Trabzonspor uzun bir aradan sonra galibiyetle tanıştı... 5 beraberlik ve 1 yenilgi sonrası gelen Alanyaspor galibiyeti biraz da olsa rahat nefes aldırdı.

Bu galibiyet camiada ve taraftarlarda memnuniyet anlamında çok da fazla karşılık bulmadı diyebiliriz. Zira geçen hafta tam da maçın öncesinde Trabzonspor’un mali tablosu açıklandı.

Trabzonspor’un borç yükünün ne kadar ağır olduğu bu tabloda da açıkça görüldü. ‘Bu tabloda sorumluluk-yükümlülük mevcut yönetimdedir’ demek hem haksızlık hem de abesle iştigaldir. Nitekim bu borç yükü Trabzonspor’un son yıllarda birike birike gelen tablosundan başka bir şey değil. Bunun yanında bir de döviz kurunun artışı var ki deyim yerindeyse tuz-biber olmuş.

Bu tablo üzerinden mevcut yönetime yüklenip, ‘bu sizin suçunuz’ demek biraz kolaycılığa kaçmak demek kanımızca. Eee saha sonuçları da biraz kötü gidince, yüklenmek-eleştirmek hatta ve hatta hakarete varan sözler sarf etme konusunda daha da bir cesur yapıyor bazı kesimleri.

Oysa... hani sadece Trabzonspor’du derdimiz.

Hani Trabzonspor bu şehrin markasıydı!

Hatırlıyorum da, Sadri Şener’in ikinci döneminde takımın dip yaptığı zamanlardı... Akhisar’la deplasmanda oynanacak maç öncesi takım yine diplerde ve o maç öncesi şehrin büyüğü eski Bakanımız Faruk Özak yine bir abilik yapıp takımın kurtuluşu adına Trabzonlu iş adamlarından maddi kaynak sağlayıp futbolculara prim vererek, ‘Maç öncesi doping’ yapılmasını sağlamıştı. Hatta o maça da yine takımla giden foto muhabirlerinden biriydik. O süreçte birlik-beraberlik için güzel çalışmalar ve dayanışma örnekleri sergilenmişti.

Sonuç; ne yazık ki o maçı da Trabzonspor 1-0 kaybetmişti. Ve hiç unutamadığımız fotoğraflardan birisini çekmiştik o maç sonrası. Sportif Direktör Yılmaz Büyükaydın’ın maç sonu yıkılmış-bitmiş bir görüntüyle ağladığı halini...

Anlatmak istediğimiz sonuçtan ziyade o süreçte takımın bulunduğu yerde ve içinde bulunduğu durumdan kurtarmak için herkes harekete geçerken neden bugün aynı birliktelik için kimse kılını kıpırdatmıyor? Öyle ya Trabzonspor hepimizin...

Dedik ya herkes kolaycılığa kaçıp sadece eleştiriyor. Çünkü şimdilerde  her yer, her şey sosyal medyadan yönetiliyor ya!

Eğer gerçekten ortak payda Trabzonspor ise eleştiri yapıp, yıkmak değil, bir araya gelip bu kulübü, koskoca bu camiayı ayakta tutmak zamanıdır.

***

Görev yine taraftarın!

Pazartesi günü Beşiktaş ile oynanacak maç için bazıları kötü senaryoları yazdı hatta oynatmaya bile başladı. Bu takım fark yer, bu takım ezilir, bu takım şöyle... Evet Fenerbahçe karşısındaki Beşiktaş çok iyi bir futbol ortaya koyduğu ve kazandı. İyi de Trabzonspor’un geçen yıl aynı Beşiktaş’ı ile yaptığı maç öncesinde de aynı senaryolar yazılmıştı. Ve son dakikalarda deyim yerindeyse Trabzonspor’un elinden kurtulmuştu aynı Beşiktaş... ‘Bir maç için en önemli unsur her zaman taraftardır’ tezinden hareketle; Trabzonspor taraftarı Beşiktaş maçında da çok önemli bir görev üstlenecek. Sadece 12. adam değil takımın itici gücü olacak belki de taraftar maçı kazandıracak. İşte bu sebeple bu maçta en önemli görev taraftara düşecek. Önce stadı dolduracak sonra da Türkiye’ye örnek bir profil çizecek. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner108