Trabzon’da teşkilatlanma çalışmaları yürüten HDP’ye karşı, hemen tamamı Trabzonspor taraftarı olan gruplardan birkaçının düzenlediği eylem ülke gündeminde hâlâ yerini koruyor. Birden çok grubun Meydan’da toplanıp protesto etmesi bize göre de kendiliğinden gelişen bir eylem değildi. Fanatizmi birileri muhtemelen tetikledi.

***

Ancak Trabzon eski Trabzon değil. 2004 yılında 4 TAYAD’lı genç, bir provokasyon sonucu linç edilmek istenirken, şehir toplanıp o gençleri eleştirmişti. İHD hariç, sağı solu fark etmemiş, tüm siyasi partiler ve STK’lar o 4 genci, şehri kışkırtmakla suçlamıştı. Bildiriyi de dönemin belediye başkanı Volkan Canalioğlu okumuştu. TAYAD olaylarında kendi içindeki şiddeti destekleyen şehir daha sonra ağır bedeller ödedi. Önce Rahip Santoro, ardından Hrant Dink cinayetleri Trabzon’u güvensiz ve yaşanmaz kötü bir şehir ilan etmişti. Bir anlamda rüzgâr eken kentin dinamikleri fırtına biçmişti.

***

Bugün artık o Trabzon yok. Trabzon, kendi içindeki şiddet eğilimini Sümela’yı ibadete açarak yendi. Korkunun üzerine üzerine giderek ve de devleti (!) kontrol ederek kışkırtmaların önüne geçti. Geçmişte yaşadıklarından ders alan Trabzon, geçtiğimiz ay yaşanan HDP tepkilerine anında karşılık verdi. Büyükşehir Belediyesi’nden MHP’ye, AK Parti’ye, aday adaylarına ve STK’lara varıncaya kadar açıklamalar yapılarak HDP’nin yasal bir parti olduğu ve Trabzon’da da teşkilatlanabileceği kaydedildi. Yani şehir HDP’nin varlığından rahatsız değil.

Hal böyle iken, öncülüğünü Trabzonlu aydınlarımızın ve sanatçılarımızın yaptığı ortak çıkış ya da deklarasyon o eski Trabzon ruhunu yansıtmıyor. Sanki şehir HDP’nin kuruluşunu protesto edenlere sessiz kalmış gibi… Sanki Trabzon, protestocu fanatiklerin arkasındaymış gibi… Bu deklarasyon tüm ulusal medyada Trabzon imajını acaba nasıl yansıttı?

Trabzon’u faşist ve yaşanamaz bir kent gibi gösteren bu tür oluşumlar en fazla kentin ruhunu incitiyor. Derin devletin üzerinde yıllarca oynadığı, Kürt göçünün sistemli olarak kabul edilmediği Trabzon’daki tepkiler, her Anadolu kentinde olabilir. Kendi bölgesi dışında göç almayan ve bu anlamda farklılığı hiç yaşamayan Trabzon’u ‘yaşanamaz bir kent’ olarak göstermek kente sahip çıkmak değildir. Kentte yaşayanlara sahip çıkmak hiç değildir.

***

HDP’nin kurulmasını, kurucularını ‘hak’ olarak görenlerdeniz. Çözüm sürecine gönülden inananlardanız. Aydınlarımızdan bu bağlamda bir şey bekliyoruz.

Bize, Kürt faşistleri kınayan bir bildiride imzaları olduğunu gösterebilirler mi? Etnik milliyetçiliği hep beraber reddediyoruz. Acaba Kürtçülük bu keyfiyete girmez mi? Sokaklara hendek kuranlara… Onlara dozer ve kepçe sunanlara söyleyecek sözleri olmaz mı? Biz biliyoruz ki bugüne kadar söylemediler. Bundan sonra da söyleyeceklerini ya da söyleyebileceklerini zannetmiyoruz. İşte biz aydın samimiyeti arıyoruz.

Kürt gençlerini sokağa çağıran, 6-7 Ekim tarihlerinde bir iç savaş provası yaptıran HDP’yi de bir gün ortak deklarasyonla kınayabilseler… Hadi HDP’yi kınayamıyorlar!.. 50 civarında insanı bir gecede öldüren PKK’nın şehir uzantılarını kınayabilseler. Buna da razıyız. Trabzon’u kınamak kolay!.. Trabzon’u ırkçı, faşist ilan ederek aydın sayılma ucuzluğu hiç hoş değil. Ötekine hayat hakkı tanımayan her eyleme aynı tepkiyi göstermeliyiz. Bir de Trabzon’u doğru anlamak, anlayabilmek için arada bir Trabzon’a gelmeliyiz.

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37