Dedim: Muharrem Usta ve yönetimi Trabzonspor’da sorumluluk yüklendikten sonra nasıl bir tablo gözlemliyorsunuz? Camianın dinamizmini nasıl yorumlayacaksınız?

Dedi: Üzgünüm ama Trabzonsporlu olduğunu söyleyenler Trabzonspor için bir araya gelemiyor. Ne yazık ki Trabzon’un böyle bir sorunu var. Tabidir ki hâl böyle olunca camianın o muazzam dinamizmi kendi içinde tükeniyor.

Dedim: Bir araya gelememek yalnızca Trabzonspor için mi geçerli? Yoksa bu bir Trabzon klasiği mi?

Dedi: Aksine, olumsuz çoğu konuda bir araya gelebiliyorlar. Siyaseten… Trabzonspor’un seçilen yönetimine karşı… Kendi beklentileri için hep bir aradalar. Söz konusu Trabzonspor olunca lâfta destek veriyorlar. Aslında kendilerini seviyorlar.

Dedim: O zaman samimî değiller. Trabzonspor sevgisi belki de yerini ‘Benim Trabzonspor’um’a bıraktı. Trabzonspor ancak onların oyuncağı olunca mı seviyorlar?..

Dedi: Kimsenin samimiyetini tartışamam. Ben yalnızca Trabzonspor’u çok sevdiğini söyleyenlerin Trabzonspor için bir araya gelemediklerini söyleyebilirim.

Dedim: ‘Trabzonspor’un rantiyecileri’ dersek nasıl bir tespit yapmış oluruz?

Dedi: İşlerine nasıl gelirse… Siyaseti kendileri yapıyorlar ama karşılarına aldıklarını mahkum etmek için siyaset yapmakla suçluyorlar. Hiçbir konuda samimî davranmıyorlar.

Dedim: İbrahim Hacıosmanoğlu’nu seçerken ‘Tayyip Erdoğan’a meydan okusun’ diye seçtiler. Sonra ‘Niye Erdoğan’la yan yana?’ deyip karşısına geçtiler. Getirirken de götürürken de siyaset yapanlar ‘Bak kulübe siyaset bulaştırdı’ diye cambazlık ürettiler.

Dedi: Yorum size ait. Siz zaten öteden beri görüp böyle yazıyorsunuz.

Dedim: Ayrışma yalnız siyaset yüzünden mi?

Dedi: Daha vahimi guruplaşmalar. Herhangi birinin bir  meseleden dolayı öfke duyduğu ve dargın olduğu öteki ile bir ilişki kurmayagör. Hemen karşınıza geçiyorlar.

Dedim: ‘Düşmanımın düşmanı dostumdur’ gibi bir şey mi?

Dedi: Hayır hayır… Buradaki, ‘Düşmanımın dostu düşmanımdır’ biçiminde... Bakış dostluk üzerine kurulmayınca ve hep düşman arayınca böyle oluyor.

Dedim: ‘Küstümcüler’ denebilir mi?

Dedi: Sen söyledin. Ben bir sıfat yüklemedim.

Dedim: Trabzonspor bugün isim bazında TFF’de en çok isimle temsil edilen kulüplerden biri. Size göre hakikaten temsil ediliyor mu?

Dedi: Benim TFF’de gördüğüm masa üçgen. Ben dörtgen bir masa göremiyorum.

Dedim: Olayın medya ayağı… Yani ulusal medya nasıl?

Dedi: Medyada gördüğümde masaların hep üçgen olduğu… Yoksa siz farklı mı görüyorsunuz?

Dedim: Futbol kulübünü yönetmekle futbol takımı yönetmek arasındaki fark nedir?

Dedi: Soru yanlış. Mesele kulübü yönetebilmekte… Mesele yönetebilme ilkesinde… Lâkin futbolda tek başına çok iyi yönetici olmak da bazen sonuç vermeyebilir.

Dedim: Size göre Sayın Muharrem Usta başarılı olabilecek mi?

Dedi: Kendileri çok iyi bir yöneticidir. Kurumsallaştırmak O’nun işi. Kulübün yalnız ekonomik dar boğazında değil aynı zamanda moral ve ruhî çöküntü yaşadığı bir dönemde geldi. Şayet Usta’nın yerine başka biri seçilseydi şehre ‘sıradan bir kulüp olma zarureti enjekte edilecekti.’ Devasa sorunların üzerinden gelinemeyecekti başka yollara sapılacaktı. Yolları çıkarlarda birleşen bir grup var ki!.. ‘Ne olursa olsun Trabzonspor bizim olsun’un peşinde… Dolayısıyla Trabzonspor’u yalnız ekonomik ve manevî olarak değil bu türlerin tasallutundan  da kurtarmak gerekli. İşte Usta o zaman başarılı olacak.

Dedim: Usta bütün bunların farkında mı?

 

Dedi: Usta Trabzonspor’u büyük/küçük her türlü baskı ve tasalluttun iradesinden kurtarıp bir daha benzer ellere düşmemesinin sağlamanın peşinde…  Kulübe her alanda damga vurmak ve silinmeyecek izler bırakmanın derdinde. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.