybedildiği görülebilir

banner89

banner108