Trabzonspor’un bir an evvel hukukun ellerine(kayyum) teslim edilmesi gerektiği görüşümüzü bazıları darbe olarak yorumluyor. Kayyuma teslimi, kulübün bitirilmesi olarak yorumluyor. Halbuki kayyum anti demokratik bir anlayışla ele geçirilmiş pozisyonundaki bir yapıyı hukuk eliyle kurtarmayı amaçlıyor.

 

 

 

Kayyum her zaman son çaredir. Bazen çaresizlikten dolayı son çaredir, bazen de sahip çıkabilmek ve çare olabilmek için son çaredir. Trabzonspor’un kayyum eliyle kurtarılmasını istemek bu ikinci maddedir. Zira son kongre göstermiştir ki kulüp yönetimi, demokratik yöntemlere itibar etmiyor ve etmeyecektir. Kazanamayanı, kazandı diye ilan edenler yarın yine hukuksuz bir biçimde sandık sonuçlarını da ters yüz edecektir.

***

Trabzonspor bugün geleceğini kurtarma mücadelesiyle karşı karşıyadır. İşgal kavramını kabul etmiyoruz. İşgal, yabancı bir gücü çağrıştırır. Yabancı bir güçten bahsedilemez. Lakin kulüp bugün ele geçirilmiş hükmündedir. Yine kendi mensupları tarafından ve taban iradesine rağmen yönetilmektedir. Sandığa gidilmemekte, gidildiği veya gidileceği zaman da istenen sonuç yasal olmayan yollarla hedeflenmektedir. Nitekim Mali Genel Kurul bunu göstermiştir.

***

Şike ve kupa iddiası ile Trabzonspor tabanından yetki isteyenler, kupayı çoktan unutmuştur. Bugün artık şike yapanlarla mücadele yerine, şike yapmayanlarla mücadele edilmektedir. Kulübün borçlandırılmasına karşı çıkıp, kurtarıcı olacaklarını söyleyenler altından kalkılamayacak ve iflas noktasına doğru bir sürece seyretmektedir. Saha sonuçları ve şampiyonluk umuduna sarılanlar bu alanda da tükenmiştir. Üç iddianın hiçbirinde başarı sağlayamayan bir yönetim gitmemek için antidemokratik uygulamalara sapmışsa hukuktan başka hangi çareye başvurulabilir?

Sorunun kaynağı Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu olsa da tek başına değildir. Şehirde bir akıl tutulması hakimdir. Seçilemeyeni galip ilan eden doktor sıradan biri… Seçilemediği halde divan başkanlığını kabul eden bürokrat, herkesin saygı duyduğu ve bir siyasi partimizin vekil adayı yaptığı isimdir. Bir camianın iradesi karşısında bu görevi nasıl kabul etmiştir?.. Yüzüne karşı yapılan onca eleştiriye rağmen sonucu nasıl hazmedebilmiştir? Divan üyelerinden biri bu kentin Kent Konseyi Başkanı’dır. Sayın Mustafa Yaylalı bu kadar önemli bir görevde o divanda oturmayı ve o tutanaklara imza atmayı nasıl izah edecektir? Kent Konseyi Başkanı olarak artık nasıl saygı bekleyecektir?..

Demokratik kurumların başında oturanlar, yeri geldiğinde antidemokratik yöntemleri içlerine nasıl sindirebilmektedir. Yaylalı, ya özür dilemeli ya da Kent Konseyi Başkanlığı’ndan istifa etmelidir.

Sonuç… Kurumlar da devlet gibi demokratik hukuk yöntemleriyle idare edilirler. Her halükarda insanların seçme iradeleri esastır. Bu iradeye ipotek konduğunda,  bu irade askıya alındığında ele geçirme söz konusudur. Böyle bir durumda da hakem olarak hukuka başvurulur. Trabzonspor şimdi böyle bir noktadadır. Hukuk el koymalı kayyum eliyle yeniden demokrasi işletilmelidir. Hukuku (Kayyumu) darbe gibi gösterenler demokrasiyi özümseyemeyenlerdir. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner89

banner37